Şiir • Bilinmiyor

Tesirli Dörtlükler

person

Dörtlükler

Ben derdimi acımı dörtlük ve şiirlerle ifade ediyor yada etmeye çalışıyor nefes alıyorum adeta ... İşe yarıyor mu onu bilmiyorum... Hiç dertsiz kalmıyor başım, gönlüm ve gözyaşım. Sessiz sessiz yudumluyorum boğula boğula... Gözyaşım akmıyor dersem yalan olur… Bu dertlere sessiz dertsiz yığınları düşündükçe şaşıyorum üşüyorum ve dörtlüklerle düşünüp dörtlüklerle koşuyorum… Dörtlükler ruhumun ve gönlümün gözyaşları.Gözünde yaşı olmayanın gönlünde baharı olamaz… Hem buyurmadı mı ''Çok Ağlayın Az Gülün” Kainatın efendisi…

Nasip

İki ayrı âlem görmeli insan,

Sadakat sahibi görecek er geç.

Gayeden bihaber yoksa heyecan,

Takılma ahmağa bir selam ver geç.

Mersi

Mersi bay bay bravo, rep doldu iliklerim?

Düşman oldu kültüre, Moda'lı sülüklerim.

Edep kökünden feda,defileli bayraklar,

Yıkın arsız düzeni, yıkın kötülüklerim!

Fısıldar

Yer gök hep fısıldar Bâki'yi insanlara,

Öteleri tattırır ölümsüz vicdanlara.

Sonsuzluğun azmiyle gürül gürül beraber,

Safını belirleyip ne mutlu koşanlara...

Çile

Hep böyle sessiz mi yoksa çileli

Micingirt çiledir bildim bileli

Sükût eder bazen, bazen bir selam

Onu dertli eden şu gurbet eli

Berceste

Gözlerin berceste O'nu severek,

Mahremi tılsımla hep gizlenerek.

İnce zülüflerin mistik kokulu,

Üç beş lokma sevi birde sen gerek.

Kadın

Köpüren tebessüm içimde bade

Ötenin şevkiyle ruhumu sarar

Eşsiz hazinedir lakin dünyada

Vuslatı bilmeyen eş neye yarar

Sürmelidir

Mavi yeşil pembe mor ela göz sürmelidir

Çöl kokan yaşlarını yarama sürmelidir

O yaşa muhtaç ruhum, o yaş kucaklar beni

Leyla için dökülen gözyaşı sürmelidir

Hasbıhâl

Her yerde tesbihat zikir var ama

Bilmem ki orkestra nasıl görünür?

Yâr ile hasbıhâl belki zor ama

Avare düşlerim vuslat bürünür.

Ümit

Ümit varım ümit var, umut vardır bilirim,

Dava büyük, yol uzun; mazlumlar medet bekler...

Kol gezse de Nemrutlar İbrahim'le gelirim,

Şakıyacak bülbüller, gül kokacak çiçekler...

Hayret

Sevgiler çıldırdı sevgiyi seyret,

Değerler yerlerde millet ha gayret.

Acı bir tebessüm benimki zaten

Aziz Valentine sana ne hayret!

İstemezler

Allah bilir işini hele sabır yemezler,

Geçiciyi terk edip ebedi istemezler.

Arada bir bayramda secdeye gittiniz mi?

Müslümanlık eyvallah mabedi istemezler.

Kan Pıhtısı

Bir damla kan pıhtısı,üç beş nefes bir cenin.

Kibir gurur gösteriş,canı çıktı hecenin,

Afaki hülyalarla koca ömür geçerken,

Ne faydası var idi kaygısız didişmenin?

Ey Cân

Eşya benim âşıkta ben er de ben

Hayat ölüm gül cemâle perde ben

Günah benim vebâl de ben nurda ben

Söyle ey cân sen nerdesin nerde ben

Amiral Gemisi

Adam dine düşman irtica yafta,

Gırtlağı kin kusar midesi rafta!

İzzetten bihaber zillet sızdırır,

Kökünü araştır hangi tarafta!

Bedduâ

Hak batıl bedduâ ve kirli savaş,

O dehşetli davet gelinceye dek,

Sıların döküldü bak yavaş yavaş,

Ne yazık! Uğultu böyle sürecek.

Bihaber

Bir elimde davul bir elimde zil,

İdrakten nasipsiz, O'ndan bihaber

Nefsim itirazda, hadi be rezil...

Gönlüm boş gözüm boş, sondan bihaber...

Müftüymüş!

Tefekkürü yönetmek halin istikbalidir

Ve milletim sabırlı,sabırlı ahalidir.

Hedefiniz çok arsız ve gerçeğe perdeli,

'Benim dedem müftüydü' çözülmüşlük halidir.

Ecel

Ölüm elleşiyor ecelde sende,

Ses verir her nefes hemen ensende.

Ufukta bekliyor belki fısıldar,

Ümit ve endişe var mı kasende?

Evrim

Dilinden akseder âdemin şanı,

Lisânı kirletir nefs-i zebânı

Azgınlaşır bazen yazık esefler!

Kendine benzetir masum hayvanı.

Ömer Ekinci Micingirt

Hakikat

Ne devrimci ne faşist,

Ne Yahudi ne Budist...

Beni bana bildirdi,

Hakikat kutsi hadis...

Örtü

Sükûtun sırrıyla ağlayan sesi,

İdrâke çalış hem çevir suratı!

Aklın ermiyorsa sen neyin nesi,

Senin haddin midir örf ferâgati!

Öteki

Bâb-ı Âli yokuşu,idrâk noksan gözü aç,

Dudağını bükerek buyuruyor öteki!

Köşeleri zaptetmiş 'Zât'ı tespite muhtaç,

Tedhişlerin sonu yok,biz neciyiz biz peki?

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir

Pervaz et gel diyor müjdeli zikir

Dermansız dünyamda şafak doğmadan

Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Şöhret

Dolaşıp durma öyle şöhretin ortasında!

Aygırlarla iç içe, arsız ata bin hemen,

Paye yoktur bedelsiz, girdap var sonrasında,

Bu Micingirt ne söyler,bu dörtlükler ne menem?

Bireysellik

Şaşarım insanlara fısıltıya ne gerek,

Gerçeğe seslenelim nefsimizi ezerek.

Bireysellik zillettir peki kimler yaparlar?

Ahmak ile aptallar idraksiz gizlenerek...

