Şiir • Bilinmiyor

Ahlak

Yazar / Şair

Teoman Ali GÜNEŞ

AHLAK

Ahlak. Sahiden nedir ahlak? Hiç düşündünüz mü? Günlük hayatta sıklıkla

duyduğumuz fakat tam olarak ne olduğu hakkında kafa yormadığımız bir

kavram öyle değil mi? Sokakta yürürken mini etekli kıza “Şıııt yavrum

benım!” diyen mi ahlaksız yoksa yemekte geğiren mi? Bu davranışları

yapanlara ahlaktan yoksun olduğunu belirtmek için “Ahlaksız” diyoruz.

Ahlaksızlık bir eylem biçimi. Siz hiç durup dururken birisine “ Hey

sen ne kadar ahlaksızsın.” Dediniz mi? Eğer ruh sağlınızda herhangi

bir problem yoksa dememişsinizdir. Evet, ahlak eylemde saklıdır. Bir

insanı ahlaka uygun veya ahlaka uygunsuz olarak nitelendirebilmeniz

için öncelikle karşıda ki insanın bilinçli olarak bir eylemde

bulunması gerekir. Peki, her türlü eylem olur mu? Hayır, sadece

bilinçli yapılan eylemler. Mesela alt ranzada yatan arkadaşınız gece

horluyor ve sizi rahatsız ediyor. Bu kişinin yaptığı horlama eylemini

“Ahlaksız” nitelendiremeyiz. Çünkü eylem bilinçli olarak yapılmıyor.

Fakat kişi horlamasından etrafındakilerin rahatsız olduğunun farkında

bunu bildiği halde doktora gitmiyorsa ve hiçbir çaba sarf etmiyorsa

işte o zaman ahlaka aykırı olarak nitelendirme yapabiliriz. Peki,

doğanın ahlakı olur mu? Hayvanlarda bulunur mu? Yahut bir ağaç size

ahlaksızlık yaptı mı? Ya da ahlaksız bir tavuk veya dağ görünüz mü?

Tabi ki de hayır. Nesneler, olaylar, durumlar; ahlaka uygun veya

ahlaka aykırı olarak nitelendirilemez. Ahlak sadece ve sadece

insanlarda bulunur. Kısacası ahlakın konusu bilinçli insan

eylemleridir. Buraya kadar ahlak tanımına biraz yaklaştığımızı

varsayıyorum.

Peki, bir kişiyi “ahlaksız” olarak neden nitelendiririz? Ahlak, her ne

kadar eylem biçimi olsa da ahlaksızlık kişiye veya kişilere yüklenen

bir terimdir. Bir kişiyi ahlaksız olarak nitelemekle, uyulması

gerektiğini düşündüğümüz bazı kurallara uymadan hareket etmeyi

alışkanlık haline getirmiş olmayı kastederiz. Kişiye “ahlaksız” derken

aslında bir eyleme yönelik değil de kişinin huy, karakter ve

kişiliğine yönelik bir saptamada bulunuyoruz. Bu anlamda kişinin

ahlaktan yoksun olduğunu dile getiriyoruz. Kötü huylu, Kötü

karakterli, Zayıf kişilikli anlamına getiriyoruz. Bir kişiye “ahlaklı”

derken de bunun tam tersini düşünebiliriz.

Artık ahlak’ın ne olduğunu az çok anladık. Şimdi net bir tanım yapalım

elimizden geldiğince. Ahlak, insan eylemlerinin (Bilinçli olmayanlar

hariç) doğru ve yanlış gibi değer ölçüleriyle ifade edilmesini mümkün

kılan yargı, tutum, davranış, ilke ve kurallardır.

Peki, ahlak günlük hayatta bazı kelimelerin yerinede kullanılıyor.

Mesela erdem kelimesi sıkça kullanılmaktadır. Peki, nedir bu erdem?

Erdem, ahlaken değerli görülen bir durumun gerçekleştirilmesi için

kişinin sahip olması gereken yetenek, beceri, kapasite ve

yeterliliklerdir. Örneğin bir kimsenin dürüst olması ahlak bağlamında

olumludur. Bunun eyleme dönük hali ise erdemdir. Yani erdem, kişilik

özelliğidir. Ama bu özellik ancak eylemler vasıtasıyla görülür. Yani

bir insana yardımsever diyebilmeniz için bir eyleme şahit olmalısınız.

Şahit olmadığınız bir yardımseverliğe rağmen kişiye yardımsever

diyemezsiniz. Aksi şekilde yardımsever diyemediğiniz gibi yardımsever

değil de diyemezsiniz. Yardımsever olması için eylemde bulunması

gerek. İşte erdem de böyledir ve kendini eylemde var eder.

