Şiir • Bilinmiyor

Akl-ı Selîm

Yazar / Şair

Tahsin Özmen
person

kifayetsizim izahta…!

nasıl da kurtulamadım nefsime tenezzülden, cehâletimden

ne oldu da içimdeki karanlığa hükmedemedim,

uyanamadım dilimin gafletinden, yanılgımın rehâvetinden

.

meğer yanılgılarım gerçek mürşit,

doğrularım suya atılan çizik imiş

.

idrâk edemedim…!

adımladıklarım kar tanesi…adımlayacaklarım yüce dağların karı

öğrendiklerim...benim eksikliklerim başkalarının fazlalıklarıymış

çelikten elbise sanmışım eğilip bükülmezliğimi…

oysa cehâletimin cam kırıklarıymış

.

meğer devranına göre temizler kirli, kirliler temiz

ezikler diri, diriler ezik imiş

sanki vicdanım taş, kulaklarım sağır, gözlerim âmâ…

yararlanamadım içimdeki insanî cevherimden,

mazinin zamana kazınan ilm-i hikmetinden

.

meğer adam olup onmayanın vicdanı sessiz,

maddeden de manadan da çile çekmeyenin beş duyusu hissiz imiş

.

ufuk yerine burnumun ucuna bakmaktan...

her aydınlığı yangın sandım,

söndürmeye çalıştıkça yandım

doğru çizmeye uğraştım eğri cetvelimle...

has olamadım hamdım

.

meğer hakikat görünmeyenin bağrında giz imiş

insanlığa mum olmak,

yakmaktan öte yanmak, ne büyük koz imiş

.

kibir dağımın sisinden...

haddimi hududumu hiç bilemedim

hep ben dedim, hırs atımdan inemedim

ders almadım hatalarımdan, hayal kırıklıklarımdan,

yengilerimden, yenilgilerimden

bulandırdım suyu sığlığımla bana susmak düşerken

vara-yoğa konuşup durdu edep yoksunu paslı dilim...bildiklerinden bilmediklerinden

.

meğer kendin bilmek öz,

akl-ı selîm nirvanaya çıkan iz imiş

ehl-i kâmilin dilinden akan ben değil biz imiş

ayıramamışım gerçeği biçimden…

hayali gerçeğin içinden

her şey koskoca bir zan imiş

makam, mevki insana yük...

dostluk, sevgi can imiş

ne başım göğe ermiş, ne de arşa değmiş

her şeyin başı akıl-izan imiş

.

[benim sandığım bağ-bahçe, taç-taht…hepsi yalan

yüzde güler gördüğüm…yürekte nalân,

bahar bildiğim hazan, yakın bildiğim Fizan

serinlerim diye yüz sürdüğüm…gerçekte suzan imiş]

.

meğer toprağın altındaymış nice *yıldız*

bazen baş eğmek, boyun bükmek…

başaktaki doluluktan, tevazudan imiş

Ey Mağfireti Sonsuz Sahib-î Can…! ! ! ! ! ! ! ! !

bana bir reçete yaz…! ki

tek ilâcı -suâl- olsun

açılsın “akıl gözüm”…asl-ı cevherimin ışığına tutunayım

hamur kıvamı ağırlıksızlığımla buhar olup uçsun hîç’liğim,

bir daha gaflete düşmesin “aklım”…pişmek için güneşin göğsünde barınayım

.

bana bir ben çiz…! ki

yıkılsın içimdeki ’ben’in kalın surları...

kurtulayım egomun esaretinden,

nefs kılıfından sıyrılayım,

çıkayım fasit girdabından, sisinden pusundan arınayım

ne varsa kül olsun bana dair

bir daha cehaletin kara kaftanını giymektense…

kara toprağın ak kefenine sarınayım

"kifayetsizim izahta…!"

beni öyle bir resmet…! ki

susturayım nefsimi…bitsin bu rehavet, bu cehâlet

ulaşmak için derinliğime sığlığımla yüzleşeyim

ışık tut içimdeki karanlığa…beni aydınlığınla ihya et

.

bana bir dert ver…! ki

değişmeyeyim bin dermana

bana bir hayat öğret…! ki

her demi erdem

ve tevâzu olsun tepeden tırnağa……yüreğim sana emanet

..

.

1999

*tahsin özmen, bez bebekler de üşür, çatım&baskı yay, ank 2006

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...