Şiir • Bilinmiyor

Annem…! Bir Gülüşüne Güneşi Kurban Ederim

Yazar / Şair

Tahsin Özmen
person

ey ölüm…!

sendin bildim…

öptüğüm

ey ölüm…!

sendin bildim…

boğazımdaki kördüğüm

ah ölüm…!

su dinginliğinde akıp giderken hayat

ana kokulu yerinden kırıldı yürek…yaprağı tutuştu gülün

kanat çırpıp uçamadı kınalı güvercin…

gül yanığı yüreği sıkıştı…toprağa düştü bugün

.

Annem…!

canımın yarısı,

göğümün güneşi…ömrümün sımsıcak umudu

hüzün yüklü gün görmemiş gözlerini…ebediyete yumdu bugün

Annem…!

ne zaman üşüsem…

ipek şal gibi sımsıcak sarıp-sarmalardı

ne zaman umutsuzluğa düşsem…

bahar coşkusu gibi bitiveren…

dört mevsim yediveren mor çiçekli bir daldı

.

Annem…!

kirpikleri yağmur, gözleri deniz, saçları orman

sesi gönlüme gıda, her kelâmı dua, nefesi derdime derman

dağlarca seven…rengârenk masum düşleri olan…

kar beyazı mukaddes bir gül-dü

şimdi…yakama iliştirdiğim…

siyah-beyaz bir fotoğraftan bakıyor ufka asmış gözlerini

sararmış yaprak gibi düştü toprağın kucağına…öldü

Annem…!

nefesinde şifa bulduğum

ıhlamur kokulu şelâle saçlarından yıldız derip…

karanlıklarımda ışığına tutunduğum

ay yüzlüm, mabedim

senin bir gülüşüne güneşi kurban ederim

Annem…!

o ferahfeza gözlerindeki ışıl ışıl nur sönmüş

gülüşünü yitirmiş o doyumsuz suz-i dilara yüzün…

segâh-ı ağır semai’ye dönmüş

kelebek kanadı ellerin sanki buz saçağı sarkıt...

mübarek zemzemle kutsasam da

yıllarca avuçlarımda saklasam da çözülmez…kaskatı donmuş

Annem…!

hiçbir yokluk seninkiyle boy ölçüşemiyor

daha şimdiden ne çok yoksun…

bir bilsen…ne çok yoksun sen

.

bir beton sancı yükselir kan gülleri açan göğsümden

şefkat yumağı kucağın nerde...? yatak yorgan diken

sanki uykuyu söktüler gözümden

artık her gecem…uykusuzluksun sen

.

merhem olmuyor ağıtlar…

sensiz her yanım sis, her yanım pus…sanki cehennem

yıkık-dökük tarumar...çöle döndü gönül çilehanem

ne büyük susuzluksun sen

Annem…!

karnını yurt bildiğim…memesinde rızk bulduğum

ben şimdi kime acıkacağım…kime susayacağım

yamacında mutlu olduğum…şimdi kime sığınacağım

kime öptüreceğim yaralarımı…nerede şifa arayacağım

.

ne sütün kadar beyaz kefenine sarılmalarım

ne alnına kondurduğum veda buselerim

ne de mübarek ayaklarınla bastığın yerlere yüz sürmelerim

içimdeki feryadı dindirmeye…hasret yangınını söndürmeye yetmedi

hayalinle avunurum sandım

şu cihandaki hiçbir çiçeğin kukusu…

o doyumsuz kokun gibi beni bahtiyar etmedi

Annem…!

bir bilsen…

yerine hiç kimseyi koyamadığımı…çıkıp geleceksin

açıversen o hüzzam bakışlı gözlerini…;

sanki güneşi içtiğimi…

kezzap kuyusuna düştüğümü…

Hiroşima gibi yanıp tutuştuğumu göreceksin

"ey ölüm…!"

Annem…!

ses verirsen dualarıma…

giriverirsen rüyalarıma…

el vurursan kanayan yaralarıma

bir lahza…sana kavuştuğumu hissedip rahatlayacağım

bir kerecik “Gel” deyiverirsen…

pamuk şekeri bulmuş çocuklar gibi koşup…

o Firdevs-i Cennet kucağına atlayacağım

Annem…!

tek tesellim…

seni Yüce Yaradan’a teslemek

üşümeyeceksin artık…

güneşin kızıl göğsüne yaslamak

.

dilerim…bu şiiri Melekler sana okusun

mekânın Cennetül-Adn’da kurulsun

Efendilerimiz komşun…Allah’ın rahmeti, mağfireti üzerine olsun

ebedi istirahatgâhın nur ile dolsun

...

..

.

Annem…!

gül yüzlüm…melekler gibi derin derin uyuyorsun

ve hep uyuyacaksın bu öksüz yüreğin en müstesna yerinde

vuslata erene kadar…

özlemlerimi yağmur bulutlarına sarıp…her gün çisil çisil yağacağım kabrine

buselik göz yaşları ve suzinak dualar göndereceğim…

sonsuz uykunda baş yastığına tüy olsun diye

Annem…!

“Cennetteki elçi-m…!”, kutsalım

kimi yaraların kabuk bağlamadığını

ve ölümün taptaze bir başlangıç olduğunu bilsem de…

her dem…boyanmayı özleyeceğim o sıcacık sevginin rengine

hangi ateş sönmedi ki…hangi deli rüzgâr dinmedi ki…

sonunun ölüme varacağını bile bile

Annem…!

teri gül, teni gül Annem…!

gülleri de sardı matem...bütün güllerin kalbi kırık

hiçbir sözün teselli etme gücü yok...dile gelmiyor ebedi ayrılık

sen...anılar denizinde bir beyaz yunus…

bense anasız bir kuzuyum artık

.

gönül ister ki…

gülün, gülistanın olayım…mezarına çiçek diye eksinler beni

başucunda hep nöbet tutayım…mezar taşı diye diksinler beni

.

ne fayda ki…

durduz aman…üfleyip söndürmüş olmalı ecel bana inat

sensiz adeta lâl kesildi cümle hayat

teri gül, teni gül Annem…! nur içinde yat!

nur içinde yat!

nur içinde yat!

..

.

Annem…!

1997

*tahsin özmen, bez bebekler de üşür, çatım&baskı yay ,ank 2006

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...