Tesbit

Parazitler sardı kene pire bit,

Devirir peş peşe kadehler gel git.

Susta bir kulak ver hey insanoğlu!

Kantarsız, kıstassız ne acı tesbit.

Riya

Öteye yönelmeyip sonsuzluğa bürünüp,

Sokakların derdinde değilseniz hürsünüz.

O'nu idrak etmeyip eder gibi görünüp,

Kendinize varsanız neyi üfürürsünüz.

Şarap

Hep asi hep isyankar,gayrı meşru ve yasak...

Rubailer dolaşır,nerelere yamasak!

Ki O'na muhtaç herkes,şarap Hayyam ve azap...

Bu simsiyah şairi şarapla mı boyasak?

Şiir Yüzlü

Tufanın iklimi hep avaz avaz

Gürledin tek yürek arada yer yer

Birkaç tane dörtlük üç beş tane söz

Hep beni alt ettin şiir yüzlü yâr

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir

Pervaz et gel diyor müjdeli zikir

Dermansız dünyamda şafak doğmadan

Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Tolerans

Hafızalar yosun tutmuş liyâkatten eser yok,

Yalan-gerçek,isli-paslı hikmet heba ve sır yok.

Tolerans mı kurşunlandı dolu dizgin peş peşe,

Yaşıyoruz mefkûresiz anlatsam ne tesir yok.

Yaban Arısı

Nesilleri köksüz köpek sürüsü

Kime ne anlatsam bizden birisi (!)

Bir çirkef ki sorma kökünden cüda

Yerli bal yapar mı yaban arısı!

Zevk-Sefa

Seyrettim arkasından perdenin aval aval,

Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü.

Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval,

Hesap derin başladı her yanım derde düştü.

Akıl

Gerdan kırıp raks eyledik,

Hakkı akla hapseyledik,

Ne söz verdik ne söyledik,

Niçin böyle arsızız biz?

Teşvişler

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda,

Kim bilir belki de sırdır bu işler.

Belki şimdi hemen belki ilerde,

Herkes ayrı telden ayrı teşvişler...

Bâde

Bir ömür boyunca elinde bâde

Kendini hatırla sen neyin nesi

Vebalin sırtladım senden ziyade

Töhmette bıraktın hemen herkesi

İçinde

Mor mevsim bekledim gözleri ela,

Ve kime rastladım her yanı titrek.

Kul azmaz ise gelmezmiş bela,

İnsanın içinde gezer engerek.

Huzur

Karun sokağında huzur ararken

Bulutlarda buldum bir sabah erken

Bir büyülü iklim Bilâl mi Bilâl

Dağ taş oldu dümdüz sarp yokuş derken

Biriktir

Şu karşı mezarlık şehit şüheda,

Çınarlar heybetli selviler diktir!

Bu kutlu yolcular yükselen sadâ,

Yokluğu yok eyle varlık biriktir!

Aşk Ve Vuslat

Aşk ve vuslat iç içe, belki bir tatlı savaş

Sessiz sessiz derinden, günbegün birikiyor

Sende buldum kendimi usulca yavaş yavaş

Biri elimden tutmuş, beni bana çekiyor

Gizemli Renkler

Hüzün yamaçlarım neşve bezenmiş

Bir müthiş cümbüşün bucağındayım

Gülün fısıltısı vadiye inmiş

Gizemli renklerin kucağındayım

Serzeniş

Yüreğimde yüreğin esrarlı bir serzeniş

Belki acı sallantı belki de bir işkence

Musikili sessizlik, gizemli bir bekleyiş

Yine tütmeye başlar gelir belki bu gece

Monşer

Biz bir yuvarlak masa,sizde monşer muhakkak

Mektepler size kaldı,kaç asırdır ne alâ!

Tafra tuzak ve yafta,siz akıllı biz ahmak(!)

Uyuyan dev uyandı sanma uykuda hâlâ!

Yokluğun

Bir başka senfoni ruhum derince

Sıkıyor yokluğun irkiliyorum

Tül gibi yüreğim inceden ince

Bendeki azabı ben biliyorum

Tahtaravan

Yollar koyu hep gürültü hep havan

Geçti günler içi boş bir karavan

Ve uçurur hülyalarım anbean

Benlik ve ben sürekli tahtaravan

Rengârenk

Bu renksiz yüreğim hep seni arar

Sessizce gezerim nere gidelim

İzaha ne hacet senin rengin var

Rüyalar rengârenk gel seyredelim

Gül Ve İklim

Sus be kardeş gül ve iklim huzursuz

Ta uzaktan sessiz sesiz sus gülme

Gül yağıyor ara ara kusursuz

Gül ve iklim kader bu ya üzülme

Akif’le

Şiirden yapsalar mezar taşımı

Akif’le yan yana hemen iç içe

Safahat okurken dönsem başımı

Sessizce ağlaşsak keşke her gece

Seninle Beraber

İçimde yükselen ismini tutsam

El ele baş başa yorgun halimle

Seninle beraber seni unutsam

Kendimi bağladım kendi elimle

Zümrüt Gözlü

Sahilsiz bir deniz düştüm aniden

Dalga vurdu korsan vurdu yel vurdu

Düşe kalka azgın gece sopsoğuk

Gece değil zümrüt gözlü kul vurdu

Hisler

Gözyaşını gözyaşımla biledim

Hislerimi hislerinle eledim

Meçhullerin meçhulümün mihengi

Hep seninle, seninle sendeledim

Keşke Matarası

Tükenirken anbean, aklımın verâsından,

Kuşatıcı ses duydum, bir kapı arasından.

Kalbi bir münasebet, cezbe üstüne cezbe,

Keşke bende içseydim, “keşke” matarasından

Hiç

Gitmesen gelmesen de, hoş üslupla yâd eyle,

Bizi beni bırakıp, hal ile cihad eyle.

“Hiç” heybende yok ise ve “gözyaşı, tebessüm”

Uzaklaş hep kendinden, çok ağla feryad eyle!

Âdem Ol

Bu nasıl bir hakikat, ruh var iken deri ne,

Asabiyet kezzabı… Kim soktu içerine?

Varılmaz bu gidişle varacağın vadiye,

O’na dayan Âdem ol, razı ol kaderine.

