Şiir • Bilinmiyor

Hayat Sofrasında

Yazar / Şair

Hamdi Oruç
person

Şikayetçiyim hayattan

Çürük meyveler yedirdi bana hayat sofrasında...

Ve elinde taş bu hayatın ...

Nerden bilirdim üvey anneymiş hayat...

Nerden bilirdim varlığın kuzey kutbunda kaldığını dünyanın

Bu hayat kabil

Ağla gönlüm sensin habil

Anlamışım da ne olmuş

Hayatım zulüm...

Gel tut elimden gülüm

Ağla gönlüm sensin habil

Affet Allahım beni

Affım için dualar et gülüm

Çürük meyveler yedirdi bana hayat sofrasında..

Açtım bağlı gözlerimi

Bir çöplük hayat sofrası

İyi ki, ölümlüyüz

Bütün iğrenç yiyecekler hayat sofrasında

Nerdesin anne

Çürük meyveler yedirdi bana hayat ...

Nerdesin yetim gönüllerin annesi...

Yetim gözlerin annesi

Güneş yüzlü nerdesin

Çürük meyveler yedirdi bana hayat ...

Neredesin ey bahar yüzlüm

Ay sözlüm

Çürük meyveler yedirdi bana hayat ...

Yetim derelerin annesi nerdesin

Sil yıka elini yüzünü bu gönlün annesi...

Ağlasın mı kirli ellerine bakıp bakıp bir sokak çocuğu bir gönül

Çürük meyveler yedirdin bana hayat ...

Al başına çal ey hayat bu iğrenç sofrandan kaçıyorum

O gözleri bağlı çocuk yok karşında artık

Kor haykırışlarla ağlasın bir sokak çocuğu bu gönül

Kirlendim yağmurlar yok mu

Nafile bekleyişim

Bir kuraklık var insan kardeşim bir ömür de beklesem

Ağarası yok elimin yüzümün

Çaresizliklerimiz ölü kuşlar gibi

Ve

Ne hilal ne bir yıldız var gecesine güzelliklerin

Ne kazanılmış bir bedir gördüm tarihinde gönlümün

Onca dert buldu gönlümü ya nerde huzur ...

Ve insan kardeşim

On taş yedim başıma iki ceviz geçti elime her ceviz kapma yarışında...

Dürüstlük ,o koca devlet silinmiş haritadan

Yazlık kışlık elbisesi var yalanın o bir zengine olmuş gelin...

Susmak reva görülmüş her bülbülle korkuları zalim mi zalim hakkı haykıran dilin

Sevap arama günah istemediğin kadar bol tabak tabak kir

Hayat sofrasında

"Şikayetçiyim hayattan"

Yaralı geyik gibi her gönül

Sevaplar uzak bir dağ

Yarasını kimler sarsın...

Bin yara aldım hayat sofrasında

Zaman bir savaşçı gönül ülkesinde

Bin depremle yıkan binalarını gülün

Bin atom bombasıyla uçaklarıyla tanklarıyla savaşan bir öksüz çiçekle

Çiçeğin öksüz haritası

Kuyular çöplükler

Yol belli değil ışığın askeri için

Gül insan ve çiçek düşünce ağlamasın mı bahtına

Baharsız kışlar peş peşe geldi

Leşler gördüm hayat sofrasında

Güneş say Aklı

Ay say vicdanı

Bunları sil

Geriye karanlık kalmaz mı

Güneşini yitirmiş kördür gönlüm

Hayat sofrasında

Cennetim nerde

Her yerde perde

Gözlerini bağlamışlar sokak çocuğu olmuş gönül

Bütün beyaz düşler beyaz güvercinlerdir

Nerde güvercinleri göklerin

Günahlar ,cahillikler

Yalan dolan ...

Hayat sofrasında yılan...

Nasıl bir ülkeye benzer gönül denilen şey bilmem

Gülü yok derdi dikeni çok bir ülkedir ömür...

İnsan kardeşim

Mavisi ölmüş bir deniz payımıza düşen

Nefis denilen şey en çok da kara toprağa benzer

Bu kara toprağa

Karanlık dikmişler ağaç diye

Karanlığı sulamışlar ağaç diye

Olmaz olsun bu bahçe

Gül büyütmeyen bu bahçe

Her parçası mezarlık...

Bir dünya benim gönlüm

Cihan harpleri yaşamış bir dünya gönlüm

Yaşım kırk olmadan

İnsan kardeşim masallarım nerede

Sevgi ölmüş saygı ölmüş

Ölmüş güzellikğin askerleri

Taş dikelim mezarlıklara

Bal mı olsun...

Kuş sütü mü beklenilir

Hayat üvey anne sofrası insan kardeşim

İnsan kardeşim

Güneşsizdir bir kutup yazı bu hayat

Bir yaz için iki güneş yetmez

Ne umulur ki, böyle bir hayatın sofrasında

İnsan kardeşim cennetim nerde

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...