Şiir • Bilinmiyor

Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

Yazar / Şair

Ali CENGİZKAN
person

Taş düştüğü yerde kaya

Taş düştüğü yerde gömülür bir boşluğa

Hey nöbetçi, bu kör karanlığa

Dokun, yansın ellerin, yansın ellerin.

Ellerinden dudağına ve ağzına taşan o meyve

Kırların ürperişi gibi gözlerinden her an geçen istek

Gidiyorsan gidersin, odalar geride kalır

Bırak şu ellerini, menekşeleri, ölümü; bırakırsın.

Ölüm babamdı ceplerinden hergün birşey çıkan

Küçük bir gönye, gül kapçıkları

Paçalarında biriken çamur kalıpları

İki ayakkabıydı kapımızın önüne konan.

Aç avcunu, kayalıklara çarpan dalgalardan

Ne kaldı işte buruşuk yanaklardan

Hırsın, kösnünün, acının kestiği acılardan

Suyla kesildi gitti dudağın kenarındaki tuz.

Tuzun ve tozun kesiştiği yerdesin, sözün kırıldığı duvar

Yansıtır kimlerin kaldığını iki ateş arasında

Bir otelin pervazları kanar ve isiyle

Gökmedrese kapısında güzelim bir nakış daha.

"Taş düştüğü yerde kaya"

Bakış ve dokunuş, o tılsımlı kuş, nereye gitti

Nerde bitti kalemin yazdığı düş, dumanın

Boğduğu gülüş, iki gözüm

İki gözüm, sözüm bitti.

Vatikan'da Roma'ya bakarak çırpınan ve bağıran körü

Sıvas'ta minareden seyreden sağır duyar,

Yine de dünya aynasına bakıyorum, iki gözüm

İki gözüm, çıkartamadım yüzümü...

Yanakları eğitim yanığı askerin avcundasın, Metin abi

Yönün neresi, sağ yanındaysan söz ve kösnü

Sol yanındaysan yine söz ve kösnü

Eksik olmayacak, eksik olma, belleğimizden.

Ankara, 19 Ağustos 1993

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...