Şiir • Bilinmiyor

Medine Notları

Yazar / Şair

Hamdi Oruç
person

Medine Notları

1

Ay öper her gece

Sende çözülür en karanlık bilmece

Bir bahtiyar şehirsin Medine

Gönle yar şehirsin Medine

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

Anladım sendeki sırrı Medine

Hep mü’min kalacaksın Medine

En kör gözler ışığı görecek sende

Işığın kaynağı seçilmişsin Medine

Bir ışık ki, ışıkların en berrağı…

Sende aşkın hiç sönmeyen çerağı

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

Cennet -ül Bakide

Nur saçan yıldızlar …

Cennetül Baki bir gök yüzü

Gök yüzü bir kitap burası Medine

Şehirlerin en hası Medine

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

En maviliğinde göklerin şimdi buluttan o şemsiye…

Bu da ben veysele ondan kalan bir hediye

Nereye serdi seccadesini söylesin şimdi toprak

Medine güzelsin Medine pak

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

Medine Nil gönül çölüme

Dünyama güneş şehir bu Medine …

Karanlık bile büyüttü gönlümü Medinede

Hasret kül etti gönlümü Medinede

2

İlaç sende Medine

Bu hasret diner sende

İşte vuslat saati unutulmuş çoluk çocuk...

Bir musadır şimdi gönül Tur dağında

Ateş üstüne ateş bir sevinç içini yakan

Uçarak basılır toprağına Medine’nin ...

Bir gece vakti basmıştım toprağına Medine

Gece mi gündüz mü bu Allah’ım

Bu nurlu gecenin şerbet tadı

Ebedi kalacak gönlümün dudaklarında

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

Koşuda gönül yeşil türbeye

Gözlerim bir biriyle yarışta

Bir nur yeşil türbe öyle bir an ki

Cennetteyim kevser sanki

Karşımda cenetül baki mezarlığı

Onda Kevserin misafirleri

Onda gönül erleri

Onda güneşin askerleri

İlaç sende Medine

Bu hasret dinsin sende

Geldim sana Medine

Yüz sürdüm toprağına

Rasul’ün gül kokusu geldi uzaktan

Ta gül asırdan günlerdir

Yandı bir veysel günlerdir

Bu günler ne gül günlerdir Allah’ım

Gül olur bu ateşte yanan bir veysel olur…

İnandım tek cennette söner bu hasret ateşi

Dünya gözüyle görmek varmış o güneşi

Veysele bir hırka ondan geri kalan

Bahtına küssün geri kalan

Kendini her meleğin kucağına bırak gönlüm

Kızgın kumlara bile seccadesi mi diye bak gönlüm

Her kum taneciğinden onun selamını duy gönlüm

Bu kumların dostluğunun sıcaklığına başını koy gönlüm

Şimdi onu gören yaşlı bir ağaç ara

Geç kalmış benin gibi saçını başını yoluyor bak şu rüzğara

"Medine Notları"

Dünya gözüyle görmeyen kırsın otuz iki dişini

“Dünya gözüyle görmedi güneşini"

Kırdı otuz iki dişini ...

Veysel olan nasıl çeksin bu hasretin fişini

Dünyada bir yer yok ki söndüren bu hasretin ateşini

İlaç sende Medine

Bu hasret dinmedi sende

İlaç cennette Medine

Mezarıma da bulunsa toprağında bir yer

Toprağı ışık saçan Medine

Gül kokunda uyusa mezarım…

Yüz sürdüm toprağına Medine

Bir kutlu zamanda

Dinmedi hasret

Medine Halime’nin şehridir…

Anne şehirdir nurlu güneşe

Güzel şehirdir Medine

Sütten nehirdir Medine…

Veyselin gül hırkayı kokladığı gibi kokladım Medineyi

Dinse ya bir nebze hasret acısı

Bende belirdi kahreden ayrılık sancısı

Rüzgar gülü gösterir Medine burası

Koşarak gelen bahar gönle

Bu taşlardan duyulan sanma boş sözdür

O gül yüzü görmüş bahtiyar bu kayalar

Geceyi yırtan şu yıldızlar bahtiyar benden

Bildim neden sevinçli

O mutlu günlerden sırlar biliyor inandım bahtiyar bu toprak

Damla yükselsin buluta artık

İçimde biriken çoşku

Doğurdukça doğururdu

Hançer gibi gezdi arkandam zaman

Gül açar her an

Kovalar uykular artık

saat aşka ayarlı tık tık

Geçtim candan

Canan karşımda

Göremezsin karanlığı hiç güneştir canan

Ayrılmak mı Medine senden nice zor

Sıladan gurbete dönmek gibi

Bu dünya aniden güneş batmış gibi olacak

Şu kelebek gönül bahardan kışa geçmiş gibi olacak....

Gönlüm gül izler peşinde Medin’e burası …

Leyla diye çöle düşmeyen mecnun değil ki

Gülü arar bülbül her seher

Şarkısını güle söyler

Ah develeri hala önünde mi veyselin

Yanmış kaç gönlün çırası

Aşkın kanatları altında bu gönül Medinede

Gül dert kattı bülbülün derdine

Kocaman bir çiçek karşımda

Gül alır gül satar pazarımda çarşımda...

Günler,saatler şimdi

Hırkası en kıymetli gül …

Koklar öper Veysel olan

Güneş onda

Ay onda

Aşk gül onda …

Ateş onda

Kül onda

Bir evren kadar Veysel’in gönlü.

Bu çölde iz çiçekleri koklar gönlüm

Hem gülü hem göğü hem yeri yoklar gönlüm

Hacer –ül-esvedde kaldı ellerinin çiçekleri

Kabul olsun bütün dilekleri

Medine’sine susuzdur sevginin

Mekke’sine susuzdur sevginin

Gülün ve sevginin susuzu bu gönlüm…

Balı tattı buldu özü bu gönlüm Medinede

Çoban yıldızı bu gönlüm Medined

Geç kaldın yaranı açmaya hey Veysel ’im

Bitmemiş bir cümle gibi

Hikayesi önünde Veysel’in

Gülün kokusuyla yanan gönlüm

Ateş yanmak neymiş dener sende

Kışlar bahara döner sende

Medine gül kokulu

Medine aşk okulu

Aşk hastanesi Medine

Açtım yaramı

Ateşlerde yanan gönül

Hasretlerde yanan gönül

Bir arı şimdi çiçeğini bulan...

Bir çocuk gibi annesini saran

Aşık gönül Medine’de kanatlı

Kelebek yürek bu baharda mutlu...

Gelme ayrılık vakti ağza sürülür en acı biber

Kara bahtıma ağla gözüm

Kara bahtıma ağla özüm

Otuz iki dişini sökerek

Geç kaldım

Gül sevgiye

Geç kaldım gül Mekkeye

Geç kaldım gül Medineye

Açmaya yaramı geç kaldım...

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...