Af

Büyülü tek hece, bence iki harf

İki de gözyaşı, reçete tarif

Ve başlar orkestra sesler duyulur

Müthiş tek kelime müthiş maarif

Yirmi Sekiz

Malum düzen kuruldu herkes bir köşe tuttu,

Melun şeytana inad, gelen bizi uyuttu.

Şahadetsiz bir hücum magazin ve irtica!

Biz şubata koşarken onlar hamutla yuttu.

Puhular

Dupduru duruldu, bulanık sular,

Karanlık sönünce kaçtı puhular.

Virane son buldu ufuk göründü,

Yakarak terk etti köhne duygular!

Kuğu

Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu,

Eğilip kalkışı endamı tuğu…

Zarafet aşk güven asil ve sakin,

Narin ve gizemli hep buğu buğu…

Kıvılcım

Ah hislerim duyulsa, derdimi açabilsem,

O solgun yüreğine kıvılcım saçabilsem.

Çılgın kumrular gibi mevsimleri delerek.

Tekrar tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yandı Züleyha

Çölün ortasında Yusuf bir vaha,

Görünce cemali yandı Züleyha.

İffetin reddeden cazibesiyle,

Sığındı vuslata zindan aşk ceza.

Müdekkik

Kendimi filozof arif sanırım

Çıkmaza düşünce paralanırım

Oysa O'nu görür her an müdekkik

Darvin mektebinde yaralanırım

Zâhid

Ben’in yüzündeki perde,

Beni ben düşürdü derde.

Takva zühd tuş,zaman kırık,

Zâhid başıboş,aşk yerde…

Tafra

Çadırın tafrası bir deli rüzgâr,

Bu ne hal acaba bende de mi var?

Gözümün önünde ruhumun dibi,

Korkuyorum abi gülüyor mezar...

Cadde

Şak şak ile izledim izzetten alıkları,

Tereddütsüz dolaşır, zillet kayalıkları!

Gülüp geçen çığlığım, sükût rengi ızdırap,

Cadde şehvetli şölen, etten kalabalıklar.

Götür Beni

Daldım eski günlere, ağzımda nurdan meme,

Okşasın gözlerimden, götür beni anneme.

'Ana gibi yâr olmaz' Leyla kimmiş arkadaş!

Öpsem ayaklarından, haramdır cehenneme.

Mavera

Bizim eller kubbelerden fark olur,

Yaşayanı ziyâ, nurâ gark olur.

Cazibe aşk izliyorum ıraktan,

Masivadan maveraya terk olur

Şatafat

Ruhumun terk edişi; varlık yokluk bir anlık,

Gündüz geceye gebe, benimkisi karanlık...

Şatafatlı dünyamda, ölüm hep beni bekler,

Şu Micingirt ne söyler, yaşasın unutkanlık

Taş

Ancak ve sadece seslenişte naz,

İdrak ve gözyaşı,zorlanmadan yaz.

Çok şeyler va’z eder üç beş damla yaş,

Nankör ve elitler taş ağlayamaz.

Solgun

Rüyalar sizin olsun, vedalara katınız.

Yâr olmak bedel ister, bu mu liyakâtiniz?

Geceye doydum artık, nerde kaldın meşale,

Gel gitlerle iç içe, hapsoldu takatiniz.

Gen Ve Harita

Aynen tarih gibi, gen ve harita,

Durmadan soruyor bizim kerata.

Genimiz Türk ama; renk gök kuşağı,

Zaman derin kuyu,bilim safsata.

Mefkûresiz

İzzet zillete feda, ben içinde ben varım,

Tefekküre elveda, düşüncem itibarım.

Edep erkân ve mazi, öfke celal ve inat,

Mefkûreyi terk etmiş, beyinsiz canavarım.

Moda

Yırtıldı tüm perdeler, dünya denen odamda,

Çıplaklığa büründüm, elbisesiz modamda.

Kol geziyor yosmalar,”hancı sarhoş han sarhoş”

Ruhum kime müptela, muhabbet yok bâde’mde.

Şiir Gibi

Şiir gibi gözleri,gözlerime sürüyor,

Nazarının işvesi içime üfürüyor.

Tüllenen rayihası tevbe olur dudakta

Çöl kokan renkleriyle bana ümit veriyor.

Hiç Saymış

“Kim görmüş cenneti, o cehennemi”

Hiç saymış galiba Havva annemi,

İfade pek bozuk, asi besbelli.

Bunun savaşı hep kutsal dinle mi?

Hodbin

Her ses her rengi,göremez hodbin,

Himmete kapalı,ben diyor hep ben.

İçime püskürür maşuk duygular,

Ruhuma tattırır aşkı hudabin.

Kurban

Sen büyülü bir sevda, sen renklerin alısın,

Ben de ben’i fark eden, ruhumun abdalısın.

Gönlüme düşen meltem,kurbanlar sana meftun,

Sen kutlu bir macera, sen balların balısın.

Deli

Sanki birşey üflüyor,müminler telaşede,

Bizim köyün delisi,en önde baş köşede.

Arada bir tebessüm,'Hû hu' sesiyle inler,

Secde iklim müsait,tevbe eyle haşa de.

Kılavuz

Ses renk hüzün ahenk, yol boyunca işaret,

İşarete ne hacet, kılavuzu sen yâr et.

Kuşatır nazarıyla seni mavi duygular,

Büyü sarar mest eder, cezbe tüter esâret.

Derin Vadi

Kin girdaba sürükler, ben tedirgin rahat siz,

Sessizden ses geliyor, vakitsiz ve sıhhatsiz.

Monşerli süvariler, hazır kıta bekliyor!

Kaleler elden gitmiş(!) derin vadi rahatsız.

Ufuk

Apayrı âlemde her şey silindi,

Ufuksuz ufukta kaybolup gittim.

Yoklukla birebir aynı filimdi,

Varlığın elini ittikçe ittim.

Var Ya

İçimde yükselen duygular var ya,

Şiirsel çağıltı, yorgun ve kıraç…

O bahtsız sineler Leyla yakar ya,

Ben sana ben sana hep sana muhtaç.

Manzara

Şehvet baronları, ihtiras nifak,

Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak!

Tek derdi milletse kin, savaş niye,

Hep aynı manzara, aynı ittifak.

Eşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik

İki ayrı yöne mânâ bileşik

Girişte çıkışta bir şeyler söyler

Aklım hep tabutta gülüyor beşik

Dikizleriz

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz,

Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz?

