Şiir • Bilinmiyor

Yaşlı Adam

Yazar / Şair

Gürsel İLERİ

Zaman su gibi akıyor

Ne çabuk geçiyor Yıllar

Bu ağarmış saçlar

Titreyen eller

Yorgun gözler benim mi?

Ben

Ben miyim bu aynadaki adam

Sonbaharını yaşayan

Bu yaşlı adam ben miyim?

Beynim bana garip oyunlar oynuyor

Yoksa bunamak dedikleri bu mu?

Ya o malum sona yaklaşmanın habercisi

Bu sonu gelmeyen yorgunluk mu?

Ne garip oysa içimde hala özlemler

Tazeliğini yitirmeyen bir şeyler var

Bir zamanlar bükülmeyen bu bilek

Şimdi birkaç kaşık çorbayı içerken

Şu titreyen el mi, üstüme dökerek

Ya bu yorgun yürek

Durmak için gün sayıyor iç çekerek

Yıllar böyle mi geçermiş

İnsanı bu hale getirerek

Herkes gitti bir bir

Bana yabancı oldu doğup, büyüdüğüm bu şehir

Şu yaşlılık ne acayip şey

Daha akşam ne yediğimi unutuyorum da

Hala hatırımda ilkokulda ezberlediğim şiir

Ölüp gidenler gözümün önünde, aklımda da

Yaşayanları artık tanıyamıyorum

Aklım bana garip oyunlar oynuyor

Bunamak dedikleri bu olsa gerek, öyle sanıyorum

Ne berbat şey bu ihtiyarlık

Sesim yorgun, sesim kırık

Kiminle dertleşeyim ki, gitsin içimden bu darlık

Ömür dağını tırmandım, durduğum yer doruk

Yaş doksanı aştı

Kim dinler seni moruk

Ne zor şey şu yaşlılık

Ne kötü şey

Yaşlılıkta yalnızlık

Ah! Hayat arkadaşım

Biz seninle kırk bir yıl bir yastığa baş koyduk

Sanmasınlar birbirimize doyduk

Ölüm alıp gitmeseydi seni

Biliyorum

Sen böyle bir başıma asla bırakmazdın beni

İki oğul bıraktın bana, Bedirhan ve Cemal?i

Şimdi ikisi de yok yanımda

Biliyorsun

Cemal daha çocukluğundan ağır başlıydı

Efendiydi

O beni hiç kırmadı, üzmedi

Ama bütün iyiler gibi ömrü uzun sürmedi

Bana evlat acısını tattırıp

Senin yanına gitti

Bedirhan?ı biliyorsun, anlatmama gerek var mı?

Tamam, evladımız ama kızma bana canım

Bedirhan tam bir itti

Hani diyorlar ya

Beş parmağın beşi bir olmazmış

Bütün kötü huylar onda toplanmış

Kumar, içki, kadın

Adı batsın böyle evladın

En sonunda da sürtüğün biri ile kaçtı

Hani o melek gibi gelinimizi yüzüstü bıraktı

O güzelim yuvasını dağıttı, yıktı

Ve annesi

Selin?imiz, küçük prensesimizi de aldı

Memleketine, baba ocağına döndü

Yıllar geçti

Büyümüş, genç kız olmuştur şimdi Selin

Canımız, kanımız şimdi hangi köşesinde yaban elin

Görse şimdi tanımaz bile belki beni

Tanımaz öz dedesini

Yıllar oldu Bedirhan aramadı, sormadı

Kapadım artık onun defterini

"Zaman su gibi akıyor"

Ne berbat şey şu yaşlılık

Beynim garip oyunlar oynuyor bana

Hep anılara dalıyor

Unutuyorum hangi yılda

Hangi ayda, hangi gündeyiz

Bazen şu bastona dayanıp gezmeye çıkıyorum

Zaten dayanacak başka kimsem de kalmadı

Sonra saatlerce bir bankta oturuyorum

Biri geçiyor yoldan

Cemal?e benzetiyorum

Cemal sanıyorum

Tam seslenmek üzereyken aklımı son anda toparlıyorum

Hep unutuyorum

Hep unutuyorum Cemal?in öldüğünü

Beynim bana garip oyunlar oynuyor

Bunamak dedikleri bu olsa gerek

Nasıl da aldanıyor insanlar

Bir gün yolun sonuna gelmeyeceklerini zannederek

Ne zor şey şu yaşlılık

Bu titreyen ellere bir daha gelmez derman

Saçımın siyahını, yüreğimin ışığını

Tüm sevdiklerimi aldı gitti zaman

Ve işte geldi hazan

Döküldü tüm yaprakları

Ömür denen ağacın

Artık daha ötesi yok biliyorum

Ben bu ağaçtaki

Sararmış, kurumuş son yaprağım

Azrail?in tırpanını

Rüzgârın son fısıltısını bekliyorum...

Gürsel İleri

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...