Şiir • Bilinmiyor

Antalya’nın Mor Hüzünü

Yazar / Şair

Turgay Bahtiyar
person

Antalya’da Akdeniz’e bakıp

Türkü söylemek zor

Hatta yasaklıdır da.

Dalgası sörfle,

Güneşi tenle,

Kumu bedenle sezonluk evli.

Antalya, Bey Dağı’nı dağ olmaktan çıkarmış:

Ne ilaç beklenen tabip,

Ne gurbete giden yar, ne de turna umarsın.

Sanki hiç mahpusu ranzası yoktur.

Eşkıyaların yürek gögerten naraları erimiştir yakamozlarda.

Şaşmaya inat yine de,

Türkü çalan radyoları ve üstüne üstlük

Türkü barları da vardır Antalya’nın;

Kale İçi Kavrulan yürek içi olmasa da

Mızırdanıp durur Akdeniz Çiçek Pasajı’nda,

Fuat’ ın Sivaslılığının yüzü suyu hürmetine

Balık rakıya,

Haa! bir de Almancaya akortlu

Saz yakışır olmuştur,

Kürt satıcıların aksak ritimli avazları işlenmiş.

Kesat işlere konmuş gayri resmi siesta;

Hanutçuların sesinde eskimiş bir hamaktır.

Korsan nağmeleri sızar sahilden,

Saklanıp sığınır falez süngerlerinin

Emin zulalarında.

"Antalya’da Akdeniz’e bakıp"

Mabetlerinde sahipsiz zamanların,

Kadim kiracılarından gizlice çalınan

Lir sesi gelir, utangaç ve yabancı.

Anadilde yakılırken ve zamansızken türküler,

Antalya’da yaz utanıp kışın çıkan bir Türkçe;

Bir tek varoştaki narlı bahçelerde türkü duyulur,

Onlar da yedi nesildir küstür sahille.

Türküye benzeyen

Bir kaç kırık göbek ritmidir:

Olsa olsa esmer bir klarnet çığlığıdır vatansız.

Elde kalan bir Yörük türküsüdür:

Çaresiz seyreder Toroslar’ın ardından,

Musa Eroglu’nun göz içine baka baka.

Biraz da acımaklıdır oraya türkü taşıyan

Şükrü Erbaş’a.

Turgay Bahtiyar

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...