Mevsim zaman kâinat, çözülüyor ırmaklar,

Tıpkı bir mecnun gibi,çakırkeyf dikizleriz.

O Ve Ben

Şiir sahilsiz derya, dalga boyu her nokta,

Sonsuz sükûn sesleri, yokluk varda var yokta.

Hayret duygu iç içe, hece hece levhalar,

Yürüyoruz o ve ben, yapayalnız çoklukta.

Geceler

Ateş yüzlü geceler, iniltili kütükler,

Er bıyıklı gayyalar, artakalan sürtükler.

Vicdan yeksan besbelli, hissiyatlar serseri,

Sessizliğin çığlığı, sessizliği dürtükler.

Eks

Dosdoğru hayat dolu, zamanı kim eğecek

Fecir kuşluk saniye zerre eskimeyecek,

Zaman geçmişte saklı, zaman şimdi taptaze…

Yolcusu hiç bitmeyen zaman 'eks'mi diyecek?

Babannem

Nedense eksilmez gözlerimde nem,

Birşeyler görüyor belki cehennem.

Yaslanıp geceye ben keşke derken,

Çok ağla,çok ağla derdi babannem.

Bir Katre

Eksik bir katre iffet,likralı basmaları,

Alev alev kol gezer,nerde kim bunu bildi?

Her tarafta başköşe Manukyan yosmaları,

Karardı mor tepeler yosma leyla kesildi.

Bakışlar

Bıçak sırtı sözleri, aşk vakti şafakta yaz,

Bakışların çok derin,üslûp latif hem ayaz.

Gözyaşın dem sesleri,ürkek ve kalabalık,

Uzaklaşma kendinden, ağlaşalım gel biraz

Ebâbil

Bu şehir boğuyor boğacak gibi,

Ölümüm şafakta doğacak gibi.

Dört bir yan Ebrehe,kalemim ürkek,

Dokunsam Ebâbil yağacak gibi...

Kolbastı

Kolbastı da ayaklar,sinelerde çıngırak!

Çılgınlık öğütüyor,kim zanatkar kim çırak?

İnsanlık dünden firar,yaşa sen Nesl-i Cedid (!)

Çukura düşen adam,tepinip keyfine bak.

Hercümerç

Göğ kesik yer kopuk, bir acayip gen aldım,

Hep acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım.

Meğer ben pek gamsız, her kelimem meyhane…

Kavgası belirsiz, hercümerçten bunaldım.

Metruk

Günahkâr aşikâr, indikçe indik,

Çağdaşlık atına mahremsiz bindik.

Köşe bucak metruk, üslup pek köhne,

Şen şakrak tepiştik, gamsız didindik.

Kırık Sandalye

Koca koca koltuklar,

Adalet yok,hukuk var.

Yaşa! Kırık sandalye

El-Adl,Cenab-ı Hak var...

Dikizleriz

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz,

Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz?

Mevsim zaman kâinat, çözülüyor ırmaklar,

Tıpkı bir mecnun gibi,çakırkeyf dikizleriz.

Eşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik

İki ayrı yöne mânâ bileşik

Girişte çıkışta bir şeyler söyler

Aklım hep tabutta gülüyor beşik

Gitgide

İhtiyar gölgeye yatmak iyide,

Bu kadar miskinlik gelmez yiğide.

Belki de beklenen günü bekliyor,

Benim de kıt aklım gitti gitgide.

Enâniyet

Onlar peşimdeydi hep ben en önde

Kibir caka çalım ne var 'ben'de var

Aczimi fark ettim sonun önünde

Son anda terketti bu üç kafadar

İfşa

Islak zarf doğurdu bulanık sular

Yer yer faşoluyor hain pusular

Düşman da bir sevinç bende ızdırap

Cunta vadisinde köhne duygular

En Yahşi

Hüznün yahşi cehren yahşi ten yahşi

İsmin yahşi aşkın yahşi sen yahşi

Tıpkı bülbül sensiz yeşil kubbeler

Sana meftun sana tutkun en yahşi

Ziyâ İklim

Sağ-Sol,Kürt-Türk ne varsa,

Edirne’den ta Kars’a…

Hakikatle tüllenip,

Ziyâ iklimi sarsa.

Manzara

Küfrün baronları, ihtiras nifak,

Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak!

Tek derdi milletse bu savaş niye,

Hep aynı manzara, aynı ittifak.

Tabak

Hırs beynim kemirir eller şakşakta,

Sokaklara inat, yok yok tabakta.

Aklım döktürüyor irfan yok amma,

Ruhumu göresin tabağa bak da....

Gazel Gibi

Artık sonbaharım ben gazel gibi

Anbean çöküyor sonun kubbesi

Kefene yaklaşan beyaz el gibi

Uzanır ruhuma ölümün sesi

Büst

Leyla’ya ser çekmiş Leyla’nın üstü,

Vuslata engeldir Mecnun’un büstü.

Kim bilir göz kırpar belki ihtimal,

Hiçlik sütununda bir akşamüstü.

Yapayalnız

Sensiz yine yaslanmışım bir dağa,

Senin ile sen-ben yazdım yaprağa.

Yapayalnız rüya bu ya ikimiz,

Sığınmışım Veysel gibi toprağa.

Bir El Tutsa

Şuh sükûtum duyulsa, derdimi açabilsem,

Mecnunlara karışıp saçtıkça saçabilsem...

Zamanın inadına mevsimleri delerek,

Bir el tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yemyeşil

Geriye döndürelim, yemyeşil rüyaları,

İhtimal gözlerini, istemem güyaları.

Dörtlük deli gömleği, gözlerin kadar tatlı

Biz bize seyredelim kanatlı hülyaları.

İp

Ümit kasem yumağını eğirtsem,

Düşe kalka son durağa seğirtsem.

Ne gam artık ipi sıkı tutmuşken,

Zaman bozuk mevsim savruk bir gitsem...

Boş Pervane

Her dem ömrün bitişi, yolları tutuverir,

Ölüm beni hatırlar, zaman unutuverir.

Ben ise boş pervane boşa kanat çırparım,

İnayet, af, sonsuzluk inşallah tütüverir...

Pamuk İpliği

Her yerde sapsağlam kendir var ama;

Belki de benimki pamuk ipliği.

Yazıcı dokunma dinmez yarama,

Terk ettim ben zaten şuh edipliği.

Ömer Ekinci Micingirt

Ey!

y yokları var eden dertlilerin tabibi,

Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme.

Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi,

Nisyanıma terk edip beni senden ayırma.

Ömer Ekinci Micingirt

Hesap

Her akşam sabaha mutlak erecek

Mağripten maşrığa aynı saatte

Görecek dehşeti herkes görecek

Günah yıkanırken gayyalı katta

Ömer Ekinci Micingirt

Teşviş

O'nun ikliminde hoş olur işler,

Sevda olur, azık olur, aş olur.

Kurak etti şu gönlümü teşvişler,

Ariflerin gözü gönlü yaş olur.

Ömer Ekinci Micingirt

Gazze

Fosfordan mağmalar güneşi yaksın,

Süt kokan eyvahlar ortaya çıksın!

Belki bir Osmanlı gelip tekrardan,

Vicdana üfleyen ses duyacaksın.

Ömer Ekinci Micingirt

Unutma

İçim hep kasırga tutsak etmiş gam,

Sinem delik deşik, çekil be adam!

Ve ömür çok kısa unutma sakın,

Ruhum hep ızdırap eyvah da yaşam.

Dil

Bazen eşsiz tekmil, isyankâr yer yer …

Küfrün körüğünde ben’i de geçer.

Dil şeker şerbet bal, irfan’a tedbil,

Cahil kucağında zehirli hançer.

Ey!

Ey yokları var eden dertlilerin tabibi,

Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme.

Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi,

Nisyanıma terk edip beni senden ayırma.

Koşun

Zaman elleşiyor ecelde sende

Ses verir her nefes hemen ensende

Koşun koşun koşun, hesap bekliyor

Secde ve gözyaşı var mı kâsende!

Vesile

Vesileye hissettir, koş kendine bu sene,

Prangadan boşanıp, o iklime gelsene.

Hedef büyük gaflet pek, öte ufukta bahar,

Taptaze bir his ile aşk ve vuslat desene.

"Dörtlükler"

Son Nokta

Hayat bir fısıltı, ne derse desin,

Sonu yok,son nokta yeri herkesin.

Sahilsiz yürüyüş kıyı engebe,

Koş tekne geliyor yolcu nerdesin!

Kul Hakkı

İster milyon defa tavaf eyle sen

İsterse yaş döküp sevap eyle sen

Kul hakkı seninle paslı pranga

Gerçeği fark edip af, af eyle sen

Nisyan

Aşka şarap içirir, nisyanların kırığı

Meyhaneye bağladık, tekkeyi ve sarığı

Yok, ötede ümid ye’s, ötenin endişesi

Mahşerin gayyaları Ömer’ın hıçkırığı

Ömer Ekinci Micingirt

Yusuf’un

Beni âşık edip; yaram deşmeyi,

Sevda kazanında yanıp pişmeyi,

Bilir misin sabrı, aşka düşmeyi

Yusuf’un sabrından bana da gönder.

Ömer Ekinci Micingirt

Hodbin

Her ses her nefes,göremez hodbin,

Himmete kapalı,ben diyor hep ben.

İzlerken püskürür maşuk duygular,

Ruhuma tattırır aşkı hudabin.

Sonsuzluk

Tevbeler yerine mutlak erecek

Belki de günahla aynı saatte

En acı dehşeti kimler görecek

Sonsuzluk son bulur gayyalı katta

Yağlı Sicim

Düşündüm hamalı, yağlı sicimle

Tükeniş başladı bütün gücümle

Kurtuluş tek hitap, işte o cümle

Sen affedicisin, affı seversin...

Gül Olur

Sen ağlama yoksa bana hal olur

Gözyaşların içim akar bal olur

Cehennemi yaş söndürür bir tanem

Sen gel bana hicran yanar gül olur

Efendim

Yokluğun kuşatır,deme çileli

Sensizlik çiledir bildim bileli

Sükût eder gönlüm sessiz derinden

Takatim kalmadı gittin gideli...

Firuze

İstemem ben paye nişan endaze,

Altın çağın her zerresi taptaze.

Sonsuzluğun ahengi ve tefekkür…

Ruhum sarsa semavi bir firuze.

Derbeder

Tıpkı mecun gibi dön bak âlime,

Cismi eşşek yükü taşır bi haber.

Bir bilene sordum bir ahvalime,

Şakağı karartmış benden derbeder.

Züleyha’yı

Sen geceyle baş başa, ben ise telâşe de,

İsmini hecelerim adeta her köşede.

Ellerimde ellerin, rüya ne kadar doğru

Züleyha’yı hatırla, tevbe eyle hâşâ de.

Bir Ömür

Gönlüm her zaman senin, hoş üslupla yâd eyle

Tebessümle okşayıp gözlerinle şad eyle

Ruhumdan yükselen ses her yerde seni arar

Bir ömür hep yol boyu, gönlüne serhat eyle.

Sükût Güzeli

Bir çiçek bekledim ayazda gelen

Ve güle rastladım her yanı titrek

Nihayet ruhuma açtı kardelen

O sükût güzeli söze ne gerek.

Renkler

Gönlüme hissiyat, hislerin yer yer,

Sendeki yâr renkler ben’i de geçer.

Sensiz bir başkayım sana bürünmüş

Sen heceliyorum, sensiz derbeder.

Sızı

İnan bizimkisi vuslata gebe.

Sen benim yanımda saklısın aşkla.

Aşkın kitabında yoktur engebe,

Allah’ım kavuştur bana bağışla…

İç İçe

Hep bendesin sen bende, yokluk sesi var ama

Hasret-hüzün iç içe, bende neşe arama.

Zamanı itekleyip; hep seni bekliyorum,

Sen efsunlu musikim, sen dermansın yarama.

Terhis

Ellerimi bırak yüreğimden tut,

Mekânın içinde mekânı unut.

Allahın indinde engebe yoktur;

Terhisten terhise koşuyor tabut.

Mukaddes

Dudaklarımda ismi, sessizlik içinde ses,

Beynim beni tırmalar, neden gülüyor herkes!

İzafi gelgitlerim koşar meçhule doğru,

Geceye iz bırakıp; hâlde yanış mukaddes!

Ehil

Susun “emaneti ehline verin”,

İrade hak olur, endişe erir.

Teslim Aslı gibi sesleniş Şirin;

Yaş döken çok olur çöller yeşerir.

Vuslat Vakti

Kapayın gündüzü, söndürün sönsün,

Ben yâre varmışım bir vuslat vakti.

