Şiir • Bilinmiyor

Yoksa Ben Ölmek Yerine

Yazar / Şair

Soysal EKİNCİ
person

1

İhanetler silsilesinden geçtim

Ne aşk, ne arabesk sevgilim

Ben gerçekten kederdeyim

2

Mart yine soğuk geçti, uzadı sakallarım

Düşman gibi bilinen tarafların ortasında şaşırıp

kaldım

(Eski yoldaşlarım,

Yargısız infaz timleri,

Ve bir de kirletilen doğanın sayrılık melekleri

Üçlü bir ölüm çaprazına aldılar beni...)

3

Ne zaman düşünsem aynı

Ne zaman üşürsem yağmur yağar

Yoksullar koşar sokakta,

Şimşek üstüne yıldırım,

Yıldırım üstüne şimşek iner başıma

4

Sokaklar umutsuz dolaşılmıyor

Şiir desen işsiz ve aç yazılmıyor

(Bozkırda da öyleydi

Yalnız kaldığımda

İki dağ arasında aç ve umarsız

Sular beni çekerdi

Orda; kille yıkanırdım başıboş akan kül nehrinde

Dorukları kimin için boyardım şehvetin kızıllığına

Belli değil sevgilim;

Ben neleri sevmişim, kimlere bağlanmışım bilir miyim

Şimdi ama, tek şey varsa bildiğim;

Ormandaki kuşlarına aşıktım,

Tıpkı tutkunlara edilen ihanetler gibi,

Baharlarına doyamadan ayrıldım

Bütün ömrüm

Ufkun o tatlı renkleri altında geçecek sanmıştım...)

5

Uzun yıllar bu şehirde

İşsizlikle iş arasında gidip geldim,

Cebim para görmedi,

Hangi sofraya baktıysam,

Gözüme emeğin teri kaçtı, yememe gerek kalmadı

Hangi özneye bağlandıysam

Sonunda öteki eliyle beni tokatladı,

Açtığım musluklar

Yüzüme çarpacak bir yudum su akıtmadı...

(Geçtiği yollardan sadece toz çıkarırdı araçlar

Şimdi yağmurda bile koku var;

Mıncıdı çöp, mıncıdı toprak, mıncıdı beton yığınlar)

Evler sokaklar küçüldükçe insanlar iyice domuzlaştı

Okullar paralandıkça medreseler mantar gibi çoğaldı

İşportaya düşmüş bir mal gibi

Caddelere serer oldum kıldığım bütün namazları

6

Dedim ya şiir

Umutsuzken yazılmıyor sevgilim

(Kitaplara bakarken Beyoğlu sahaflarında

Müslüman bir matbaacı

Abi gel hele, gel otur dedi

Sanki benden yüz yıl önce doğmuş gibi;

Biz seni tanırız, yetmedi mi kitaba verdiğin para

Sen işçi değil efendi olacak adamdın ama...

Madem ehli İslamız

Madem birbirimize yardım için varız, dedi,

Ve benzeri bir sürü kocakarı öğüdünden sonra;

Sigortasız bir şapka geçirdi başıma.

Aslında şapka mıydı geçirdiği, kazık mı belli değil,

Belli olan tek şey varsa sevgilim, geceyi gündüze kararacağım

Ve örtüldüğüm bu çöplüğün altında

Sonuna kadar senin için çırpınacağım...)

"1"

Sevgilim,

Ah benim yanlışlarım yüzünden, asyada

Ölümünü bile örgütleyip öyle örten sevgilim

Keşke ölmeseydin, keşke ölmeseydin

Sevgilim bu yaştan sonra gulyabani

Bukalemun ve hayalet gibi

Nasıl gezersin bu şehri, nasıl gezerim...

7

Çekin üstümden, bütün ışıkları çekin

Yönümü saptayamıyorum öğle vaktinde bile

Güneş değil batışa sürüklenen benim

Karanlık bir hücreye hapsedin beni

Orda

Işıkla gölgeyi karıştırıp

Resimle yapmalıyım bir zaman

Karda izi okunmayan giz'li bir ceren

Ve sokak fırtınalarında uçmayacak kadar

(Belki bir yer altı kayası gibi) ağır olmalı resimdeki kadınım

Olmazsa simler çekmeliyim üstüme

Bütün aşıklar öldü, bütün aşklar kirlendi madem

Aşksız ve kadınsız

Gebermeliyim bu şehirde

Sabah şebnemi kadar kısa olmalı hikayem

Kürdistan'da kirletilen masum aşiret kızı

Ve dağda düşmüş bir gerillanın kesilmiş hızı gibi

Benliğinizi sarıp, iliklerinize kadar titretmeli sizi

Su istedi, toprak istedi deyin, kurumuş çiçeklerine

Bir kuyu açabilseydi,

Bir kova, çıkrık olabilseydi

Sorabilseydi kuyunun başına gelen herkese

Sorabilseydi

Mutluluk taşırdı onu bizlere...

8

Ne kadar düşünsem aynı

Ne zaman üşürsem yağmur yağar

Yolum değilse bile sevgilim

Benim sonum belli

Sevginin ince tülüyle sarmadıkça ben seni (sen beni)

Yine kana düşerim hiç yoktan

Yine davalar açılır aleyhimde...

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...