Şiir • Bilinmiyor

İncir Niyetinde Kabak Tadında ( Kusursuz Fiyasko)

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

"İncir

" olsun niyetiyle hep zorluklarına katlanıp, ele avuca gelmez ve

tutunmasız dallarına eza cefa tırmanmaktan iflahını kesen dım dızlağa

kaldığımız hayatımızın..

Öğününü düzenlice

tayin edermişiz gibi daima tek yövmiye acılara asırlanıp,durmadan can bedeliyle

huyuna suyuna nessillendiğimiz "kabak tadı verme" lerini,  çok "marko paşalı" yüzü sirke satan

tüccarzadelere anlatsan ne yazar...Anlatmasan ne.?

Konusu sadece

simit alıp, zırıltılı düdük satmaktan dükkanını ayaz avazaya kurmuş, yetmişüstü

milyonluk insan nufusunu karikatürize ede ede karakelem çalışması karalamalık

müsveddelerden sayan ve elindeki tüm teslim aldığı yaşam renklerini yüzüne

gözüne bulaştırmaktan başka iş ve icraat edinememiş..

 Simetrisi asimetrisi darmadağınık geometri

bozuğu  galeri sahipliliğinin kendini

ressam zannetiği...Tabanları yanlış yollarda aşınmış kunduracının..Nereye ve ne

kadar giderse gitsin hayatın yerli yerince yurtlanamadığı tüm itirazlarına

" Çizmeyi aşmayın...Tepemin sigortasını attırmayın benim...! Verileni

kusulanı yutun ve susun!" Marko paşalığına...

"Söz

anlamakta fettan olsa mahbup, biraz şuh olsa ayyar olsa güzel" dese ve

dilese de Hayreti

Tünel deşme,

gedik açma, duvar uçurma, dere doldurma..Toprağın özü, suyun gözü, yokuşun

başı, bayrın yüzü ...diyenlerden kimini kaydırıp, kimini uydurup; kimini pise,

pasa, haritasını yerinden kapıp kaçan hain ve hırsızlamalarla..

 Uğru tıkandıkça dünyası keşfedilmeyi bekleyen

hayatın can damarına akılbozuğu usturalardan kıyımlar doğrayıp; kimini  yıkarak ve yıldırarak kimini; ocağı

söndürülmüş zamanın nefesi illet kokan.. Sesi soluksuzluğuna artan

sorumsuzluklar oranında askıntı, külfet ve taşınmaz yüklerle (B) askılayansa..

Hani o lafla gemi

yürüttükleriyle arpalığını kurtaran "Tüyü bitmemişlerinin" bağırta

çağırta  ömürlerinden söküp (Ç)

aldıklarının hakkıyla; uğradıkları taciz; tecavüz, aç, yoksul, dışlanmışlık,

kendi kendinden haram kılınmış musuz umutsuzu.. Mahrum..Muhtaç, kan kusup

kızılcık şerbeti içen..

Yine de

"Ölmedim ayaktayım, mutluyum.." diye, yarı iskelet, yarı ölü

.."O kadarcık kusur kadı kızın da da var" gibilerden sus

müzzziklerle..Marko paşalara..

"Terk edip

yareni firkat ihtiyar itdi gönül,

Bir niçe eyyam

gurbet, ihtiyar itdi gönül " ..derinlerinden laf söz açsa bile Figani...

Geleceği fal

bakıcılarının; hurafecilerin, yıldız okuyucularının, rakkamı rakkama üleştiren

BATIN-BETON saplantılı PARA-noyak kafadan takıntıcıların oynatan  ve tırlatan vezne-DARLI, Gayri Safi

MİLLİ  hasılatından kişi başına ya

ŞİDDETLİCE başa bela gülümsüzlükler, yahut foseptik çukurları, yahutta  ölüsüne rahmet okunan ağıtlı nizahlılıklar

düşen ülke çocuklarına her yıl hiçbir dokunur değeri bırakmadıkları YİRMİÜÇ

NİSANLARDA KAFAYA ALMA SIRASI GELDĞİNDE fosur fısır, tepeden inme üstüne

bindikleri koltukları matraktan devredip..;

_"Hadi beee

kağıtta yazılı diyeceğini di ve hemen kaybol.!"  devirli alel usüllü acelecilikle üstünde

zahmet namına çöreklediği  "Marko

paşalar " a ;

"Dostum

cevr-i feveran etmekmiş hu sana

Hey vefasız

vazgeldim, yürü var ya hü sana...!" demiş durmuş olsa da Cihani...

İster eski

çamlar, ister eski camlar her hangisi olursa olsun sonrası bardak yapılan..

Eğer yerçekimi insan ortası değilse ondan uğrun ve gizli kapaklı ne varsa

samanaltı suyu yürütülen,

tüm tanımı adi

hırsızlık dosyalarına " bana da mı lo lo lo" davasını güdenlerle

kozunu açıktan paylaşamayan cingar çıkarmalar olmasın da, ne olsun..?

