Şiir • Bilinmiyor

Kanununca Kanunsuz ( Vızzzzıt)

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

Çekmişler cilet

gibi ütülenmiş gravatlanmış özel butik işi şahanelerini fiyakalarına,

bozulmamış istifleriyle muntazam ve düzenli sabah kahvaltılıkları  bıldırcının-balık yumurtası ve kuşun sütü

dahil eksik gediksiz..

Çok seyrettikleri

ve kişilik oluşumlarını ondan turfandaladıkları :

_" Bana

yeminimi çiğnetmem ulennnnnnn..Ben Kendime laf söyletmem! Köpürtme beni.. "

tür formatından..Hayata atılmayanları eril ve ermiş saymadıkları..........Ve

kadınları :

_ "Yeter ki başımı

sokacak bir göz evim, evimde yarım lokma ekmeğim, bi de; ister dövsün, ister

sövsün ama,  başımda bekçiliğine

sığınacağım hakikatli erim olsun.."  iki başlılığının bir

yastıkta gün

soldurup, ömür kocattığı yaşam sürüncemesinde düşe kalka gün..

Kadınlı erkekli

tüm toplum,  en başta  ve ya illa en sonunda, kendilerinin kitlendiği

 kemente el ayak dolaşarak, yalan ve

yanlışlarının hata payından peydah saplanmışlıklarıyla yaşamın tümünü silip

süpüren çıkmazlar dengine sürüklenişini beleşe yüklenmekle..

 Koyu ve katlaşarak çürükler üreten hastalığının

iyileşmesine kendini bile müsade etmeyen inatcı ayak diretmesiyle,  akıl; vicdan, denge sapkınlığı

takıntılılığındandır.. Bütün zarar ziyanı.

O fanatik

sarmaldır ki...Olası işleye geldiği gerek hayatı huzurlu yerinden oynattığı ya

da gerek   kokmuş çürümüş olanları tamir edip onarması hallerinde

tüm insani reflekslerini yitirip  yanlışa

gittiğine ya binlerce yanlış...Ve ya doğrusuna varması gerektiği yerde tamaman benzer

duyarsızlığıyla ihmal ve iptal olarak...

"Kim lan o

sana bunu diyen kim..? Göster de ağzını ; burnunu, otuziki dişini...Dalağını

deşip ciğerinden çıkayım...Kimmişiz biz..gününü ona göstereyim.."

çöplüklerini ögününden hiç kesmeksizin..

Boncuğa, cıncığa,

kilteye küpeye ...Gelen gidene, "hava basan" özgüvesizliğini onunla

tamladığını sanan insanlığını caka –cafcafa pazarında, sığ gösterişlerde köşe

bucak  ve takım adavat servisleyen  "Sen de bu yok işte yaaaa' ların.. Çatla

patla" güyasından..

 Soğuk; ara açıklı, densiz , dengesiz his ve

hassasiyet azgını, "protokol ve prosedürüne" uysuna  nakittir dediği zamanı demiş komuşlar peşinden

koşturup yetiştrmekte zorlanan haşir ve neşir..

İsterse haksız

yere başkasının canına okuyup, köküne kibrit suyu döksün ocağının..Tüm bela

kesilenlerinin arkasında betonlanıp..Veya yoksa bile boşta kalmışlığına iş

verip, geçimsizliğine hiç yoktan suni ve haybiyeden hır gürler çıkarttırıp,

(Çünki Huzur içinde yaşamak denen şeyi en başta edinip , geliştirip hayatı

güzellikleriyle oyalayıp oynatmasının kıymetini bilemediği sebebiyle) kime nice

verdiği ve vereceği zarar ziyana bakmaksızın toplumunu, bölgesini, şehrini,

semtini, mahlesini, sokağını, ailesini ve nihayet kendini..diye diye dışardan

içeri yerine yeller estirenden ve  kusurlarının,

yıkıntılarının sefil sefaletine arka çıkan ..teke yalnızlaştıran fanatiklerle..İlmiklenip

damardan topyekünleşmeler..