Yeşeren hislerim gece görünsün,

Yâr bana küllenmiş közü bıraktı.

Serhat

Telafisi ağır,şehidim sen yat!

Doksan bin çiçeği koklayan serhat.

Sitem ediyorum amma ve lakin

'Var',yoktur; 'yok',vardır mutlak nihayet.

Deli Diyorlar

Beynim de aysbergler, neler neler var,

Yâr deyip yâr deyip, yâr deyip arar.

Belki bu arayış çok şeye gebe;

Nedense hep bana deli diyorlar!

Tökezler

Ruhani derin hisler, aşk sarardı şiiri,

Yorgun ihtiyar gibi, düşe kalka inlerdim.

Karanlık sokaklarda getirirdim tekbiri,

Ve peşinden tökezler, savrulur gülümserdim.

Şüphesiz

Tevbe ve misliyle mükâfat gelir,

En derin mihengi, “keşke” evlerin.

Günahsa çukurun dibe yükselir,

Sebeb-i sükûtun kalp alevlerin.

Beslemeler

Zift yağıyor adeta, şeylerin en şeyinden,

Bizdeki beslemeler, zıtların eşeğinden.

Her yer acı intikam, izan irfan yerlerde,

Vicdansızlık şöleni vâdi basın yayından.

Köpekler

Çobana sürünüp sürüyü bekler,

Köpeksiz dağlara çakallar yağar.

Çakaldan habersiz bizim köpekler,

Sürüyü terk etmiş çobanı boğar’

Görmeler

Aynalar da görmelerde bir perde;

Yanlış ata oynuyorsun unutma!

Kemâlini idrâkine göster de;

Nankörleri görenlerle bir tutma

Tanış Olalım

“Gelin tanış olalım” ne deruni sözdeler;

Çile ile yükselen, gönüldeler gözdeler!

Tanzanya’dan Bosna’ya, Avrupa’dan Asya’ya

Aşk, liyâkat Türkçeyle, bin bir renkle bizdeler!

Kızlar

Meğer üç harfliymiş, raks eden kızlar,

Şimdi kaybolurlar, karanlık sönsün.

Tıpkı kızlar gibi gece yıldızlar,

Tekrar gelecekler,hele gün dönsün.

Zaman

Tıpkı benim gibi, pek sarhoş zaman,

Yol boyu terk etmez, düşündüm o ân.

İki ayrı âlem, birde tefekkür,

Sanki gök gürledi, delindi tavan.

Musiki

Aşk döker dereye derin ırmaklar,

Ruhları dindiren musiki saklar.

Yüksekten uçuşan turnalarında;

O’nun ahengiyle sayar parmaklar

Vuslat Duygusu

Çöle serap yağmur susayana su,

Çok canı yok etti yokluk korkusu.

Sükûtta hararet,çığlıkta sükûn;

Tarifsiz yanıştır, vuslat duygusu.

He Ya

Hüzünle yürüyoruz, sanki o günden beri,

Salmışız kendimizi, gâh atlıyız gâh yaya.

Ve zümrüdî hıçkırık dağın gözbebekleri,

Mevsimim son güzünde, gel diyiyorum he ya.

Düğünüm

Anlayamadınız mı, âdem olmak tek ünüm,

İzzet zillet mahvoluş, pek zararda her günüm.

Uhud, Bedir, Medine ve arşın gölgesinde;

Hanzala’yla beraber, hüzün olsa düğünüm.

İrkiliyorum

Ben beni biliyorum,

Gam keder gülüyorum.

Tahsisatı düşündüm,

Hayret, irkiliyorum!

Emanet

Her yaştan her renkten canlı et olsun,

Sokakta yat çiftleş, sus lanet olsun!

Dünya ve kâinat, hesap ve mizan,

Boş ver ne fark eder, emânet olsun.

Piç

Ben hep samimiyet, içimden gelir,

Bir şey olabilmek; hiçimden gelir.

Aşklar tartışılmaz(!) aşka ihânet!

Zürriyetin nedir, piç kimden gelir.

Boyut

Göğü dürtüklerim elimde sırık,

Sokaklar zifiri, pencerem kırık.

Günün tekrarıyla yattım şuursuz,

Peşinden uyandım, tuttu hıçkırık.

Aşk Değil

Öyle yanıyor ki; yüreğim elle,

Ölüm varlık deyip koştum ecelle!

Zevkusefa tatmin aşk değil bil ki

Bu nasıl bir düzen, nasıl mecelle!

Silvan

Hadsiz garez kin hile, perde üstüne perde,

On üç kurban Silvan’da ve ülkemde her yerde…

Ölümleri öldürüp, dirilişi fark eden;

Peygamberden müjdeli, rütbe gizli siperde!

Son Hadde

Çıplaklığını giyinip; soyundum loş caddede,

Yürüyorum berduşça mâna ile maddede.

Nefse siper mi zekâ, belki büyük tehlike,

Tahsisatı bitirip; tükendim son haddede!

Ufacıktım

Çokluğumu düşünüp, ben açlığa acıktım;

“Zan”nım iri kocaman, insandan ufacıktım.

Yiyip içip uyumak, hayvani bir mahvoluş,

Yok mudur telafisi, cürmü ifşaya çıktım!

Gaye Ne

Usta ifşa eyleme, yöneliş kim pâye ne,

Şair isen hem madem, şuara hikâye ne…

“Her vadide gezerler”hüsrana uğrayanlar.

Şan şiire ihanet, ediplik kim gâye

Bizimsin

Hikmetten sual olmaz, ismin gibi nazımsın,

Kızıpta giittin amma, yinede sen bizimsin.

Sözlerin karadelik,her sokakta izim var,

Bazen gözümde şair, bazen kominizimsin!

Müstesna

Renk renk eşref-i mahlûk, o hâlâ derisinde,

Asabiyet sus desem, şirk verdi nârasında.

Zira dört başı mamur, mefkûre mi oda ne,

Bu müstesna yaratık, insanlık neresinde!

Kazan

Okuyan yazan mı ben,

Söz sazsız ozan mı ben.

Alev alev her yanım;

Kaynayan kazan mı ben.

Nedendir

Ben hülâsa o yâr için süslendim,

Hiffet nedir, iffetine yaslandım,

Yapayalnız meyusâne hislendim,

Ağrım dinmez yüzüm gülmez nedendir!

