Şiir • Bilinmiyor

Sanduka’daki Giz !

Yazar / Şair

Müjdat Eraslan
person

‘Ne Yapsa Yeridir’ ve gizemli Sanduka’sı

Çoktandır uğramamıştı Düşevi’ne…

Özler ve beklerdik,böyleydi O, hep aranılası…

Son gelişine tarih düştüğümüz gündür,

Bu sondur; dündür, O’nun, Onların öyküsüdür…

“Ne Yapsa Yeridir” geldi, sanını-selamını koydu,

Çıktı huzura, kaş gözledi Düşevi’ni, ortamında O’ydu,…

Kuşanmış kimliğini, düşüktü bedeni, hafif silkelendi

Büm-büzülenlere çattı önce, sövdü, öfkelendi

Ortada kabahat mı vardı,iç geçirdi, niye ortam sönük?!

Telaşlıydı bilindik, huy göstergesi işte dışa dönük

Anlatırdı düşünü, düşüne düşeni, düşünden düşerdi ;

Kuşku düşünce bedenine, heyheylenir , basar giderdi…

‘Ne Yapsa Yeridir’in has çocuğu

Sanduka’yı açtı, köstekliye ilişti

Özet çıkarırdı önce, düşünün izdüşümüne

Havaya girer başlardı,düşünün bölüşümüne

“Ağır Abi’ye yazıldı itin kopuğu,

‘Hatun’un ırzını fırtına biçti

Kanıyordu yüzü, dizi, topuğu

Yamacıma tutundu, şoku seçti”

Rüyasından kesitlerin tam yeriydi,

Kurdu yelkovanı, akrebi kovdu, artık hazırdı …

Şimdi, düş kol gezecekti, işte Düşevi de hazırdı…

“Yayındayız Halkım efendim, sesleyin…

Uyanmaların uykusundayım, derin

‘Hatun Kişi’ düşümden düştü içeri,

Örselenmiş besbelli eti,butu, yüreği

‘Ağır Abi’ zimmeti hatunu, kopuğu,

Kızın etini, sütünü fırtına biçmiş

Kanıyordu sütyeni, dili, topuğu

‘Ağır Abi’ cezasını kesmiş…”

Suskuya yazıldı hemen, susmalar ilerliyordu

Düşevi sakinleri şaşkın, merak her an büyüyordu!

“Eee, ya sonra…?!”

“Ne sonra, hangi sonra,

Ne sonrası, neyin sonrası, kimin hangi sonrası

Şüpheli Hayatlar’ın öznesidir, özüdür Onlar

Özgürlük, ütopik bir özlemdir, sonun sonrası

Güneş doğmaz orda, gece gebeyse, düşer yarınlar!

Hadi eyvallah!”

“Dur hele, bitir de git, eksik kaldı düşün,

Meraklara gebeyiz şimdi,bizi de düşün,

Filmi kopardın, sildin bizi, hadi al şişin

‘Ne Yapsa Yeridir’sin, ne ki başka işin?!”

Durdu, Sanduka’sını araladı, bir kağıt çıkardı,

Bize doğru uzattı, Sanduka’sını kapattı, okşadı hemen;

“Düşümden düşen kıza gidiyorum şimdi , kalan son göreve…

‘Ağır Abi’ taziye yollamış, racon böyle, kestiği cezaya Fransız,

‘Hatun’ Yolcu, ‘Ağır Abi’ Hancı;ben Mahsus Çocuk, yersiz ve zamansız!

Arkamdan açın verdiğim kağıdı, son düşüme O kız bıraktı; Cansız…

Sonsuza dek Düşevi sakinleri, artık Elveda!”

Çabucak toparlandık; pür-dikkatiz işte, hadi artık…

Cümbür cemaat kilitlendik, titrek, meraklı, …açtık;

“Ne Yapsa Yeridir Dosta;

"‘Ne Yapsa Yeridir’ ve gizemli Sanduka’sı"

Doğumum anama hamallıktı

Yaşamam bana

Ölümüm bile hamallık,

Cenaze alayına ...

Hep benimle kal!

Düş Paylaşımcın/’Hatun Kişi’.”

Hışımla kayboldu, “bizi de bekle!” diyemedik

Fırladık arkasından, ancak yetişemedik

“Ne yapsa Yeridir” ve Sandukası’nı

Bir daha hiç ama hiç gör(e)medik…!

O kağıdı çerçeveledik,

Düşevi’ne astık, tarih düştük,

Yanına da resmini iliştirdik…

“Ne Yapsa Yeridir Dosta;

*Doğumum anama hamallıktı

Yaşamam bana

Ölümüm bile hamallık,

Cenaze alayına ...

Hep benimle kal!

Düş Paylaşımcın/’Hatun Kişi’.

Müjdat Eraslan.

* Güldane Uyar’a Teşekkür ederim… Aşağıdagösterdiğim dizeler, Güldane’nin attığı bir yorumda kullanıldı, Şair Dostum bir şiirime böylesi bir gönderme yapmıştı; bu dizelere bakarken, yazdığım şimdiki şiirime esin kaynağı olacağı aklıma bile gelmezdi, doğrusu; ancak, meğerse Esin, bu dizelerin içersine gizlenmiş, ben de açığa çıkardım ve bu öykü-şiir doğdu!

Sevgili Güldane, ben yazılarımı bir solukta yazdığım için, senden izin almayı unutuverdim, hoşgörüne sığınıyorum, bir kez daha teşekkür ediyorum.

“Doğumum anama hamallıktı

Yaşamam bana

Ölümüm bile hamallık,

Cenaze alayına ...”

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...