Şiir • Bilinmiyor

Vurgunum

person

Vurgunum ben tıpkı Kerem misâli,

Toprağa yaprağa taşa vurgunum.

Dokunuşlar vardır yoktur emsâli,

Dertleri nasırlı yaşa vurgunum.

Ömrümü uzattım ulu davâya,

Koşturamam artık nefsi hevâya,

Bir avuç aşk ektim deli sevdaya,

Secdeyi titreten başa vurgunum

Durgun vakitlerde öten boruya,

Gergefi peteğe saran arıya,

Yaşam şehvetinde o zor soruya,

Âlemin hasreti beşe vurgunum.

Süvâri bekleyen küheylanlara,

Ölümü kuşatan Alparslan’lara,

Vurgunum yarına, kutlu dünlere,

Kubbesi çöl kokan taşa vurgunum.

Kara sevda belki taptâze diyâr,

Kaderi koynunda ikliminde yâr,

İki gözü çeşme Rabia’lar var,

İffet abîdesi eşe vurgunum

Sözlerim mülteci solmakta sesim,

Lisan-ı hâfi mi acep nefesim,

Nerdesin ıstırap, nerdesin âsım,

Son ilkbahar, güze, kışa vurgunum.

25.04.12 Bursa

Lokman Hekim

Enâniyet nedir, samimiyet kim,

Hakikâte ermek gerek nitekim.

Mükemmellik var ki ölmeden ölmek;

Nasîhatler piri,pir Lokman Hekim

26.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Sen Oğul

Makbuldür her dâim ak alın teri,

Öteden bihaber râks ile değil!

Git, mütemadiyen hâyır ve şerri,

Kulaktan kulağa duyur sen oğul.

Her yöreyi dolaş bütün beşeri,

Lâkin gerekirse önünde eğil.

İster soysuz olsun ister haşârı

Kulaktan kulağa duyur sen oğul.

Bazen bir bahçe ol bazen de arı,

Hiçliğe bürünüp ufalıp döğül!

Onu duyurmaktır büyük başarı,

Kulaktan kulağa duyur sen oğul.

20.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Susadıkça

Yaşlı bir çınar gibiyim susuz kalan

Karanlıkta üşüyen

Dallarım çıtkırıldım

Alnından öptüğüm yağmur nerdesin

Dibimde namussuzlar

Tepinir nâra atar

Gölgeliklerimi ezer

İnadına kadeh vurur

Şerefe der

Ben susadıkça

Şerefe dostum

Hangi şerefe

Gövden pek doğurgan

Ve gözlerin soğulmuş

Tıpkı ikiz anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut

Bakışların korkusuz

Dört mevsim ölüm sağıyorsun

Farkında mısın be adam

Cigara haraç, idrak ezelden mahpus

Şişelerin ırgadı gel hele

Reva mı böyle

Duyuyor musun?

20.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Ne Demeli

Çehresi postal rengi, nurdan nasipsiz alın;

Pek vermekten dem vurur, epeyce boynu kalın!

Ne demeli bilmem ki, besmelesiz götürür,

Sakaldan utan desem; ne suçu var sakalın!

19.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Nefs...

Gâh kül renginde tekir;

Gâh Tuzsuz Deli Bekir!

Gâh bıçkın delikânlı,

Gâh olur Münker-Nekir.

19.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek, kuş sesi gibi ılık,

Aynen ikbal yıldızı, susmuş yazgıyı bekler.

Sükûtun imbiğinde, bakışlar kalabalık,

Her ne zaman ağlasa, ona benzer bebekler.

Lacivert zamanlarda, hüzün salar her dâim;

İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar

Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim,

Ellerinden tutunca yanakları kızarır,

Cemrelerde ısınıp, mektuplarda yanıyor,

Mektuplar el yazması, bende varım bir baktım.

Yemyeşil duâlarla, günbegün boyanıyor,

Nurlu yüzünden öpüp, tebessümler bıraktım.

Hem aşk bir vuslât ise; neylerim kuşkuları,

Kazanlarda demleyip, beyaz kefene sarın.

Bıçkılayın peşimden, kan rengi coşkuları

Sorulursa hakkınız, helâl deyin haykırın!

Biliyor sığınağım, yürek sesi bu konu,

Teneşire gül koyun, çelenk neymiş hurâfe!

Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu,

Yine oldum tüy gibi, üveyk gibi bu defa.

İffetin her rengi var, vallâhi başka edâ,

Kırdım tüm heykelleri, hüzne sarmalar attım.

Artık vuslât ölümüm, nâkış nâkış şühedâ,

Cânım, mâhzûn bakışlım, yine seni anlattım.

18.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Ölesin Ayrılık

Ak düştü kaşıma hasret çekmekten,

Belâsın ayrılık duyuyor musun?

Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten,

Hilesin ayrılık duyuyor musun?

Su gibi çağlayıp yel gibi estin,

Dağları belleyip zamanı kestin,

Mecâlsiz gecemde bir mâvi sestin,

N’olasın ayrılık,duyuyor musun?

