Şiir • Bilinmiyor

Nar-ı Aşk

Yazar / Şair

Tahsin Özmen
person

dudak kıvrımında bin sevabım…bir bakışı bin günahım…!

gözleri kıyametim…! yüzü afetim…!

deniz kokuşlum…!

nisan gülüşlüm…! mabedim…!

gidince sen…kıblegâhımı kaybettim

gözlerinin yeşilini bıraktığın son yaprak da düştü döne döne

sanki yüreğime bir gramofon iğnesi batar

içimde düne dair…

derin bir veda acısı,

hicran sancısı, mahşeri bir özlem ve koskoca bir boşluk var

seninle yaşamak bahardı…

yokluğun hazan…eylül buram buram hüzün kokar

gi t t i n g i d e l i…;

boncuk boncuk terlemiş…

saçları dağınık bulutlar düşer irem bahçelerinden

kapımı çalar seninle birlikte yitip giden mavilikler

ve uçurumun kenarındaki evrenin gözyaşları

uçurtma rüzgâr…

rüzgâr uçurtma ister benden

.

oysa…

kara görmüş deniz gibi terk etti aklım beni

onlarca martı ölüyor her gün ömrümden

.

sensiz…

-haritası olmayan dünya mıyım…yoksa dünyası olmayan harita mıyım ben-

galiba…

biraz hava…biraz da suyum

sevmek ıslaktı…oysa şimdi kuruyum

“aşk işi de olsa her canlı”

henüz çözülememiş gizemli bir soruyum

meselâ…

-gittiğin gün mü öldüm…yoksa öldüğüm gün mü gittin-

her aynada senin yüzün…her duvarda resmin

bense üçgen dairelerde hapisim

-herkes mi ben…yoksa ben mi herkesim-

elbet bir bildiği vardır diye…gönlümün peşine düştüm

çiçek oldum…güneşinin muhabbetine dayanamayıp zemheride açtım

öyleyse…

-ben miyimdim seni seven…yoksa sen miydin kendini sevdiren-

"dudak kıvrımında bin sevabım…bir bakışı bin günahım…!"

artık…!

ne bahar ne yazım

ne kadar yoksun…o kadar ayazım

.

içtikçe dolan boş bir rakı şişesi kadar susuz

bin yıldır hiç durmadan akan ırmak kadar uykusuzum

öyleyse…

- geceler mi sarhoş…yoksa ben mi ayığım-

Amin’i eksik dua…

sahili dövmekten yorulmuş dalga gibiyim

bakımsız bahçeye…

yuvasından kovulmuş serçeye döndüm

.

sanki dünyadan elini ayağını çekmiş istiridyeyim

anılarımızı saklıyorum annemin akide kavanozunda

yüzümdeki hüzün girdaplarını çizen uçurum perileri…

suzinak şarkılar terennüm ediyor…

düş kurduğumuz mevleviler tapınağının pervazında

.

çıkmaz sokakta kaçak…

yeniden yakılmayı bekleyen sönmüş ocak gibiyim

.

bilmiyorum…!

aşkın meşalesi tekrar ne zaman yanacak

-geçmişim mi daha kısa…yoksa geleceğim mi daha uzun olacak-

neyse ki…

elâ bir gökkuşağı demleniyordu iğde dalında…

yakaladım umudun kıvırcık saçlarından

ve esmer bir kuğu kondurdum dudağıma

.

gölgemden uçurtma…

bezden bebekler yaptım…yokluğunda eş olsun diye serçe parmağıma

kilim desenlerinde düşlerini buldum senin gibi taşralı bir güzelin

ve

şarabın öyküsünü sordum…göğümde uçuşan asma yaprağına

dedi ki…

/…-her insan bir boşluğa tutunur

ki o boşluk…tanrısal bir yontudur-

ve

her aşk...kül rengi bir zaman sonra soğur ve unutulur

.

kim bilir...!

bakarsın gün gelir…

bir cemre gibi düşer nar-ı aşk

ve o boşluğu doldurur…/

1990

*tahsin özmen, bez bebekler de üşür, çatım&baskı yay,ank,2006

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...