Mesut İlkay YANIK Şiirleri

sarp12 tarafından, 12 June 2013 saat 20:26:10 tarihinde başlatılmış. Toplam 1 yorum yazılmış. Toplam 4237 defa görüntülenmiş. En son sarp12 tarafından, 12 June 2013 saat 20:26:10 tarihinde yorum yazılmış.
sarp12 12 June 2013 saat 20:26:10
Beni Küçük Bir Serçe Taşır

Her devrik cümle 
Her utangaç yüklem 
Benden bir parça taşır… 
Bir ressam gözlüğü çalsam… 
Salsam kendimi kıyılara 
Okyanuslar… 
Boya tüpüne dolar… 
Yalnızlığım 
Ardımdan fırça taşır. 
Öyle bitkinim, 
Öyle ölüme yatkınım ki 
Bu gece… 
Böyle ağır olmasa vücudum. 
Beni küçük bir serçe taşır. 
Parçalarda umudumu 
Parça parça taşır!

Mesut İlkay Yanık




Beni Durdurma

Beni durdurma 
Çekil önümden aldanırsın. 
Öfkem parçalar ellerini 
Gazabımla tutuşur yanarsın. 
Öyle çok şey var ki bilmediğin 
Anlatsam da anlayamazsın 
Zaten anlasan ayakta duramazsın! 

Beni durdurma 
Karşımda durma öyle 
Tüm damarlarım sana bağlı 
Bir kemerle kas içinde 
Sakallarım pis, 
Düşlerim pas içinde 
Benim gibi ol sende 
Bütün art niyetlerini, 
Yarına dair dileklerini, 
Yargılayıp as içinde! 

Beni durdurma 
İhtilal yalnızlığında, 
Devrik bir hükümet tadındayım. 
Bozarım gülüşündeki tatlılığı 
Sen alev dengi gülüşler, 
Tütün rengi düşler âleminde, 
Ben memleket derdindeyim! 

Beni durdurma 
Bir Gururum kaldı 
Birde öfkem! 
Onları da sattırma pazarda! 
Ben ne sürgünler yedim 
Sen uyurken 
Düşündükçe uslanmaz 
Yüreğim azarda 
Parçalanır, ikiye bölünür mezarda!

Mesut İlkay Yanık




Hoşça Kal

Akrep yelkovana küsüyor, 
Yelkovan bana. 
Saatler ayrılık kusuyor 
Gel dayan buna! 

Artık gülümseyen hiçbir yüz 
Dostça gelmiyor. 
Ne dersen de, bu adam sensiz 
Hoşça kalmıyor. 

Dudu yüzlüm, sosyalist saçlım 
Bak gün batıyor. 
Göğsümde asırlardır canım 
Sürgün yatıyor. 

Devrik bir dev kadar kötü hâl 
Kanlı ihtilal! 
Hoşça kal sevdiğim Hoşça kal! 
Sen hep Hoşça Kal!

Mesut İlkay Yanık




İnsan Olmak

Yedi kıta, dört mevsim, / başkaldıran bir devran 
Milyarlarca mütemmim / milyarlarca yaşayan 
Müslüman, gayrimüslim / her coğrafyada insan… 

İnsan kalabilmektir / farklı olsa da lisan! 
İnsan olabilmektir / insan gibi bir insan! 

Dâhili ve harici / harplerle kırılan biz 
Nazarlı, devirici / gözlerle devrilen biz 
Yok edici, kırıcı / düzeni yeneceğiz! 

Dünya halkı kardeştir / budur adab-ı erkan! 
İnsan olabilmektir / insan gibi bir insan! 

Dünyaya bir dilekçe / sunduk bak tezleşiyor 
Fikrimiz büyüdükçe / dert dağı tozlaşıyor. 
Frenkçe, Grekçe, Özbekçe / insanlar sözleşiyor 

Kavgayı bitirmektir, / ateşkestir bu ferman 
İnsan olabilmektir / insan gibi bir insan! 

Her ocakta aynı aş / “umut” pişiriyoruz 
Her umut, insana eş / insanlar aşka maruz 
Kardeştir insan kardeş / bitsin artık tearuz! 

