Şiir • Bilinmiyor

Gözden ve Gönülden Sapıtmaksızın Hayatı

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

Ne demezsin...Hem

de ne Ne..?

İnsanını, kendini

dalgaya ve oldu bittisine getirmeden, canı gibi değil hakikisinden canı bilip;

göz kulak olsun...öyününü tayınını düşünsün..eksiğinden gediğinde haberi

olsun..

Nefesini diri

tutsun; neşesini daim etsin, huzurunu sakin kılsın, varlığını şerden korusun, darlığını

mümkününe kazansın, hürlüğünü başeğmez; onurunu güvencelerde...dirliğini;  eş, dost, yar ve yarenle..

Et dedikçe et,

süt dedikçe süt, gezme tozma dedikçe hay hay ...Müzik dedikçe istediğin

makamdan ..Mektep dedikçe al sana kitap al sana mürekkep..al sana okka öşür..Merak

ettikçe ilim, heves dedikçe bilim , geçim dedikçe gülüm balım..

Hayaledip  canı çektikçe açıl susam açıl..Yüksek engin;

sıcak serin, uzak yakın, ayva değilse nar...Deniz değilse göl..Kayık değilse

vapur seferi..Kuzu kebabı değilse levrek..Şura değilse bura, güney değilse

kuzey..Hem tavında hem güzel...Aynalı körük değilse... dıngırdaklı paytonla...

Hem de ne

demezsin; boş lakırtısı dişini dişine çaldıkça üstünde dil sürçüp, pörsüsünde

kopuk teller ayıkladığı nakarat; eğer insanını kendi başına oldu bittilere

getirmeksizin, sahip çıksın ve layıkıyla yaşasın veya  yaşatsın diye hak tayin etmişse ona sunulmuş

olan hayatı..Elbette üç masallar nezdinden biri değilse bile, yukardaki

diyenden arzeylediği...Mutlaka birinden birini alnını akı, annesinin sütü,  gibi isteyecektir.. Ammmmmmaaa

Lakiiiiiin..

Ammma ve

Lakiiiiin.."Bileğinin hakkıyla" diyedir ki, bahsi ebeden geçen

mevzu...

Her masalın

herzaman, bilirsiniz perileri cinleri felek yarları falcıları yıldız

tercumanları olduğu kadar, öcü-böcü; kurt postuna bürülü canavarları da

vardır..A be papucu kırmızılı kız..

A be  altın yımırtlayan kazını haydutlara kaptıran

oğlancık yaaaaaa....

İstiyenin bir

yüzü, istemeyenin binbir suratı nasıl solarır babından..Her istediğine de

isteyeni  nasıl ulaşmıştır kişi kendisi

bilecek elbet..

Elbet hayatına

gelen her kişi, bereketi sonsuz ve  mavisi;

alı, türlüsünden türlüsü, sevgili mi sevgili şu dünyanın ona; hiç kimseyi

kimseden ayırmaksızın elini, kolunu, döşünü, bağrını, kucaklarını   esirgemeksizin sunacağı kısmetiyle geliyor...Ammmmmaaaa...

Lakiiiiiin....

Ammma ve lakindir

ki..o öcü-böcü-canavar mı canavarları yok mudur...?

İnsan pozu ve

postunda hani...Azan..Sapan.. Hiç ara veremeksizin katliam ve kıyımlarını

ötekinin üstüne ana sütünden öte hakkı olan ve et; süt, halkalı şeker, kaynamış

yumurta,  tandırlanmış baldırcan dürümü...gibilerini

 bile kişisine çok görüp.....

Ne canavarı??? Azgın

ejder ne..? Tırıs kalır.. Yani o insan dilinde karşılığı olmayan liste dışı

yaratık..Bu yavan yaşıklarda zar zor yaşamamına tutunanların tüm soluk alan

nefesini sıkboğazda cinayet üstüne cinayet cezbedip...Evleri; çarşıları, ibadet

yerlerini, oyun dalgını çocukları...Bitmediyse; yani hızlarını alamayıp, ortada

da hiç birşey bulamamışlarsa, eğlencelik olsun; vakit geçsine ..Altı üstü linç

edilmiş ölüm ortası bir mahli bir yolundan öbür yoluna geçen sokak köpeklerini...

(Irak ve dünyanın ona benzer tüm çırım çığlıklarında gün ve gün insanlığın

unuta yazdığı kendi kaderine terkedili zalim ve zulümleri gibi)   tank ve

tüfek atışına tutup..Doğanına doğduğunu pişman eden...Ne canavarı be ne

canavarı.....?? İsmini biliyorsan sen söyle..

Başında dönme

dolapları suya çeviren aşağı bağların salkım üzümlerini; al yanaklı kızların el

sürdüğünden rengini alan sabah seherinde bile, tek başına sofralığa tadı tuza yeter

domateslerini, bulut rengi hakikatli can eriklerini, yarısını yere; yarısını

çalılığa, yarısını çağıl çağıl şeker şerbete akan derelere serpip saçan ve vakti

erenin dalına ağır geldikçe kolunu kanadını tuttuğu dallardan bırakan dutu;

elmayı-armudu...kaysı ve allah ne verdiyse toprağında..Ektiğinden biçen...