Terbiyesini güzellikten alamayan oluşum....

Eğer kendi

kişiliğinin üstüne yetişip oturamamışsa insan, ister sırça köşklerde tac giyip

taç taransın altın taraktan..Kıvırdıkça dönen "avare kasnakların"

hangi rezilliğin mekanında mesken tutacağı, bir taban bir tavan yapan

düzensizlğinden aşikar değil midir..?

Aşikar değil

midir?..Kürt, Türk, Çerkez , Abaza, ....Ermeni , Süryani..Hiç ayrımsız tüm

insanlarını ekmeğe ve suyu doyurup kandırmaktan usanmayıp, tüm döşünü bağrını

sarılmış kucaklarda bir ve beraber etmeye dünden yeminli bir güzel ülke iken

sevgili ülkemiz TÜRKİYE...

Onun tüm

sömürgeci niyetlere kapısında bekleyenlerine ortak uşaklıklar edip..Hertürlü

suni ve soyut ayrı gayrılığı peşi peşine koşullayarak tezgah eden ve payına

düşen hainlik  komisyonculuğuyla ortalığı

azdırıp bezdiren...(En son numaralı Erivan Ermenistanında Türk bayrakları

yakılıp Türklüğe lanetler yağdırılırken, yine aynı günde, İstanbul taksimde

"soykırım" yası tutma dingosu gibi mesela)

Atı

alan..Üsküdarı müsküdarı geçen..Ala-vere dala-vere her bir karışı sırat köprü

geçişlerinde inşaat halli dünyasızlıklar yurtsuzluğuna getirdikleri..İğne

ucunda hop oturup hop kalkan, yaka yaka ne yalancı mumu ne şaşırtıcı feneri

kalmış ..Gündüzü şaşı, gecesi zindan..Kurdukları plak cızırtı yapınca da,

çevirdikleri karanlık işler ne duyulsun ne görülsün diye topyekün hayatı , ya

hoppacığa veya güme götüren..Marko Paşalara...:

 

"Dilde

aşkınla dağ yandırdım, yine ben bir çerağ uyandırdım

Yar sevmez dimiş

beni candan, can virip yoluna inandırdım.."  bildirdiğini..Aşık çelebi'nin;

Ve

"Onu hoş tut

garibindir efendi işte biz gittik

Gönül derler

ser-i kuyunda bir divanemiz kaldı"........Hayali'nin

Veya;

""İncir"

"Bülbülem

evlad-ı şah oldu bana gülşen yakın,

 Aşk-ı gülşen benem gülzar senden

vazgeçmezem..."....Virani'nin

Veyahutta;

"Yardan cevr

ü cefa lutf u kerem gibi gelir,Gayrıdan mihr ü vefa derd ü elem gibi

gelir"..Baki,

 

" Sır elinde

sevdiğim yarab hayalindir senin

İlm-i sıradan

irdiğüm yarab visalindir senin".....Ümmi sinan'ın

Dediğinden ne

bilsin..?

"Aşkında

senin ah-ü figan eylemek olmaz,

Sırr-ı gamını

halka ayan eylemek olmaz

Mecnun dimedi

sırrını na-mahreme amma,

Bir kıssa ki faş

oldu nihan eylemek olmaz...Dukakinzade Ahmet'i den..

Ne bilsin ?  Ekmeği 

her yıl milyonlaşan sorun ve çıkmazıyla yarınları başına yıkılan

sofrasızlığı simit ten ibaret sanan NANECİ;

Sırrı ne bilsin,

sırdaşı ne bilsin, sorumluluğu ne bilsin arı namusu ne..?

" Nice bir

dünya kaygusunda kalam, nice bir başıma gavgalar alam

Nice bir dünyaya

gönül virip ah, düşüp kaygu denizi içre kalam" ....Edirneli Nazmi'nin

Evvela

insanı...Güzel ülkesi kalbini..Vicdanı olmadıkça hakkı bilen olamayacağını..

Kimden bilsin

kendini, dini yahut somut sosyali diline meze ede ede kim olduğu bilme

neleşen.. Arayıp sormamışsa...Kendine varmamışsa yok şeylerlin aç gözlülüğüyle

oburlaşan ..Azıp sapan çapulculuk ..Türk'ü ne bilsin, türküsünü ne

bilsin...Toprağından taşından kurdundan kuşundan usananmışsa aldığı

emanetinin..Asvaltına markalı sosyeteler bindirip gazlatan Piştici pokerci

"Marko paşalar"

 

"Bülbülem

evlad-ı şah oldu bana gülşen yakın,

 Aşk-ı gülşen benem gülzar senden

vazgeçmezem..."....Virani'nin bahsinden haberdar olup

Evveli ne bilsin

sonrayı ne bilsin..? Etekleri zil çalan yanlış yalan..

 

Hele

hele...TÜRKİYEYİ nerden..Nasıl  bilsin?

 

Seyfi

Karaca

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...