İsterse ne denli

"Aydınından " dışı cilalı; içi küflü pozların boynunda plaka namına

taşıdığı tanımsızlıklarca kör olsun..İster tam bağnaz ve üstüne yaması söküğü

yaraşan kılıkta ve kıyafetlerde kütük...

Eğer futbol

değilse sözün gelişi seyrinden haz alınacak olan...Kör-kütük değil de ya nesin??

(vay senin takım..vay benim rengim..Vay küçük halkların "başkasına söve

saya" kendi yaşamlarını tayin hakkı, vay büyüklerin sembolleyen nesi varsa

üstüne benzin sonra çakmak...Vay kaşın tipim değil vay gözün bakışıma uymuyor..Listelerinden)

Bu zokka tüm

bereketiyle, hırsızı haini bol yaşamsızlığı besleyen İKİ BAŞLI ve her hali

mahkum ırgat işçileri olacakları da elbette kaçınılmazdır.

"Çekmişler cilet"

Yani akıl akıl

diye aklını oynatmış Kant buna ne yapsın, Russo ne desin..? Ne desin de ne

yapsın kır bayır derviş gezgini Yunus.. Ne yapsın şehir yerlisi mevlevi Mevlana

kime ne...?

Yok mudur

ki..Bütün eskimiş , çıfıtı çıkmış ve yeri göğü üç kuruş kıyağa tav ve kiralıklarıyla,

 kapıya kulluk cihetinden hayatın aktığı

tüm damarları jurnalleyip, hünkarın izni olmadan yerinden kımıldamazlığı

içerileştiren "Abdülhamit alaylı" ...Hurdası darmadağın yüzü ve gözü

tuttanın elinde kalan döküntülü zindan bir devri ..

Götüre götüre

Midillinin mondorosunda yenilgisini imzalayacak işgalci "Efendi" bile

bulamayıp yalvar yakar etmelere rezil eden..

Ve ateş ayaz

demeden, yalın çıplaklarda son elde kalanlarını ucucuna ulayıp ekleyip..bu

güzel yurt  bundan kurtuluşun kavgasını

verdikten sonra..

Hemen ertesine

pusuya yatıp..Yerine  hiçbirşey

koymadıkları , sata sata da zevkine sefalandıkları her gün hergün.. Aştan

ekmekten..Sevgiden ve sevgililikten..akıldan; bilip bilmekten.. batıkken daha

da batağa (Kımıldadıkça batan ) eksildikleri..Mondoros yıkıntısının

bıraktıklarından devamı devralmaya can atan...

Bugün...Din ve

tarikat şirketçiliğinden dün  sevgili

Atatük ismini foyalayarak  tirilyon aşırmaktan

daha beterleri solda sıfırlayıp..başkaca derdi olmayanların ağacı, ormanı, kurdu,

kumruyu ve toprağı taşı.. altın getirisine yakıp yıkan  iki baş; tek yastıkta..

Kokmuş, kodamanlaşmış,

kocamışlıkların özel seçkin adamlılığı....

Çekmişler ciletli

gravatlı ütülenmişlerini.Lüks lokantalı bir mokkemden, "Tüyü bitmemişlerin

ve hergün cenazesi sağdan soldan ve  sınır boylarından gelen" ülke çocuklarının

çıtır çıtır yenen hakından...

Muntazam ve

düzenlice sefil - sefaletlere felaketledikleri ülkenin varı yogunu sıfıra

silerek..

Oturumlarını üç

kişiden kendilerinin bile tınmadığı devletin tepesine zivtli.. ve lüksüne

düşkün kuru kalabalıkta ...

Halk dedikleri ve

"aziz milletimiz" diye de yokluğuna yağ çektikleri insanların hiç bir

(Fikren yahut aklen..yahut hiç değilse bile hayalen) katılımsızlığına gırgır

geçe geçe...

Anayasa yasa dır

diye tutturup...Filan değiştiriyorlarmış kendine," çalsa , aşırsa, hırsız-hortum

mariz...Bilmem ne yapsa ne etse bile .." 

dokundurtmayanlar..Çoğu kanun kaçağı kanıun manun tanımazlar..Yaşını başını

almış ... kırk  ya da üstü..Vızzzzzzzzıt.!

 

Mayıs/ 10

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...