Şiir • Bilinmiyor

Lillahi El Fatiha

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

"Gelirsem

gebertirim bak..! Kafamı bozma kafamı..! Beni oralara getirme bak; yoksa

doğduğuna doğacağına pişman ederim..! Sinirimin ar damarına dokunayım deme

postuğunu attıttırırım, dumanını çıkarırım, aklını, bıngıldağını , feleğini

şaşarsın delirtme beni ...Beni sana çattırma..!................."

Kim tanımıyor ki

içimizden günboyu her saniye, hemen hemen hayatın bugün itibarıyla (daha

doğrusu itibarsızlığıyla) heryerinde, her lafa söze karışan cümlelerimizin bu

uzayıp giden ve lafı uzattıkça da ağzı yüzü daha da biçimsizleşip çirkefleşen

listelerin konuşamamazlığına kuşatılıp,tüm bir insanlığımızı kırıp kırandan

geçirdiklerimizi..?

Diz, dirsek,

çelme, çalım, boküs , kafakol, kata kulle, pranga, mengene, kıskaç, sarmal,

tos, Çembere alma, etraf çevirme, makas, pusu, hile, desise, fak, kafes,

kanca......

Ve bütün bunların

yetip yetişmediği hallerde işin icabınca 

iyce dozunu artırarak; ekmek bıçağıyla, odun baltasaıyla, et dahrasıyla,

sıvacı falçatasıyla, usturayla, sustalıyla, kamayla, hançerle;  çifte kırmayla, Çin vang yu –Amerikan beyzbol

sopasıyla, uluslararası seri katil üretenlerinden  pompalı –taraklı- kalleş keleş patırtı

kütürtülerle..Gez, göz, arpacık demeden, attığını hayatın şah damarından

uğundurup, soluğunu sesini kesen ve adına ödül konulmuş barut ve ona

yakıngiller ailesi fitil; dinamit ne varsa....Çekip takozu..Attırıp

sigortayı...

Takatında belki

de bir dirhemi kalmış yaşamın hepten ferini FENERİNİ söndürmek için...

Yani tüm bunların

yetmeyip yetişmediği yerlerde; bugün geçmişteki bütün eylemlerinin arkasında

hiçbir kuşkuya yer vermeksizin batılı doğulu (veya orta doğulu-sıcak para

transfercisi kral, kraliyet, şeyh ya da İsrail eksenlisi) sömürgecilerin özel

katkı payı olduğu tartışılmayan  ortakça

pişirilmiş kurtarılmış..Hatırlarsınız.. cami avlularından sokaklara  akın edip, meydanlara sığmayan ve yaklaşık

yedi yıldır da birdenbire bıçak kesmişcesine susuveren "Cuma

gösterileri" sinemasılının devreye girdiği...

"Dünya ve

ahirette ne varsa kimsenin değil Allahın mülküdür.! (Egemenlik kayıtsız şartsız

milletindir- Cumhuriyet söylemini hedef alarak_" diye diye...Dününden

kovup yarınından bir haber kişiliksiz ve kimliksizleştirdikleri insanları ,

ellerine avuçlarına dilenci ve sadakacı kılınmış kokuşmuş, kafa dağınıklığıyla;  travmalı, düşkün, özel çabalarla

acizleştirilmiş ve toplum dıkusu delik deşik edildiğine; yuta yedirtte..

Yine özellikle

Cuma hutbelerinden sonra, yine cami kıyı ve köşelerinde hesaba kitaba ve dile

gelmez günahler işleyip, haramlara insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmedik

inanılmaz derinlikler katttıkları..Aslında binde birimizin bile doğru dürüst

TÜRKÇE mealini alıp , hakkında zerrece bilerek, inananı olmadığımız sözümona

lafın sırası gelince (laf olsuna) yüzde doksan dokuzumuzun müslüman olduğu

gerçek hayatımızda (!!!) :

""Gelirsem"

*Hırsızlık,

hainlik, yalan, vurgun, ütme kavurma, cinnet cinayet, konu komşu güvensizliği,

sevgisiz ve sadakatsızlık, gıybet, kovu, madrabazlık, fuhuş, tecavüz,

ahlaksızlık, HAKsızlık, vicdansızlık, özgüvensizlik, sözüne sebatına

itibarsızlık, şahsi çıkarcılık, kayırmacılık, yalakalık, uşaklık, fakirlik,

sefilllik, kopuk, işssiz, ilgisiz, ilişkisiz, kof, çürük özlü, kaypak, güdülü,

kulllanıldıkça çürüyen ve değersizleşen.. Kimileri vatan bekçiliğine kör

kurşunlar yamacında hayatını kılını kıpırdatmadan ortaya koyarken... Yandaki

satırlar silsilesinden "Herşey yüce Allahındır" diye diye işbaşı

ettirilen kimilerinin de, dakkası dakkasına babadan kalma mirası niyetine

"babalar gibi" kendi keselerini külçelemelere emanetinde ne varsa satıvermiş

de...

Eğer diyorsanız

hala biz yüzde doksan dokuz müslümanız...

Siz de o zaman,

cılkı çıkmadık hiçbiryeri bırakılmamış "taşı toprağı altın"

avcılığına sıkboğaz edilmiş, eskisi billur bir sayfiye yeriyken, şimdisi yüzü

mavilere morarmış çöplük kenti durumundaki ölüsüne nafile bihaber nefesler

üfleyen istanbula "Lan ulan..taptık sana.!" diye şiirler gerdanlayan

bi tuhaf aydınlar gibisizin..Ya da ortalığın dili ondan götürüyor diye

 " Kafaya sıkar gider(!!)" siniz..Ya

da kendinden sonraya bırakırsınız hayatı " He kurban.! Gözüm kulağım

sende, göreyim seni beni rüsva rezil eyleme..!" dangır dungurundan..

Gide gide

Amerikan ajanı iş çevrimlerinin kafa bulmalarına,  ya martini kapıp dağa tırlatandan veya cami

avlularında insan soyarak işbaşına gelenden medet umup ....

İlahilerle özgün

müziklerin aynı ritimlerde ılımlılaştığı..Çaresiz, çıkışsız, sersefil, tam

teslimli; geleceği en az geçmişi kadar haram ve hebalara..Fethul-metal, sosyal

ve milli markalıklı plakalardan..("Gelirsem gebertirim...!" leri

gününüze her öğün hap ilaçlayarak) Hepberaber ve solo, otamatik mutlakiyetle

huızurlu mahşere..(Amerika başlıklı gidiş gelişlere) Fit ve sulh  olursunuz..(Lillahi el fatiha.!)Seyfi Karaca

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...