Ahlakın çeşitleri ne demek? Sıkça duyduğumuz söz öbeklerden birkaçı da

“Türk Ahlakı” ,”Yunan Ahlakı” ,”Hıristiyan Ahlakı” “Avrupa Ahlakı”

gibi birçok ahlak çeşidini günlük hayatta sıkça duymuşuzdur. Buradaki

amaç ahlak sözcüğünün ilişkilendirildiği toplum, grup veya kurumun

davranış kuralları bütününe gönderme yapar. Yani Türk halkının

davranış kurallarının bütününe “Türk ahlakı” denirken Fransız halkının

davranış kurallarının bütününe “Fransız Ahlakı” denilerek ahlakı

anlamda gururlandırmalara gidilmiş ve çeşitlendirme yapılmıştır.

Betimsel ve Normatif Ahlak

Betimsel ve normatif anlamada ahlak tanımları sıkça kitaplarda

rastlanmaktadır. Betimsel ahlak anlayışında bir toplumun ahlakından

bahsederken, uyulması gereken kurallardan değil, uyulmakta olan

kuralları bahsederiz. Bu nedenle böyle bir kullanım tasvir etme

işlevine sahip olmak anlamında betimseldir. Normatif ahlak anlayışında

ise uyulması gereken kurallar düşüncesi vardır. İnsanlara uyma

talebinde bulunmak anlamında kullanılır. Normatif Ahlak Anlayışında

uyulması gereken kurallar vardır. Normatif ahlak anlayışında hırsızlık

kötü olarak nitelendirilir. Hırsızlık yapma diye kural konulur. Eğer

hırsızlık yapılırsa kötüye yönelmiş olunur yapmaz ise iyiye yönelmiş

olur. Dolayısıyla normatif ahlak anlayışında ahlak kuralları, doğru ve

iyiye yönelmiş eylemi talep eden kurallardır.

İki tür akıl: Pratik ve Teorik

Filozoflar öteden beri, insan aklının iki yönünü birbirinden

ayırmıştır. Bunların birincisi teorik akıl olarak isimlendirilir ve

nesne ve olguları seyretmeye, karşılaştırmaya ve bağlantılandırmaya

karşılık gelir. Teorik akıl, nesneler ve olgular üzerine düşünür. Neye

inanılması gerektiğine karar verir. Pratik akıl ise ne yapılmasına

karar verir. Pratik akıl, amaçlar ve hedefler koyar, projeler üretir,

bu amaç ve hedeflere nasıl ulaşılacağını belirler. Pratik akıl

eylemleri yönlendirir. Kısacası teorik akıl: Aklın, nesne ve olgular

hakkında neye inanılması gerektiğiyle ilgili yapılan düşünmeyi

gerçekleştiren yönü. Pratik akıl ise aklın eylemle ilgili düşünmeyi

gerçekleştiren, ne yapması gerektiğine karar veren yönüdür.

Peki, ahlak kurallarının kaynağı nedir? Bu kuralları kim koydu? Yoksa

bu kuralları hep var mıydı? Öncelikle ahlakın doğadan ve olgundan

kaynaklanmadığını söyleyebiliriz. Bal yapabilmek için tüm çiçeklerden

polen çalan arı ahlaksız değildir. Eğer insanın değerlendirme

özelliği,yani ahlaki yönü ve boyutu olmasaydı,bir insanın bugün vahşet

kabul ettiğimiz herhangi bir eyleminin vahşet olduğunu söyleme imkanı

olmayacaktı. Dolayısıyla ahlak insanın ürünüdür ve insana bağlıdır.

İnsan ilk olarak ahlaka çocukluk yıllarında tanışır. Ailesi veya yakın

çevresi tarafından doğru ve yanlış ona öğretilenler tarafından

öğretilir. Bu doğru veya yanlış kişinin ailesine yakın çevresine

bulunduğu ortama ve topluma göre değişebilir. Sokakta büyüyen bir

çocuk ile aile ortamında büyüyen bir çocuğun doğruları ve yanlışları

farklı olacaktır. Bu sebepten dolayıdır ki ahlak anlayışları da farklı

olacaktır.

Doğduktan sonra bulunduğumuz ortama göre ahlak kurallarıyla karşı

karşıya geliriz. Bazılarımız bu ahlak kurallarını ilerleyen yaşlarda

kendi içinde sorgulayarak kabul ederken bazıları ise sorgulama

yapmaksızın kabul etmektedir. Hiç kabul etmeyenlerde tabi ki

olacaktır.

"AHLAK"

Ahlaki yargıları insan kendi oluşturmadan önce toplumdan öğrenir. Daha

sonra sorgular. Arzu ederse kendi içinde değerlendirip sentezleyerek

ortaya kendi ahlak yargılarını koyabilir.

Ahlak ve Etik aynı şey midir?

Etik sözcüğü ile ahlak genellikle birbirinin yerine kullanılır veya

yan yana sıralanır. Peki, nedir etik? Kökeni yunanca olan ethos

kelimesinden gelir. Alışkanlık, töre gelenek ve görenek anlamında

kullanılır. Bazı kitaplarda ortaya konulmuş süregelen kurallar olarak

da tanımlanır. Etik, ahlakı konu edinen bir derin düşünme

faaliyetidir. Etik düşünme, sadece filozoflara ait değildir. Ne

yapmalıyım? Sorusu sorulduğunda herkes etik düşünür. Genel olarak

baktığımızda etik ile ahlak birbiriyle eş anlamlı olarak

kullanılmaktadır. Ahlak sözcüğüne eş anlamlı olarak kullanılan sadece

etik sözcüğü değildir. Huy, seciye, tabiat, fıtrat, yaratılış, hulk

kelimeleri de ahlak anlamına gelir.

