Şiir • Bilinmiyor

Maganda

Yazar / Şair

Tahsin Özmen
person

güneşe mermi sıkan adam…;

sıktığı merminin çekirdeğini doldurmaz aklıyla…

kendini allame-i cihan sanır…

üstüne vazife olsun olmasın her işe karışırdı

bir türlü öğrenemese de resimle fotoğrafın farkını

kamyon arkası yazılara mest olur

tersinden roman okuyup anlamaya çalışırdı

sıkılınca canı…

ya burun kıllarını koparır

ya da yarı beline kadar açık halı benzeri kıllı bağrını

veya ayak parmaklarının arasını kaşırdı

göğsünde üçgen muska,

boynunda altın zincir,

arka ceplerinde…

gazetelerden kesilmiş çıplak kadın fotoğrafları taşırdı

hafiye kılıklı bu adam…;

hava alanı benzeri kelini,

hap çıkarmalarını,

burun karıştırmalarını çok iyi gizlerdi

sinek öldürmek

ustura koleksiyonu yapmak…onun için en büyük zevklerdi

.

çekirdek çitler…

dibi tutmuş pilav üstü kuru yerdi

dişleri arasında kalmış et parçaları için

ağzından hiç çıkarmadığı kürdanla kulak kirini temizlerdi

kaçırdığı gazın kokusuna…en favori kokum derdi

cırtlak pembeyi

ruj yerine salça sürülmüş dudakları severdi

aşkı…

içinden çıkılmaz…

sayfalar dolusu çok bilinmeyenli cebir denklemi sanır

iç güveysi olmak,

iman tahtasının üstünde…

göğüs uçlarına mandal asıp…

çamaşırlarını kurutabileceği bir sevgili düşlerdi

çooooook bilir, çok söverdi

koftiden kabadayıydı

eşek anırması gibi nara atar…güya herkesi döverdi

.

trafikte kural mural tanımaz

önündekini geçmek için her yolu denerdi

bayılırdı sık sık ara gazı vermeye

müziği sonuna kadar açıp…

ikide bir kornaya basmaya

zira arabasına binince kendini kral zannederdi

"güneşe mermi sıkan adam…;"

kaşı-gözü, ağzı- burnu oynak bu adam…;

ya tespih sallayıp pos bıyıklarını burarak

ya da erkeklik organını kaşıyarak

tren görmüş manda gibi sürekli kadınları süzerdi

aksırır tıksırır,

geğirir tükürür sokaklara balgam atar

arkalarına bastığı sivri burunlu,

yumurta topuklu ayakkabılarıyla hep murdar gezerdi

gazozuna oynadığı tavlada…

gele gelen zarları…

fincana koyup kahve niyetine içerdi

tüm servetini tombalada kaybedince…

kendini ters çevrilmiş bir fincana verdi

.

“gül” diyince sırıtmayı anlardı

ilaç yerine kurşun döktürmeyi yeğlerdi

fakat şapkadan tavşan çıkıyorsa

neden fil çıkmıyor? un cevabını da çok merak ederdi

.

bir gün…

rakısını içip mangal keyfi yaptığı balkonunda

sokak magandalarından birisinin kurşunuyla geberdi

1981

*tahsin özmen, bez bebekler de üşür, çatım&baskı yay, ank ,2006

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...