Neşretmek

Ne edip der,ne göz nuru ne emek,

Şair kimdir? Şiir nedir? Velvele.

Baba ister duguları neşretmek;

Şair öldü,şiir yetim gel hele!

Sırtlamış

Nefret verdi yaşadığı kuşağa,

Gel de kızma İmralılı eşeğe!

Semerini Avrupa’dan sırtlamış;

Pislemiştir baş koyduğu döşeğe!

Kisra

Olmadı böylesi, hele yazları;

Malum düzen çarptı, bizim kızları!

Moda reklam para ve gösterişler

Kisra’yla düşündüm düzenbazları.

Çok

Bugünlerde habire, sanki duçarım derde;

Sevdiğine dert verir, şifa verip sever de.

Zaman farz et tükendi, sönmeyen gölge var mı?

Usta çok korkuyorum, rüzgâr tersten eser de!

Şey Gibi

Şeylerin ismini, aşka koyarlar,

Bu aşktan dışarı, şey gibi yârlar.

İffeti tepeler, zillet ekleyip;

Soyunup giyinip, zifte boyarlar!

Bir Duble

Hüzünlü bir gecede, ruhum büyüdü yer yer,

Ben gene şiir yazdım, siz de bana baktınız.

Bir duble yaş düşledim, vakti değilmiş meğer;

Sonra terk ediverip, fikri his bıraktınız!

Deyyuslar

Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü;

Deyince nedense hepten sustular!

Dünyanın vicdanı kumla örtülü.

Sömüren vampirler pek deyyustular!

Caiz mi?

Ribâ kıskacında evler mabetler;

Ahengi yürüten sistem faiz mi?

Nerede beşeri münasebetler

Avam meclisinde susmak caiz mi?

Hâşâ

O Allah’ın indinde, yok ayrı gayrı var mı?

Ümitsizlik ne peki, bu kulluğa sığar mı?

Ses veriyor kâinat, görmemezlik ihanet!

O şefkati yok etse; anne çocuk doğar mı?

Hayal

Gözlerimi kapayıp; aldırmam yorumlara,

Eşyaya teslim olur atlarım derinlere.

Hayallerde boğulur, hakikatte yanarım;

Aşk harâret verince, koşarım serinlere.

Ömür

Ömür: kimine uzun, kimin de bir kelebek;

Ömür: tıpkı huy gibi özünde sendelemek…

Ömür: bazen de gölge, velilin sükûtunda;

Ömür: kefeni biçip, zamanı rendelemek…

Ölmüyorum

Neden bu günlerde gülmüyorum ben;

Şen şakrak olmak mı, olmuyorum ben

Kulluk ve liyâkat, hesap ve kitap ;

Nefesim burnumda ölmüyorum ben!

Kepazelik

Pimini çek diyor elinde silah;

Peygamber ocağı, elbet he vallah

Tespit pek müthişti; tam kepazelik!

İtiraf eyledi, eşhedü billâh,

Hüsnüniyet

Avamda hüsnüniyet, ilmi sorana kadar,

İnekteki basiret, tren görene kadar...

Ve bendeki tolerans, bilinmezle perdeli;

Bilinmezin ölçüsü, nefsi yerene kadar…

Bendedir

Huzurunda mıyım, ey yüce takdir;

Neyin peşindeyim, söz etmek nedir.

Gafletten kurtuluş, arayış haktır,

Müspette bendedir, menfi bendedir.

Kalbim Temiz

Benim kalbim temiz(!) nefsim temiz der;

Günah şakağımda kaynayan kazan!

Flört tellal dikmiş aşk kubbemiz der,

Şeklen oruçluyum, kısmen ramazan!

Kraliçe

Cehlin kendince kullan, zaaflarını azdır;

Bedenine tâbi ol, taçla taçlandır seti!

Çıplaklığa yürürken, aşkı kaybettim yazdır,

Kahrolası yarışma,ortaçağ esareti!

Dilsizler

Dinleyenden ziyade, susanlar üzdü beni;

Bir şey konuşmak gerek, düzen azgın düzeni!

Haksızlık karşısında, susanlara ne denir?

Deyyuslara değişmem, günahlarda yüzeni!

Muşamba

Gece ve gaz kokan, fitilli lamba,

Hep seni hıfzettim seninle amma;

Uyutmaz bu rüya, yat kalk ayakta,

Bir ben yerlerdeyim, bir de muşamba...

Tezek

Nankörler sofrasında,sus söylemek huyumdur,

Görenlerin ikramı “edep ya hu “deyimdir.

Söz meclisten dışarı, nankör olamaz tezek;

Tezekten bir öncesi, ihtimal varsayımdır!

Muhakeme

Ve her şeyim izafi, gerçekte davam tam da;

Hakk’ı yaşamalıyım, hakikat kıvamında.

Beni bana bırakma, esaretle iç içe,

Ruhum alıver gitsin, bir bahar akşamında.

Beşer

İçgüdü topladım, zevk safa tattım,

Güneşe üfledim bulutta yattım.

Sözlerim izâfi, ufkum sınırsız

Beşerden öteye bir mücazattım.

An

Sonsuzu düşündüm son bürüdükçe,

Yelkovan koşuyor “ an” kürüdükçe.

Ömrümü sattığım açgözlü zaman;

Akrep tepelerim sen yürüdükçe!

Israr

Yaşamın sırrını ifşayla vurdum,

Zannımı sırtlayıp gururda durdum.

Gerçekler ölümlü kozama çarptı;

Israrla üstünde oturuyordum!

Zerzevatlar

Neredeler bir bilsem şu sözde akil itler,

Hem meclisten kaçıyor, hem meclisi kilitler!

Ulan sayın haydutlar! Zerdüştçü zerzevatlar;

Mahpustaki neyine, bankamatik gel gitler.

Yıldızlar

Yaşamın ziyneti,nurlu yıldızlar;

Allahın bir lütfü değil mi kızlar?

Ruhu ve benliği vurgun şefkate;

Onlarla raks keder, gece gündüzler.

Ödül

Sen kin, nefret ürünü sen akrebin dilisin,

Zehrin kursaklarında, sen Zerdüşt’ün külüsün.

Sen Batı avlusunda,emir kulu zincirli;

Sen Hamza’nın düşmanı, Vahşi’nin ödülüsün!

