Şiir • Bilinmiyor

Götürü Fiyata, Dengesiz Tek Düze

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

Bir garip

zamandır şu içinde yaşadığımız.Gerçi kaç fitil yandığına bakmaksızın, kaç

okkada kaç dirhem çeker demeden; düştüğü her bir darda gözü hiç birşey görmeyen

kaçkınlarla yerinden tamamen terkedip sökülmeler veya yerine hepten yerleşip

sığınmalar insanlık tarihi boyunca hezaman olmuştur olmasına da..

Bu denli heran ve

hergün, en hayati var edenlerinden kıymık kıymık, hem de acısı duyumsuz

dozlarda yontulup kendinden; yani insanı onun kendi  hayatını tutan köklerinden amansızca

koparılıdığı denge bizim yüzyılımızın akılalmaz çürük tezatlı tanıklığıdır

maalesef.

Herşeyi tekleştiren

ve tektaraflayan ağman; karman , çoğ-çorman bir denge...Hal vaziyetiniz nasılsa

işte, bildiğiniz üzere.

Yüzmilyonlarca

insanın ve bir okadarda canlı türünün, koy körfez; çalı çiçek, yapı yapıt ne

varsa dişi tırnağıyla dünyanın döndüğü taraflara hayatı dengelemek için, varını

yoğunu "kerpiç kerpiç üstüne " koyup, sürükleyip gidilen zamana bina

eylenmişleri bir dokunuşta kızılca kıyametlere çeviren dünya savaşlarından

sonra..

Azgınlık dozu

iyiden iyiye azan "Bir dahasına ne gücüm var, ne de çarelerim"

sindirilmiş ve korkutulmuşluğunun adamı mum gibi yapan giyotin sahneli tepede

fırdönen kabusluğu..

Resmen insan ve

insan eksenli bütün yaşamların katlini sevap gören tetikçiliği günü gününe donatıp besleyerek, gözü alacağı düşkün ganimetlerine çevrili seri numarası

bellisiz; diğeri olmazsa bir diğer haçlı seferleri ya da topu tüfeği sırtında

ölüm saçan yeni devirli Roma lejyonerciliğine pür heves..

Başka mirası

yokmuş gibi sadece çalım..Sadece şaşa..Şadece "Ölsün..Ölmediyse birdahaki

sefere ölsün !" parmak işaretiyle, yukarıyı aşağı indiren tek taraflı  hükümdarlığın kahpeliği doymak bilmeyen bir

üst numaralarına hipodrum çöküntüleyen soysuz soytarıcılığı..

Bir dahakine..En

sonuncusundan bin kat felaketleri bir sonraki zamana, daha da zahmetsiz,daha da

acımasız ve mümkün olduğunca masrafsız,  sıfır paraya çengi çalgı  hergün; duyan; düşünen, danışan ve bilişen

damarlarını cımbız ciyak canı bogazında gezen insanından binbir hurda ve paslı

neşterlerle kökünden kurutmaktan hayatını kazanan

Başka mirası

yokmuş gibi, geçmişi fazlasıyla devralan geleceksiz..Bir garip zamandır şu içinde

yaşadığımız..

Fişeklerle hançer

kama oynatarak şafağında uyanmadığı güne büyüyen, kendi hayatına gücü ve

dengesi yetemez er yahut -kadınca denen güzelliği hergün, kendinden

tiksinircesine çirkin; yetersiz, iktidarsız ve değersiz bulan insan beynine sıkılmış

lekelerle

..Felsefeyi;

sanatı, zenaatı, inancı, güvenci...Sazı, sözü ve kimseye diyemediklerini şiirin

kulağına "Aşk" diye fısıldayan kalbi hor-hoyratta koya kıya

"Atomla başına belan olurum..Aklını alırım aklınııııı !" diyip bir

üst numaraya dayılanarak..