Uykuyu giydirip geceyi soydun,

Zamanı tarayıp mevsimi oydun,

Sanki teneşire ölümü koydun,

Salâsın ayrılık duyuyor musun?

Bulutlar neşveli, yıldızlar sissiz,

Neden ben çileli sen benden sessiz,

Git ordan hâl bilmez,tasasız hissiz,

Çilesin ayrılık duyuyor musun?

Aşk sen ihânet sen, işkencede sen,

Hüznün her kuşağı, her hecede sen,

Azâpsın aşırı derecede sen,

Bilesin ayrılık, duyuyor musun?

Susman tıpkı Nemrut, konuşman belâ,

Yüreğim ağzımda yaşarım hâlâ,

Bu bâhtı karayı râhmete ala,

Ölesin ayrılık, duyuyor musun?

Leylâ’da ayrılık aşkın fermanı,

Derdi halk eyleyen verir dermanı

Ve sonun başında vuslât harmanı,

Olasın ayrılık, duyuyor musun?

17.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

İrtica

Tankın gölgesine kıstırıldık dün,

Ölüler ürettik gece gündüzün.

Meramı anladım kuru irtica,

Acâyıp karıştı, hece aşk vezin.

Hasta çocuk gibi o günlerde ben,

Çok bana benziyor benle harbeden.

Kulağıma bir ses; soru irtica

Şükür lütfeyledi çıktık darbeden.

16.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Alın Teri

“Çalışanın alnında, kurumadan terini…”;

Bu muhteşem vecizi hebâ etme hayhuya!

Ferasetten kopmadan hesapla günlerini,

Uyan yakalanmadan, ölüm denen uykuya.

16.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

İstikâmet

Bekleyeni unutur, ihmâl eder uyursun,

Bağırır Münker-Nekir, öndekiler buyursun…

Sen ne biçim yolcusun, hem kimdir klavuzun;

Müstâkime muhalif,müslümanım diyorsun!

13.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Olur mu

Gülüşü bir güneş, bakışı yaydı;

Nazarı âdeta içime kaydı.

Beni kimler anlar, yanık sineler,

Hiç bahar olur mu âşk olmasaydı!

13.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Kalem Kılıç

Mevsim bozuk, rüzgâr asi, mısralarım vicdan sesi,

Yağmur bulut aşk ihlâsı, hece hece dizerim ben.

"Vurgunum ben tıpkı Kerem misâli,"

İftira, zân, şöhret paye, ahvâl neydi, neydi gâye,

Nifak ektik kin bahçeye, düşündükçe kızarım ben.

Ölümsüzlük demek suçtu, ya radikâl veya uçtu(!)

Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben.

Hava duman ortalık sis, izân ithâl ruhlar hapis,

İsmen bizden zihnen deyyus, affediniz, bizârım ben.

Izdırap yok mâya haram, zalim değil zulme yaram,

Dimağından bir tek gram… yutanlara mezarım ben.

Genç ihtiyâr hilebazın, din taciri ham yobazın…

Söylüyorum bunu yazın, softa demem üzerim ben.

Esen rüzgâr mor hisleri, bağ bozduran bahisleri,

Baş döndüren yeisleri, müşkülleri çözerim ben.

Türkistan’lı, Irak’lıyım, Çeçenya’da sarıklıyım,

Şeyh Şâmil’e meraklıyım, mârifetli gezerim ben.

Gökte kartal yerde hürüm, ben beynimden düşünürüm,

Yıpranırım, aşınırım, hain kimdir sezerim ben.

İbrahim’i soyum aslen, gâh birinci Kılıçaslan,

Malazgirt ben, ben Alparslan, gâh cengâver vezirim ben.

Gâh Kosova Niğbolu’yum, paramparça dopdoluyum.

Kayı boyu, Köroğlu’yum, zor günlere hazırım ben.

Ak mâziyi hâykır hiddet, ben “devlet-i ebed müddet”,

Ah şahâdet, ah şahâdet, Preveze Hazar’ım ben.

Al bayrağım, nurdan çelenk, gökyüzüne sâl rengârenk,

Korku sâlar mâhşere denk, mazlumlara Hızır’ım ben.

Bursa, Mekke, Açe Hatay, mihrap, kemer, kubbeyim say,

Kalp ve dudak, Hây Allâh Hây! Sâmimiyet huzurum ben.

Her yanışı kül zannetme, tekâmül bu fâl zannetme,

Konuşan hâl, dil zannetme, muhâbbetle bezerim ben.

İniş-çıkış, sesleniş var, hikmet nerde, neye yarar,

Yapayalnız birer birer, pes etmeden yazarım ben.

Emânetim yüce dinim, Mevlâna ben Yunus benim,

Ben Barbaros Hayrettin’im, Akdeniz’de yüzerim ben.

Evliyâya, erenlere, vuslât eli verenlere,

Feth-i Mübin”görenlere, sükût-u hâl, nazarım ben.