Yükünü dar

yollara ve zorlu yokuşlara sürmeden evvel; illa çulu kolanı; kendiri kayışı,

arpası torbası, sırı sıpası..Bütün bakım edimleriyle beraber; sırası mutlaka

düşecek olan Büberhasanın aşağı pınar yamacındaki çınarlık söğüdünde asılı halkada

nallarını tazeleyecekti..onca bağları günde kurutup gölgede eğleyen..boğazlayan

pazarına küfeleyip heğleyen .... Menteşelinin..Kuşçulunun...Acırlı; Alabaş,Taşan,

Hırka, Mollahacı'nın merkep yada katırları ...değil mi.. ???...Yaaaaaaa...

"Ne demezsin...Hem"

Sonra ne

olacaktı...?

Cört  cört cört çekip; tava getirip,  tezahürat yapıp ...."Hıııraaahoooouuuuu..!"

Diye diye yük

altındaki kervan katara..HİÇ GÖZÜNDEN VE İZİNDEN SAPITMADAN yola konulmuş

güzergahı , dengesindeki yükü..Hiç canavara manavara uğratmadan..

İster gecenin

dipsiz kuytularında , ister gündüzün fang fang ıssızında kuzey güney bilmem ne

kuzgununda...İster delici melankoli çalan ay parçası gümüşlü sima; ister

insanda ne akıl koyan sevgili gül burcu..ya da sermest eden güzellikte bir akıl

çelimi çıvgın..herneyse ve her ne sebepse ansızın esrarı büyülü mü büyülü...Yoooo...Yok

öyle yooook..!

Üstüne vazife

almışsan katır güdüp, yükünü  kervanını

can pazarına karşılığı hayat bulsun..Ev olsun..Ekmek olsunun..Hoş hatırlı gönül

sultanı ve hoşbeş içinde muhabbetse eğer aşk denen mesele..Yok öyle gözden

sapıtmak  zamanı ....Cört cört

cört..."Hııırraaaaaahoooouuuuu..!" dur öyleyse o durumda müzik ve

tiyatro..

Ya bir de

sapar..Sapıtır..Cici- bici..Öcülerin hokkabaz dönderen şıngırdaklı tef

çalışlarına kanarsaaaaan ...Sen sağ... yükün selamet..Aldın davayı ve buldun

öyleyse belayı..Sen oldu bittileerin acılı usturalarında inim inim can çekişme

bedellerine hayatını takas ededurursun; sahipsize kalan kervanınsa ilk

rastladığı kangal dikeninin pembesine aklı hayali kaptırır..Yıkar heğini,

küfelerini, hevengini çalılığa...

Bunca laftan

sonra dilimin ucundaki ne mi dir..?

 Topu topu özü kuyusu bir çifttir.

Oda şu ki;  bizden evvelkiler, göğün yağdırdığını,

toprağın bitirdiğini kendi insani emek ve alınterlerinin tertemizliğini de işin

içine katarak, hayatı iyi ya da kötü; ama illa edindikleri insanlığı hiç

esirgemeksizin  bize kadar taşıdılar. Bizim

şansımızda zaten çok çok dahasına karşılığı hiçbiryerde, hiçbir koşulla

ödenmeyecek bundan yanaydı.(Yüreklerindeki insan sıcaklığını bütünüyle bize

sundukları)

Söz konusu o idi ki,

çoğalarak belki birgün toprağı bize dar gelecek olan dünyayı, onlardan sonra

gelenler kimse her kim..dünün artık kendine yetmeyen kıt imkanlarını sım sıkı

gözönünde tutarak; aklı; sınanmış denenmiş ve edinilmişlerin tecrübesini,

ilimi, bilimi, sevgiyi, dayanışmayı...hele hele de insan güzelliğinde kardeş

olup eldeki avuçtakini paylaşıp bölüşmeyi (acı tatlı ne varsa günü güncelinde)

hayatın adımları ilerleyen dengesine arlı namuslu sorumluluk ve ehillik sahibi

bilinciyle GÖZDEN SAPITMAKSIZIN ve canavarlaşmaya mahal vermeksizin..yaşama

tayin olmaklığı gerekiyordu..Ama orda koptu kaldı hayatı yükü altında tutan ipler..Yükü

üstüne borç alan sahipse; borsa, arsa, keş mani...Manyak film...Canavarlı

vadi...

Daldıııı ve

gitti..karma karış oldu dün bugün.Şimdi siz oturun, memleket niye bu kadar

karabasanlara kem küm.? Niye kim kime dum duma ama herkes herkese canavardan

beter trafik mrafik..? Uzak mı uzak tozlu topraklı yol kıyısı yokuş inişlerinde

"Hıııııırrrrahooooouuuu..!" mudur sesinde sılanızı unuttuğunuz..? Her

türlü huzurdan kesik devamınız olmayan bugünün dünü..Nerde nezamandan beri kayıplar

veren ziyandadır...? Mekkeden önce inancını kendi içinde aramak mıdır..? "Doğu

da batı da Allahındır..Nereye dönerseniz dönün, Allahın yüzü oradadır" ....Bakara

115 ...Varın kendiniz bulup, kalbinizle helaleşin kendinizi..

Son olarak;

 "Sizden öncekiler geldi ve geçti.Onların

kazandıkları kendilerine, sizinki de sizedir..Kimse birdiğerinin yaptığından

dolayı sorguya çekilmeyecektir" ......Bakara 141 (inönü bilmem ne yahut

değil meselesini, işler iyce kötüye gidip karıştığı oranında kafa bulandırmaya maskeleyene

 buyrulur gibi sanki)....

İnsanlığından

caymayan tüm dostluğa, sonsuz sevgiyle !

 

Seyfi

Karaca

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...