Şiir • Bilinmiyor

Biri Gelir.....gelen Gideni Aratır Diyenden

Yazar / Şair

Seyfi Karaca
person

İnsan vardır ki,

bir bir harcandığı yıkıntı duvarlarında, çöpleşerek çöküntülerine uğradığı

dengesi dayanağı  sürekli bozulmuş ve

tükenmişliğe ağmanlayan değersizlikleri sığıç sığınak, üstüne örtünen...

İnsan vardır ki..

Soluduğu nefesini ve can damarında duyduğu kalbini o çoraklardan zehirlediği

hayatından damla dirhem kopararak çölleştirirse....

Sürekli o

mezarlaşan kendinden soğulmaya çekilmelerin, yerini birileri çıkar; yalan ve

yanlışlarıyla doldurur..

Sonra da algılama

ve sorgulama ve keşfetme yeti ve yetkisini her kımıldayışında içinden

çıkılmaz  tabanlara çökertip...

Her imdada attığı

çığlığı ne Yusufun kuyusu...Ne de öylesine oralardan geçen ıssız bir kervan..

Bütün varından

uzaklara kaçışı, daha da kendine hayırsızlaşan bu çaresizliği..Sadece gözleri

ne kadar yağmura yaşlanıyor..? Sadece yüreği ne kadar alıcı kuşların yolum

yolum ettiğine ateşlerde küller eleyip sıdalı damgalarda dağlanıyor..?

Beklentilerinin en uyumlu ve aferinli...Dilinden; ilinden, ocağından...Hatırına

hasretlendiği dünün güzelliklerinden..Hayaline uykuyu düneği ziyan ettiği bütün

özlemlerinden teeeek tek ve birer birer soldurup soğultarak...

İnsandır ki...O

zıkkım deminde per perişanını yarım çizgi boyu şurdan şuraya geçemeyen ezik

bezginlerle ....yarşırcasına ve kıyasaya...

İnsan vardır

ki...Bir kör karanlıktan öteki kör karanlığa mesai kovalar durur..Ama hayat

denen aciz ve aciliyetine  dükkanı açıp

kapayanlarsa ...Onu bu kilit altına almış kontrolü başkasının elinde

olan..şarjı çoktan tık etmeyen kontaktır...

Aşağıdaki bundan el

alan şiirim ...Yüzde on barajıyla zaten insanlarının söz ve ses etme hakkını

dünden devre dışı bırakmış   acaip

ahvalin..Sözümona gecesini gündüzüne katıp..Hayatı hakkında karar verilenlerin,

hiçkimsesinin ruhunun bile duymadığı ve işin esası olan  açıktan gizliden aşırıp cebe indirdiklerini

foyalamanın ala-dalaveresince (bu koskoca ülkenin tüm yok ve yoksunluklarını

hiçe gırgırlayarak..)KANUNUNU  okkalamak

olan... İş.. hele hele de KENDİLERİNE DOKUNDURTMAMA maddesinin ismini dahi

anmamaları yok mudur...?? İnsan vardır ki bu ihraç ve iptalle, İnsanlarını

alıştırılmış; terbiyesinden geçirilmiş...Özel eğitilmiş sefilliklere

(hıksız-gıksız amennasına) iyyyyce zivtleyen...

O akıl saplantısı

sapmalar değilmidir ..De...Gözünün uğrundaki biricik varlığı hayatını baktıra bağırta

elinin altından çalıp; ayağının altında toprağımdır diye tutunduğu tüm damarını

ve nefesini besleyenleri sile süpüre çıplağa çırparken..Hergün adresini;

yolunu, şeklini, kimyasını... tadını; tuzunu, suyunu, havasını bir bir  şaşırmaktan yitirdiği dünyalığını da....İnsan

vardır ki...

"İnsan vardır ki,"

 Altından girip üstünden çıkarak delik deşik

edilmekten canı ha çıktı ha çıkacak yeri yurdu bellisiz felaketlere ismini

cismini fecilerken..

Hep, hiç bir güzellik

ve iyilik üretkenliği olmadığı halde ..Hep yolan..Hep üten..Hep kavuran..Hep

firiiik firik tüketen....İnsan vardır ki..

"Ékesil git

günahına...! Çekil kendinden..! Dokunma hayatına...El sürme bugünkü derdine sargı

bağlama yarınki yarana..! " buyruklarının dibine iyiden iyiye  demirleyerek..İnsan vardır ki..Ne sunulursa

onu sofralar ve bu eğitilmiş sefillik sofrasından acısına erişmedikce kafayı anca

düzeltip, karmakarışıklığına varmadıkca kendini bulamayan..

Susamış eceline

zaten yalvar yakar susar...Hayatın katılımcı sesi soluğu olan yanlışı içinde

büyümesi gerektiği doğrusuylaya yönlendiren MUHALİFLİĞİ  hurda hış eder...

Tıpkı yanlışlara

gebe ve sadece çoğaltarak ondan geçinen güç ve kudret sahipleri gibi..

(Hatta en az

siyaseti olduğu kadar sanat, sinema, kültür-edebiyat..ne varsa kulluğuna

emrivakilik etmesini sağlamakla gün öldüren- paradan pula bütün güç ve kudret

sahipleri yani-)

Bu durumda bu

çürüğü bol vaziyetli "Muhalefet" diye foyalanan böyle büyük resmin

diğer tarafı da...Bu tükenmişlikte elbette ki yerini alır..Ve en az o hayatın

söz sahibi diğerleri kadar kendine vazifelenen işler de...RAKİBİN HATALARI

ÜZERİNE KURULU (Kendi bilgi ve becerisiyle değil de) kısırlı, kusurlu, kesat ve

kurak düzenege...Yedek parçacılığı eder...

(Biri

gider...Gelen gideni aratır..Diyenden....)Seyfi Karaca

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...