Dostluktur, kardeşliktir / aşktır önemli olan 
İnsan olabilmektir / insan gibi bir insan! 

Böyledir Afrikalım / böyledir Anadolu 
Gelin helalleşelim / durulsun Hanka Gölü 
Korelim, Brezilyalım / şahittir ipek yolu 

Geleceğimiz birdir / Slav, Arap, İskoç, Alman 
İnsan olabilmektir / insan gibi bir insan!

Mesut İlkay Yanık



Bizim Hikayemiz

Bir sabahçı kahvesi 
Müşterisiydik bizler 
Doğan güneşi izler 
Duyardık aynı sesi 
Kurşun sesi art arda 
Büyüyen boşluk gibi 
Sahipsiz çığlık gibi 
Patlardı sokaklarda… 

Bir mezarlık kadar boş 
Ve o kadar doluydu 
Yetmiş sekiz yılıydı 
Ölüm kokardı varoş… 
Kan çiçekleri büyür 
Küçülürdü labirent 
Daralırdı koca kent 
Dağılırdı siyanür… 

Bir gün daha başlardı 
Sıkılırdı yumruklar 
Zehirlenen çocuklar 
Panzerleri taşlardı 
Taşlayan benden biri 
Taşlananda öyleydi 
Makûs talih böyleydi 
Yanardı hep birileri… 

Özgürlüğüm mahpusta, 
Mutluluk annemle 
Ve babamla birlikte 
Gezende kaldı usta! 
Çocukluğum Mamak’ta 
Saklambaçlarda saklı… 
Köşelerde yasaklı 
Mayınla oynamakta… 

Bir düş kursun ülkemiz 
Düş kursun ardımızdan 
Ölürüz derdimizden 
Sehpada gençliğimiz… 
Gelip geçtiğimiz yol 
Hep hak yoludur evlat. 
Var olsun diye devlet 
Var ol bayrak hep var ol!

Mesut İlkay Yanık



Türkçe

Türkçe yaşadım, türkü tadında, türküler Türkçe! 
Dedem Saltuk Buğra Han adında, korkular Türkçe! 

Dört bir yana dağıldı ülkümüz, tutkular Türkçe! 
Turan yurdunda kurttur uykumuz, uykular Türkçe! 

Yağız bir at sırtında koşan cenkte, seferler Türkçe! 
Hep bir ağız, tek yürek, bin renkte, zaferler Türkçe! 

Boğulacak deryada namertler, dalgalar Türkçe! 
Dava için çarpışır Mehmetler, kavgalar Türkçe! 

Türk’ün sancağı yere düşmesin, mevzumuz Türkçe! 
Karabağ, Kerkük, boyun bükmesin, arzumuz Türkçe! 

Asırlardır bu diyara hâkim, devletim Türkçe! 
Başbuğumdan işittiğim hüküm, uzletim Türkçe! 

Vatan uğruna kaç şehit verdik, şehitler Türkçe! 
Bir hilal uğruna neler gördük, şahitler Türkçe! 

Ülkü uğruna ölür bu dergâh, yazgımız Türkçe! 
Turan yolunda hazır güzergâh, çizgimiz Türkçe! 

Tanrı dağı şahittir ülküye, akitler Türkçe! 
Zamanı geldi artık Türkiye, vakitler Türkçe! 

Fitne üstüne mertçe yürürüz, azarlar Türkçe! 
Türkçe yaşadık, Türkçe ölürüz, mezarlar Türkçe!

Mesut İlkay Yanık


Anadolu Destanı - Büyük Doğulu

Bu destan; bin senelik sen gibi dik duruşlu
Aslında sığmazsın sen bin yıla Anadolu…
Yurdumun üzerinde turaçlar uçuşurken
Bir umut görüyorum beraberinde uçan
Kanatlanıyor umut köye, şehre, tüm yurda
Tutunacak bir zincir beliriyor çukurda!
Zincir; İslam ve Türklük, hakkın yoludur ancak!
O zincir ki bizleri / düzlüğe çıkaracak!
Düzlükler bereketle imanla, aşkla dolu
İlahi bir sevdaya düşmüşsün ANADOLU!