İşte aşağı kafkas

bölgesidir..Yok..ortalama doğusudur diye bağıttıra sızlata gündelik

provalarıyla aklının ucunu, hayalinin peşini, geçmişinin

insanlığını..Geleceğninse aday adayı yeminini çiğneye tüküre sakızlaştıran,

gününden habersiz; dününden uzak, cesetleşmeleri oyuncakalıp toptan güdümlü,

hepten yakından kontrollü esirliğe kımıldayacak halini bırakmadan .. hergün koz

bölüşüp , boy ölçüsünü pozlayan günümüz..

Yerli efendi-

yerel kukla, veya büyük;  daha  dipsiz açılımlara; yabancı sermaye- yerli

uşak tek bilinenli denk ve denklemini temize çekip, sağlama sadeleştirip keşfin.....

Hemen her yerinde

dünyanın kapılarını kendine altmışaltıya bağlayacak ve dünya yetmezse Merih'e

ya da MARS'a giden denekler türeterek..Tavlı tavlalı..

"Bir garip"

Bizde de hissedarları

kendince üstüne düşenleri işlemekte hiç kusurda bulunmaksızın..

Yeşil-sarı, rengi

ne olursa olsun sermayedarı 

farketmeksizince birbirinin topuklarına basarcasına yarışıp, kırışıp,

tepişerek..

Araya aydın

-avara, din-dan-dinili ilahi karma korolardan bir yığın gürültü koparanı

seslendirerek.. 

Tek tarafa

eğmenletmenin harcı harçlığı götürüsü fiyatta günümüz....Açık ve net

tespitimdir ki..:

Aydın –avaraları,

"gelirse belanın isterse büyüğü olsun, ama batıdan gelsin ne

gelecekse" türü aşağılık ve alçaklaşmalara tepeden tırnağa tek yöne

diplenerek..

Din-ilahili

tavernalarsa bu modaya tam ve onu kıskandırırcasına ılımlı greçimli uygun

.."Batının gözüne girmedikce, neye inanırsan inan, kime güvenirsen

güven  sıfırsın.." emrolunmuşluğunu

ihmale koymayıp yine teke ve tek yöne..

Kendi hayatımızın

yetmez, yetişmez ve yönünü bulamaz..Kendi 

sorumluluklarımızın ve sahibi olduklarımızın gününü deremez, kurgusunu

yönetemez..Bir garip zamandır  zamanı

ilerledikce mikrop mikrop doğuyu batıya-batıyı doğuya uçurup batağına çoğalarak

çöktüğümüz..

 Korku, ürkü ve acizliğe hergün ; en sonuncu

kopup yiten yıkılan halleriyle hayatını ruhsatsız insanlayan resminden bir bir

soluklaşıp ismimizin cismimizin....Adeta hiçliğe  pusulu kaldığımız.

Oysa söz;

düşünce, zenaat ve sanat..Hele hele okulu sadece sunulmuş aşkı kendince duyan

her yüreğin sesi kalemi olan şiirin..Kim kimin beklentisine nakışlılık etmek

için okka altlığı ederse..Büyüsü bozulmuştur işte orda zaten bütün hayatı deste

demetlere sevgilileyen güzelliklerin..

Ve herşeyin

sadece emrevaki olunan bu kenar süslülüğünü geçmeyen hükümsüzlüğünde, kendi

tedavülünü el-aleme bir olup imamın kayığına bindiren böylesi yıkım.. Bizzat

insanlığına sahip çıkılmayanın özünde can taşıyan teeeek tek her bireyidir..Ne

dir ki, siparişine yaşanır ve bundan dolayı da sanat, hüner, söz biterse eğer

..Hayatın büsbütün canına çoktan okunduğunun..Farkına bile varamayacağı..

Bu yüzden

kim?  Nasıl ? Nerde ve Nezaman  ne yapar; ne söyler, ne çalar, neyi çığırır ,

neyi çizer yahut yazarsa yazsın..Ama yüreğine kimseyi dokundurtmadan olsun her

bir emek ve ama ille kendincelerden olsun, tüm bir hayatı varedenleri

kucaklayan o sırılsıklam aşkı dengine alan gaye.. Hele hele de şimdi, hele de

şu zaman..

 

Seyfi

Karaca..........Mayıs /10

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...