Seğirtsem

Hüzünlerim terk edip, bilmem ki nere gitsem,

Düşen günbatımında, ömrü terse eğirtsem.

Ruhum aç paramparça, yollar tutar akşamı,

Çile vakti kuytuda, dertlerime seğirtsem.

Duyuyor musun?

Şehir de eşin beyin, köyde yiğidin erin,

Mersi bay bay bravo; kurusun hây ellerin!

Katlettin sözcükleri, duyuyor musun şair?

Yerlerde paramparça, kurduğun hayallerin...

Ses Veriyor

Çınar gibi dayandığım öğütler,

Meçhul asker Micingirt’te söğütler.

Rüyalarım vazgeçilmez cellâdım,

Ses veriyor ağ baba’dan şehitler!

Mertebe

Tüm akli mertebeler, şuur ötesi perde,

Kıblesiz şartlanmalar mertebeyi sever de;

Ve aklın göbeğinde, kim hatırlar mahşeri!

Beynin kurtarsın seni (!) mertebeyle ever de.

Gibidirler

Hep kendine yaşayıp, zannı geçen kibirler;

Görenlerin azabı, çukurun dibidirler!

Ve gayeyi dert edip, teslim olan yiğitler,

Sadakat noktasında sıddıklar gibidirler.

Farkettim

Terk edemediklerim, bugün yarın ve dünüm,

Bulut gibi çilekeş, deniz gibi dolgunum.

Tolerans aşk bilirim, seyredenin yüzünde;

Farkı fark ettim artık, toleransta olgunum.

Erenler

Er yürek arayın, birlikte erek

Esasen ermeye vesile gerek.

Ermenin en hâli, hiçlikte gizli,

Erenler aradım hep gizlenerek.

Ateşte

Sendeki güzellik ebed ve ezel;

Sıratlara binek, cennetlere el.

Hasret buğu buğu dört biryanım gam,

Yüreğim ateşte, kül etmeye gel!

Sığın

Muhâbbetin kadar yol alılırsın sen,

Geçmişi şâd eyle geçip giderken.

Öteki ömrünü bu güne satma;

Alnın koy divana sığın bugünden.

Oynama

İrfan yudumlayıp insanca yaşa;

Kendini kendinle koyma baş başa.

Ecel nispetinde ömrü dünyanın

Kim kime aittir, oynama boşa!

Korkarım

Hissiyat ne ister, hep zârlanırız,

Ölümü andıkça toparlanırız.

Şu kaş göz el ayak kime emanet,

Korkarım pek şedit azarlanırız!

Şayet

Uçup gidiyor günler, geri başladı sayım,

Aklım başka âlemde, sır tutmaz hamaktayım.

Epey mesafeliyim özümdeki gerçekle;

Yaşam bu ise şayet, hâlâ yaşamaktayım.

Kan Misket

Firavun kadar yakın az ilerin,

Dağlıyor taş kalbimi dizilerin.

Ateş barut kan misket, kahrolası;

Ölüme üflemekte, Nazilerin!

Tartaydı

İdrâk bende tor taydı,

Soydum perdeden kaydı.

Biri günahım yakıp;

Sevabımı tartaydı!

Gibi

Ürküntü arasında, zor beynimi ovalar,

Dilenciler sokakta zabıtayı kovalar.

Birkaç asır mesafe, Kisra’nın özlemiyle;

Tasmasını koparan it gibi burjuvalar

İdrak

Liyâkat üretip görgüye ersem;

İfşayı çağırıp sırla eversem.

Tedbirle iç içe gerçek emniyet,

İdrâke bağlayın, tersten esersem.

Ben Sen O

Rakamlar etrafında, git geller fırlanırız,

Say say bitmez sonu yok, sonsuz sıfırlanırız.

Lâkin her şeye rağmen, aczimizi fark edip;

Ben sen onu bırakıp, biz der hayıflanırız.

İnan

Çokluk varlığı yıktı inan sözüme inan

Kızıl karanlık çöktü inan sözüme inan

Ne hiç kaldı ne hicâp boğuyor münâkaşa

Ben’im benden büyüktü inan sözüme inan.

Sarsılmaz

Üslûp bilmez yüreklerde his olmaz,

Vuslat rengi zihinlerde pas olmaz.

Mümin tıpkı yıkılmayan dağ gibi;

Zaman yürür nabzı durur sarsılmaz!

Çeşit Çeşit

Zulmet ve nur kucaklıyor herkesi,

Her devirde iki türlü insan var.

Rum Ermeni Abazası, Çerkezi,

Renk renk yüzler, çeşit çeşit lisan var.

Mevcut

Kendime gidiyorum, bir nefes yol var;

Sonsuzluğu ister mi gerçek vücudum!

Gün gün tüketiyorum, varsa ne kadar

Hacmimi ölçmeyin, bomboş mevcudum.

Hâya

Ayıbı görmemek ne büyük ayıp

Edebi resmedip kazsam duvara

İffet pınarından ar yudumlayıp

Hayâyı hıfzedip yazsam duvara

Telaşa

Ölümün son güzü ben kışındayım

Ölümsüz zamanım akışındayım

Ölümü tanımak ne büyük gerçek

Ölmeden ölmenin telaşındayım

Oynaşın

Gerçeği serap görüp çöl gibi kurur çatlar,

İdrâk yüceliğinden pek uzaktır zevatlar.

Ölüm yok oluş mudur yaşam bâki mi peki;

Tedbir nedir takdir ne, oynaşın zerzevatlar!

Hüvel Bâki

Yaşarken kalabalık ve ölürken teksiniz

Yapayalnız kapısız sura vurur eks’iniz

Hüvel Bâki, fatiha, zor be terhis töreni

Ürperteni hissedip tek tek gideceksiniz

Her İnsan

Tefekkür tolerans imanın bendi

İdâk marifettir çiledir dendi

Her insan mükemmel, sevgi aşk varsa

Mevlana beslendi Yunus beslendi

Kimi

Öbek öbek mahlûk var kimi kurt kimi tilki,

Kimi hoşt hırıltıda kimi en yüce bil ki.

Kimi mecnun divâne kimi miskin avâre;

Kimi çağdaş Firavun kimi sonsuzun ilki!

Ya Hayy

Her yer tefekküre koşar bu ayda

Hakkın seslenişi yer gök Hayy Hay’da

“Ya Hayy” diyebilmek feragat ister

Bedbahtsam gafilsem körsem ne fayda

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...