Şiir • Bilinmiyor

Anı

person

Eski zaman rüzgârla girerdi odaya,

Güney rengi rüzgârla, bir tutam bulutla,

Yüz ikindilerinin esrik kokusuyla.

Gelir otururdu evi gibi, en eski

Evi gibi, geçmiş günlerin sedirinde,

Bir buğuydu usulca tüten çaydanlıkta.

Işıklarla oynar, tüyden hafif balonlar

Uçurur havada, yakalamak isterim

Birini, dokununca solar avucumda.

Bir yüzü düşünür, bir yüzü anımsarım,

Sonsuzluğa açılan pencereye dönük,

Nerde şimdi, hangi düşsel denizde yitik!

Ne zaman, nasıl bir imbikten çekilmiş,

Binbir gündüz ve binbir geceden toplanmış,

Ufak tefek kırıntı, tülbentler, bohçalar,

Lâvanta çiçekleri kutularda saklı,

Tadından ürperen minder, mangal ve kedi,

Ceviz sandık, bir zamanın resimleriydi.

"Eski zaman rüzgârla girerdi odaya,"

Döner durur kuş gibi saçaklarda, vurur

Kendini oradan oraya, ağaçlara;

Düşer avlumuzun orta yerine sessiz,

Ölüsü eski zamanın, yaşamdan sıcak.

Kanım sanki, şimdi kalktığım yatak sanki,

Çocuk gökyüzüm benim uçurtmalardaki.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...