Muhteşem Ayıplar
Yazar / Şair
Abdülkadir BUDAKGöğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr
Yüzüme çarpılacak bir kapı bulmalıyım
Dışlanmak nasıl bir şey, öğrenmek için
Ruh halini metale yenik düşen ahşabın
Katliamdan kılpayı kurtulan günün sonunda
Hissemden çoğunu almak muhteşem ayıplardan
Öpen dudaklar ahşap, okşanan metal ise
Sevişmeyi ayıp saymak mümkündür kaptan
Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor
İlk celsede beraat ettiriliyor deniz
Soru metal, yanıt ahşap; asılan bir sokağa
Cadde adını verecek kadar incelikliyiz
Midye çıkarma konusunda usta olsam ne çıkar
İnci bulamadıktan, inci bulamadıktan...
Zıtların birliği çok can yakıcı tanrım!
Gövdem metal, ruhum ise ahşaptan
"Göğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr"
Ağaç ile dâr sözcüğü yer değişmiş, aldanma
Sallanan bedenlere bakınca göreceksin
Yoruldum, uykum geldi, sözlerim kapanıyor
Terzi ahşap, kumaş metal; kırılmış bir iğneyim
Tanrım! Bu orantısızlık beni çok korkutuyor
Şehrin elleri ne büyük, ne kadar küçük başı
Kanın sızdığını gördüm bir çivinin sesinden
Karıştırmak zorundayım metal ile ahşabı
Türk şiirinde yarım asırlık çınarımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.Çocuk sevgisini,insan sevgisini yüreğinden eksik etmeden,o çok sevdiği mavi gökyüzüne kavuştu diye düşünüyorum.Yıldızı hep parlayacak ve karanlıkları aydınlatacak.İhtişamdan uzak, mütevazi yaşantısına uygun ölmezliğe uğurlanır,umarım.Zira "ÖLÜ "başlıklı şiirinde bu arzusunu çok güzel dillendirmiş büyük şairimiz.<br /><br />Şairler üzerine söylenmiş çok sözler vardır.Bu konuda kendimce anlamlı bulduğum şu dizeleri yazma gereği hissediyorum.<br /><br /> " Bir şair öldüğü zaman, bütün dostları ağlıyorlardı.<br /><br /> Bir şair öldüğü zaman,bütün dünya ağlıyordu.<br /> <br /> Onun yıldızı büyük bir buğday tarlasına gömülecek. "<br /><br />İŞTE;BÜYÜK USTA ŞAİRİMİZ FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA`NIN DA YILDIZI BÜYÜK BİR BUĞDAY TARLASINA GÖMÜLDÜ.<br /><br /><br />