Şiir • Bilinmiyor

Anne

person

İzlediğimiz bir sürü hayattır pencereden

kimi yaprağına kar sermiş…

kimi bir türkünün güftesine acısını sürmüş.

beklediğimiz güneşin doğmasıdır…

gecenin lacivert alazında!

Anne bak…

bütün dağlar beyaza çaldırdı rengini

sular mart soğunun kremini süründü

bir hengâme tutuştu rüzgârın kollarında

anne ben…

beton yalnızlığındayım yolculuğumun

niyedir?

düşüyorum anne…

düşündüğüm vakitlerim zamana alınmışlığımı?

yoksa durulmuş gençliğimin el yazısı mı?

üç beş kelimelik gam yüklü vagonlarda soluklanışım.

"İzlediğimiz bir sürü hayattır pencereden"

İzleyişimiz, izlenişimiz ömürlük mü?

bir tren çığlında…

işlek bir caddenin her hangi bir vitrininde

kafiyelerin ve kifayetlerin kıskandıran alımında!

koşuşturduğumuz yaşamak adına,

kurşun yarası, pençe darbesi,

bir yılanın fısıldaması olsaydı eğer!

şimdi oturmuş düşlerin kaldırımlarında

şeni düşünür müydüm?

anne…

kucağına al beni

uyut bir ninninin kalbine inerek

yeşert çölleşen ovamı,

gün istemem yeter ki…

yeter ki sen ol yanımda

bilal-ı Habeşi’nin sesi sızarken damarlarıma,

ağlarken bi çocuk yüreği.

ısıt beni anne…

buralarda üşüyorum,

düşüyorum soğuk Ummanlara,

yıkılırken bir devin gölgesi.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...