Ahlakın dili nasıldır?

Ahlakın dili olguları ve nesneleri betimlerken kullandığımız dilden

farklıdır. Ahlakın dili, diğer normatif sistemlerin dili gibi yasaklar

izin verir veya buyurur. “Çalmamalısın” der. Ahlaki sorumluluk tam da

burada devreye giriyor. Kural önceden kişiye bildiriliyor.

“Çalmamalısın” Fakat kişi bu kuralı dinlemez ve çalar ise ahlaksız

olarak nitelendiriliyor. Yani kişi iradesi ile sorumluluğu üstüne

alıyor. Ahlak kişiye seçenekler sunuyor. İyi veya kötü. Kişi birini

seçiyor ve seçtiği seçeneğin sorumluluğunu üstüne alıyor.

Ahlak ile ilgili bazı görüşler var. Şimdi birazda onlara bakalım.

İnsan eylemlerinin, aynen doğa olaylarındaki gibi doğal süreçlerle

belirlendiği savunan görüşe belirlenimcilik denir. Bu görüş insan

eylemlerini doğa olayları ile açıklar. İnsan eylemleri insanın

etrafındaki olaylara, sinirler ve beyindeki fizyolojik yapısı

çerçevesindeki tepkilerden ibarettir. Bir diğer görüş ise

öznelciliktir. Ahlaki yargıların kişilerin duygularına bağlı olduğu,

salt o kişiye ait olması nedeniyle doğru veya yanlış olmayacağını

söyleyen görüş. Evrenselcilik ise bazı ahlaki yargıların herkes için

geçerli olduğunu savunan görüş.

Özetlersek Ahlak, insan eylemlerinin doğru ve yanlış gibi değer

ölçüleriyle ifade edilmesini mümkün kılan yargı, tutum, davranış, ilke

ve kurallardır. Etik ise, ahlakı konu edinen derin düşünme

faaliyetleridir. Ahlak insan eylemlerini konu alır. İnsan eylemlerinin

iyiye yönelmek için uyması gereken kuralları ortaya koyar. Ahlak

zorunlu olarak özgürlük düşüncesini içerir. Özgürlük ahlakın

koşuludur. Ahlak bir yandan bireyin eylemlerinde ortaya çıkar ve

bireyin istemesine bağlıdır. Ancak diğer yandan sürekli toplumsal bir

temele dayanır. Ahlak düşüncesi ve yapısı, doğumla katıldığımız

toplumda hazır olarak vardır. Ahlak, pratik aklın ürünüdür. Pratik

akıl, neye inanılması gerektiğine karar veren teorik aklın aksine,

hangi eylemde bulunulması gerektiğine karar verir. Pratik akıl, değer

yargıları üretir ve hedefler belirler.

Ahlak, kurallar koyduğundan, insanları sorumlu kılar. Ahlaki

sorumluluk, özgür olduğu kabul edilmeden anlamsızdır. Ancak irade

özgürlüğü, çözümü kolay olmayan bir sorundur. Bir yandan insanın seçim

yapmakta özgür olduğunu savunan irade özgürlüğü taraftarları, diğer

yanda da insan eylemlerinin de doğa olayları gibi doğal nedenlerle

belirlendiğini söyleyen belirlenimciler vardır. İnsanın özgür olduğu

düşüncesi bazen öznelcilik denen, her insanın kendine has ahlaki

doğrular yaratma kapasitesinde olduğunu söyleyen bir görüşün gerekçesi

olabilir. Ancak ahlaki yargılar, daima herkese yönelmiş taleplerdir.

Evrensellik adı altında sunulan herkese yönelmişlik düşüncesi,

kültürel görelilik iddiasıyla eleştirilir. Ahlakın kültür ürünü

olduğunu, dolayısıyla her kültürün kendi kendi doğrusunu ürettiği

iddiasıyla ortaya çıkan kültürel görelilikçilik, nihayetinde tek tek

kişilerin ahlakını toplumun ahlakı karşısında savunmasız bırakır.

Etiğin çözmesi gereken en önemli bir sorunu, iyiye yönelmişlik

sorunudur. Felsefe tarihi pek çok iyi tanımı yapmıştır. Bedensel

hazlar, entelektüel hazlar, mutluluk gibi en yüksek iyi iddiaları

yanında evrensel bir ahlak yasasını istemenin iyi olduğunu da bu

çerçevede ortaya konan görüşlerdendir.

TEOMAN ALİ GÜNEŞ

DİPNOT

Makalenin yazımında birçok farklı kaynaktan yararlanılmıştır.

Adalet Meslek Etiği/ Yrd.Doç.Dr.Elif Uzun

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...