“Edep yâ Hû! ” de hiçim de, “biz”e vardım “ben” içimde

Ve edebi bir biçimde, beyinlere kazarım ben.

Hâl, ifâde, sükût, kelâm, anlatıver beni kalem,

Milli ruhum ben vesselâm, kem gözleri çizerim ben

Yapayalnız Hüdâ ile ve ürperten nidâ ile

Firdevs yüzlü geda ile gece gündüz gezerim ben.

“Kalem kılıç” hû hûlarda, ruhum milli duygularda,

Berrâk, duru, pâk sularda; şâir, edip, yazarım ben.

11.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Divâne

Divâneler neden neşeli gelir

Âdeta küheylân, şişeli gelir

Peşinde koşarlar onlar sonsuzun

Dünyası öteye döşeli gelir

Hâşâ der, hâşâ der hâşâlı gelir

Dünyalık aramaz, boş eli gelir

Dâvasında yanar maşalı gelir

Tarifi perdeli, izâhı uzun

Yeryüzüne düşmüş düşeli gelir

Dergâhında pişmiş pişeli gelir

11.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Çınar İzleri

Ruhumda hiçliğin yokluğu gezer

Cinler gelir mahzenleri törpüler

Gecenin sesleri beynimi yüzer

Entariler sokaklara serpilir

Küfürlerim kaldı levh-i kaleme

Zamanı mı cürümleri eşmenin…

Dudak değdirmedim kûtsi kelâma

Suyu akmaz yeşil gözlü çeşmenin

Biryanım zifiri biryanım ışık

Şairlerin ilhâmları zindandan…

Meczup muyum kafam karmakarışık.

Tarih yazsam hikâyesi ezândan

Aklım köpük tıpkı, köpürürüm hem

Gâh susarım gâh zikreder lisânım

Çorak yüreklere eser mi meltem

Öylesine isli paslı insanım

Ağlatır geçmişin çınar izleri

Kaç düveli altüst etti bir gemi

Titretti Seyyidim tüm denizleri

Aşk inletti sahil bilmez âlemi

10.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Bizim Nesil

Sanki bizim nesil kuşaktan alık,

Berekette bizâr figür ve hece.

Mâna terk-i diyâr söz kalabalık,

Vakte düşüverir köşe dönmece.

Şiirde ölçeğim şöhrete adım,

Zikirde kıpkızıl kemik etlerim.

Rüzgârla her gece estim ağladım,

Acaba kabul mü ibadetlerim.

10.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Şâir

Şâir ölmeden önce

Bir selâm verir gider

Ürperirim deşince

Sessizce erir gider

Söner sessiz ışıklar

Duyun n’olur uşaklar

Şâir hep yalnız yaşar

Yürekten vurur gider

Hüzne meâl her şâir

Matem döken yâr şâir

Nere hele dur şâir

Aslına varır gider

Şiir var davâ için

Şiir var duâ için

Kimi burjuva için

Bekleyip yürür gider

Seyir eyle izâh et

Micingirt başka halet

Mısralara delâlet

O’na yalvarır gider

10.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Vur Beni Kadın

Sensiz gecelerim ölüm varlığı

Seni bekliyorum sar beni kadın

Sende peyda ettim ihtiyarlığı

Dile düşmüşlere sor beni kadın

O gözlerin benden aldı rengini

Sen bulmuşsun bende dengi dengini

Hem sevda tanımaz fakir zengini

Umutsuz aşkınla yor beni kadın

Ne eski köşküm var ne yıkık hamam

Kör olsun gözlerim tamam de tamam

Vuslat dalgaları söyle ne zaman

Azapsız günüm yok gör beni kadın

Ömür tükeniyor nağmenin dibi

İsmin yutkunurum mecnunlar gibi

Ölmeden öldürme sensiz edibi

Eriyip gitmeden vur beni kadın

Avutmaz dörtlükler yaş oldu elli

Varlıkta yokluğun belli besbelli

Benimki olmasın kuru teselli

Sensizlik ömrümü yer beni kadın

09.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Gerçek

İntikâm cürüm hep aklım barışta,

Kehânet ararım birkaç kuruşta.

Günahkâr cesette kalır mı acep;

Ruhumu ürpertir aşk yakarışta…

İhmal ettiğim şey “gerçek” yarışta,

Ben ifşa peşinde, ruh yalvarışta

Yaşadığım şeyler gelir mi acep;

Benimle birlikte O’na varışta!

09.04.12 Bursa

--------------------------------------------------------------------------------

Gelin

Çöle tomurcuğu ekmeğe gelin

Teslim bayrağını çekmeğe gelin

Gerçek seslenişi seyredersiniz

Zulmet hisarını yıkmaya gelin

Sükûtun sesini duyarak gelin

Davranış kirini yuyarak gelin

Görüp idrâk edip hasredersiniz

Verenin gücünü yayarak gelin

Zannı terk eyleyip teperek gelin

Sevginin alnından öperek gelin

Mevlâna misali neşredersiniz

Aşk ile gönülden koparak gelin

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...