Şiir • Bilinmiyor

Ömer

Yazar / Şair

Gürsel İLERİ
person

O, onu seviyordu

Hem de çok seviyordu ama

Ama bir türlü söyleyemiyordu

Nasıl söylesin?

Ömer?in yaşlı anasından gayrı kimsesi

yoktu bu dünyada

Meskeni kirada, tek bir göz oda

Yokluk, yoksulluk kazınmış dört duvarında

Bir de şu sevda, şu sevda var ya

Ömer?in bağrında

Ne yapsın be! Ne yapsın garibim

Gece gündüz yanmasın da ne yapsın

Beste dünyalar güzeli, anasının babasının bir tanesi

Beste bir içim su, gözleri zümrüt yeşili

Saçları altın sarısı

Önünde havuzu, dillere destan babasının villası

Ya parası? Parası mı, işte onun hesabını bilen yok

Milletin ağzına sakız lazım

Bilirlerdi Ömer?in Beste?ye yanık olduğunu

Dalga geçerlerdi

Gariban ya, fukara ya, Ömer öksüz ya

Nede kolay almak alaya

Benzemiyor tabi bu işler

Parası olanın önünde dalkavuk olmaya

O, severdi Ömer?i ve acırdı

Mahallenin yetmişlik dedesi kundura tamircisi

İbrahim baba, bozulur dururdu buna, kimi sert çıkar;

? Bak ulan bana! ? derdi. ? Davul bile dengi dengine çalar.

Bu sevda senin neyine anlasana! Üç beş ciğeri beş para

etmeze, ona buna maskara olmasana! ?

Ömer, yanmış bir kere yüreğinden

Nasıl kurtarsın kendini, sevda zincirlerinden

Mahkûm olmuş kara sevdasına

Kaçmazdı bazen gerçeklerden ve

Bir hayal kurayım dese

Beste?yi gelinliğiyle, duvağıyla

Gözlerinin önüne getirse

Olmuyordu! Olmuyordu işte! Olmuyordu be!

Mutluluğun hayalini bile kuramıyordu

Ve

? Ulan! ? diyordu. ? Saraydan kulübeye gelin mi gelir? ?

Ömer, derlerdi ona;

? Sende içgüveyi gidersin lan? dalga geçerlerdi

O, boyun bükerdi, susardı yine, konuşmazdı

Gözleri dalıp giderdi

Girse dost dediği, arkadaş bildiği bir topluluğa

Oturup, bir araya gelse, birkaç kadeh sonra

Gizli gizli içini yakan o sevdasını dile getirse

? Belli mi olur be Ömer? derlerdi

? Gönül bu, ota da konar...?

Ömer, kızarır bozarır

? Bu mu ulan! ? derdi. ? Sizin moral vermeniz

Adamı cesaretlendirmeniz! ?

Ve sonra yine suskunluğa gömülürdü

Anlıyordu Ömer

Dalga geçiyorlardı, alay ediyorlardı

Ah be! Sevdiğini bir söyleyebilseydi

Bunları çekmek daha mı iyiydi?

Bir gün Beste?lerin semtinden geçti

Oraları öyle onların kenar mahallesi gibi değildi

O an dünya dursaydı, zaman dursaydı

Ve hatta ölseydi bile gam yemezdi Ömer

Onunla göz göze geldi

O yemyeşil gözler bir kere daha vurdu Ömer?i yüreğinden

Böyle bir güzelliği yarattığı için

Bin defa duacı oldu Rabbinden

Bu nasıl işti, ölürcesine taparcasına seviyordu da

Ne bekliyordu bu sevgiden

O da bilmiyordu ya, o da bilmiyordu

Ama seviyordu işte, çok seviyordu

Ve Ömer artık hep

Hep o zengin semtinden geçiyordu

Uzaktan uzağa da görmek ona yetiyordu

O akşam yağmur yağıyordu

Sonbaharın puslu, yağmurlu bir akşamıydı

İbrahim baba, küçük dükkânının kepengini

güçlükle kapadı

Yine romatizmaları azmış, beli ağrıyordu

Başını kaldırdı, göğe baktı

Yağmur taneleri yüzüne vurdu

? Hayırdır inşallah? diye mırıldandı

? Bir sıkıntı var içimde?

Ve güçlükle yürüdü, yürüdü yağmur altında

"O, onu seviyordu"

Ömer yine, yine oradaydı, Beste?nin sokağında

Ama yağmura rağmen bir kaynaşma vardı

Canlılık, neşeli bir kalabalık

O ağacın altında duruyordu Ömer

Bir anlık gördü

Beste?nin gelinlikler içinde o arabaya binişini

Ömer, hepsini gördü, hepsini

Ama kimseler Ömer?in dizleri üstüne çöküşünü

Hıçkıra hıçkıra ağlayıp, gözyaşı döküşünü görmedi

Yürüyordu Ömer ıslak yollarda

Sanki yarış ediyordu Ömer?in gözyaşlarıyla

Yağmur hızlanmıştı daha da

Görmedi Ömer, göremedi üstüne gelen eceli

Kalmamıştı zaten dünyayı görecek hali

Görmemişti Ömer, görememişti be! O arabayı

Gazete kâğıtlarıyla örtülü

Yatıyordu şimdi Ömer

Ve artık yağmur da kesmişti yağmayı

Yazık! Yazıklar olsun be!

İnanın dalga geçeni kadar olmadı

Ömer?in ağlayanı

Kimi sayayım

Bir yaşlı anasını

Bir de İbrahim babayı

Çok olmadı be! Çok olmadı

Alay edeni kadar çok olmadı

Ömer?in ardından ağlayanı

Vur be felek, bir daha vur garibanı!

Baharda gelincikler açtı Ömer?in mezarında

Ve bir kucak Mayıs papatyası

Mezarın başında yaşlı bir kadın ağlıyordu

Yine ağlıyordu, her gün olduğu gibi

? Beni kimlere bırakıp gittin be Ömer?im

öksüzüm, garibim? diyordu

Yaşlı anası yine, yine Ömer?ine gözyaşı döküyordu...

Gürsel İleri

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...