Şaşırmışın peşinden şuursuzca gidenler
Allah isterse bir gün hakka geri döner!
Ağır başlı sokaklar, dik duruşlu caddeler
Patlamayı bekleyen sabırsız birer mavzer…
Ne zaferler yaşadık ne fetihler ne harpler
Ne Rus dayandı bize ne Yunan ne de Sırp’lar!
Unutulan o rüzgâr eser bir gün yeniden!
Kafkaslardan toz gibi uçuşur işgal eden
Dağların, ovaların altındır çil çil pulu
Kaderin kaderime bağlanmış ANADOLU!

Kutsal bir mücadele ülkemin varı yoğu
Asla devrilmeyecek halâskar Büyük Doğu!
Davanızın etkisi hâlâ devam ediyor
Dinle üstadım dinle alperenler ne diyor!
“Sakarya saf çocuğu masum Anadolu’nun
Bizde divanesiyiz ulu ‘Allah Yolu’nun!
Üstadım izindeyiz iki binli yıllarda
Yürüyoruz hak yolda yürüyoruz art arda!”
Bu dava ki bembeyaz nurludur sağı solu
Davanın yetiştiği ocaksın ANADOLU!

İnsan dediğin bir et ve kemik yığınıdır
Karşısında onca dert ve keder yığılıdır
Bir insan ki hak yolda hak dava da yürürse
Hatırlanır yıllarca Allah öyle isterse
İslam adlı geminin Türk yurdundan yolcusu
Saltuk Buğra Han ve o muzaffer ordusu…
Irkımın destanları yağmurlarla yazıldı
Şimşeklerse zaferi müjdeleyen bir zildi
Bereketli zillerin çalar hep soylu soylu
Allah Allah sesiyle çırpınır ANADOLU!

Hani yıllar önce Şah böyle olmaz diyordu
Hani âşıkların hak yolunu kesen ordu!
Hani Türk’ü yurdundan çıkarmak isteyen güç
Hani seni ateşe sürükleyen temevvüç
Hepsini parçalayıp toprağa gömdün yurdum!
Meleklerin duası seninleydi dün yurdum!
Semaya çarpıp dönerdi yürekten çıkan tekbir
Söz ver Türkoğlu söz ver bizde söz bir Allah bir!
Sana miras bıraktı bu koca yurdu Selçuklu
Mirasa sahip çık ki Türk kalsın ANADOLU!

Baş vermiş filizlerin Büyük Doğu boyunca
File kafa tutuyor Müslüman bir Karınca!
Kim durdurur gövdemi aşkla dolup taşarken
Durmak yakışmaz bize durmak için çok erken!
Doruklardan doğruldu yükseliyor mehteran
Davran Türkoğlu davran değişsin bu pis devran!
Başak başak salınsın gökyüzüne güllerim
Bir anda her bir yanda görünsün “Allah kerim”,
Dayan Türkoğlu dayan… Dayan Büyük Doğulu
Bu dava mukaddestir, uludur ANADOLU!

Mesut İlkay YANIK


Canını Seven Gelmesin

Aslında her tesadüf 
Kuvvetli bir zorunluluktur 
Olasılık, meridyenler, atom fiziği 
Denklemler, molariteler ve daha niceleri… 
Edebiyat tutukluktur dilimde 
Kelimeler tabutluktur… 
Bizim yolumuz çelişkili, endişeli yoldur! 
Geleceğe dair planları olan gelmesin! 

Aya doğru çakıp gözlerini 
Sevgiliyle kahve içmek varken 
Kahpe bir kurşunla tanışabilirsin. 
Ellerini çekip göğün göğsünden 
Zalim bir tetiğe dokunabilirsin. 
Senin için yarın diye bir şey yoktur! 
Bizim yolumuz dinamit döşeli yoldur. 
Patlamalardan korkan gelmesin! 

Bir öldük, bin dirildik 
Vuruldukça çoğaldık 
Milyonlarca anadan doğduk. 
Canımızdan, yârimizden geçtik. 
Çok diktatör boynu gördük 
Kalın, yağlı ve halk ekmeğiyle zalimleşmiş 

← Tüm Forum Konuları