Deneme • 1267176519

Çocukluğum

Yazar / Şair

Saniye Yıldırım
person

ÇocukluğumHepimiz birbirinden farklı ama aynı şeyleri

anlatan hikayelerle büyürüz.Biraz da biz düş gücümüzle abartırız belki, belki de

yaşanmışlıkların yanında anlatılanlar nedir ki........ İşte öyle küçük,

sıcacık hikayeleri anımsıyorum çocukluğumda.Annemle babamın yemekten sonra

çay keyfi sırasında oynadıkları kağıt oyununu,ikisinin de ne kadar iyi vakit

geçirdikleri,birbirlerini bunca yıl nasıl sevdikleri okunan

yüzlerinden,gülüşlerinden birbirlerine takılmalarını çok iyi

hatırlıyorum.Annemin ''Üçkağıt yapma Ahmet,benim gibi dürüst oyna''

deyişini.''Bak dürüst oynuyorum kazanıyorum'' diyerek farkında olmadan

''dürüstlük hayatta en iyi politikadır kızlarım''fikrini aşılayışı dün gibi

aklımda.Hepsini bir bir hatırlıyorum ve özlemle anıyorum. Oyunun sonunda

nihayet sabırla ve heyecenla beklediğim anılar bölümü başlayacaktı. Babam az

konuşmasını daha çok

severdi.O yüzden annem başlardı hep, o da düzeltmeler eklemeler yapmak için

bazen araya girerdi. Çok büyük bir aşkla sevmişlerdi birbirlerini.Ancak

filimlerde rastlanabilecek kadar büyük bir aşkla. Uzun boylu karayağız

delikanlı daha 15 inde çıtkırıldım ama güzel muhtar kızını ilk görüşünden beri

''benim olacaksın'' diye düşündü ve hep bunun öyle olması için elinden geleni

yaptı.Babam annemi istetdiğinde dedem:'' Yaşı çok küçük hem ben onu okutmak

istiyorum'' demiş.Aslında babamı ve ailesini çok sevdiği halde o köye kızını

vermek istemiyormuş.Çünkü babamın köyü anneminkine göre daha ıssız,daha çok

çalışılıp daha az üretilen, medeniyettten daha uzak bir yermiş.Annem bunu şöyle

anlatmaya çalışırdı: ''Köyde çayın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlardı

çocuklarım.Çorba ve evde yapılmış mısır ekmeği ile kahvaltı edilirdi.'' Oysa

muhtar dedem ailesi için hatta o dönemde arkadaşları için daha

iyi yaşam şartları sağlayabilecek ileri görüşlü bir CHP liydi. Milli şef

hayranı, ileriyi görebilen ama pek de umutlu olmayan dedem; annemi okutmak için

onu kasabadaki ortaokula göndermeyi denemiş.Ama çevreden kız çocuğu okumaz

tepkileri gelmiş.Gene de annemi okutma kararında imiş ki; annemin kabadayı

amcaoğullarından biri ''Onu okula gönderirsen ben gitmem amca.Okulda kızların

sayısı çok az onlara da iyi gözle bakılmıyor.'' deyişi ile annemin tahsil hayatı

suya düşmüş.Yine de onun için birşeyler yapmak isteyen dedem, onu kız sanatın

''dikiş ve nakış kursuna'' göndermiş. Annem de benim gibi babasına

hayrandı.Dedemin daha darbeden çok çok önce ''Bunları asarlar,bu hükümet ne

yapıyor.'' deyişini ve ardından Menderes'in ve diğerlerinin Yassıada'ya

gönderilişlerini o çocuk fikriyle algılayamayan annem; şimdi der şeyi daha iyi

anlıyordu. Köydeki imeceler ki annem onlara ''mec'' derdi ve annemle babamın

birbirlerine söyledikleri maniler ile renklenirdi hikayeler.Annemin hafızası çok

güçlüydü.O manileri bir yere not etmemesine rağmen kelimesi kelimesine

hatırlıyordu.Babam bunları sadece hoş bir gülümseme ile dinler ve başıyla

onaylardı. Babam çok seyahat ederdi. İşi gereği toplantılar için özellikle

Ankara'ya giderdi.Karadeniz Bakır İşletmeleri İşçi Sendikası Başkanıydı benim

babam.Her seyahatinden anneme ve bize birşeylerle dönerdi.Her seferinde anneme

getirdiği plaklar şimdi bile çok güzeller bence.O dönemde öyle bir romantizm

öyle bir saygı, nasıl oluyorda her türlü imkanın mevcut olduğu günümüzde mümkün

olmuyor ben anlamıyorum. '' Babanızı çok sevmeme rağmen babam fikrini

değiştirip beni babanızla evlendirmese; asla kaçmazdım.'' der annem.Babam da ona

gönderdiği pusulada kimseye varmamasını; onon da annemden başka hiç kimseyle

evlenmek niyetinde olmadığını açıkça yazmış.''Ama merak etme seni zorla

evlendirmeye kalkarlarsa düğün günü gerekirse seni helikopterle kaçırırım''

demiş. ''Sen benimsin'' ''Sadece benim'' işte şimdiki erkeklerin

diyemediği bu.''Sen istiyorsan ilelebet benimsin''. Bunu diyebilen her erkek

istediği kadını elde eder.Her şart veye koşul altında bile. Ve

nihayetinde dedem razı gelmiş ve annem telli duvaklı babama gelin

gelmiş.Problemler asıl bundan sonra başlamış. Babamın hapse düşüşü, annemin o

zor şartlarda babamın ailesi ile köyde kalışı.Annem ilk çocuğunu kocası çok

uzakta iken doğurmuş.Abim konuşma çağındaymış babam eve döndüğünde ve aralarında

aşılmaz engeller olmuş hep.Babam uzakta iken dedem annemi ve abimi geri almak

kendi evine getirmek istemiş.Çünkü henüz resmi nikahları yokmuş.Amam annem

ısrarla gelin gittiği evde kalacağını ve erkeğinin eve dönmesini bekleyeceğini

söylemiş. Kişiliğimizi oluşturan her şeyin bir duvarı ören tuğlalar gibi

tek tek sıralandığı, oluştuğu devir çocukluğumuzdur.Farkında olur veya olmayız

ama etkisinde kaldığımız olaylar veya kişiler vardır.Benim çocukluğum tek tek

nelerden etkilendi bilemem ama büyük bir kısmı babama hayranlık ve saygıyla

örüldü. Babamın kitaplığında 1967 senesine ait küçük bir ajanda

buldum.Kendi el yazısı ile anılarını bu deftere yazmıştı.Annemin onu hapiste

ziyaretleri hepsi bu küçük ajanda da kısa kısa not alınmıştı.Gözyaşları içinde

her satırına kadar okudum.Yazdığı şiirleri, olaylara bakış açısı hepsi,bu

deftere sığabildiği kadarı o kitaplıktaydı.İşte bu anıları yazmaya o gün karar

verdim.Zira babamın hayatı değil benim kıytırık hikayelerime, çok daha önemli

eserlere konu olacak kadar dopdoluydu. Uzun boyu kırlaşmış saçları,

çatık kaşlarıyla yakışıklı bir adamdı babam. Çok ağır ve oturaklı, duygularını

pek belli etmeyen; anneme hariç.Onunla aralarında öyle güzel bir iletişimleri

vardı ki, saygı ve sevgi ile sanki tek bir beyin, tek bir kalptiler.Onlara

hayranlığımı bu satırlarda dile getirmek yüzlerine söylemekten daha kolay.

Bu iki kelimeyi aynı cümlede kullanmaktan utansamda, aşka ve sevgiye

saygısıda çoktu babamın.İlk okula gittiğim günlerdi. Annem bir gün ablamı camda

erkek arkadaşı ile bakışırken yakalamış ve ablamı iyice hırpalamıştı.Akşam

yemeğinde hepimiz yerlerimizi aldık yalnız ablam yoktu sandalyesinde. ''Mine

nerde? Yemeğe niye gelmiyor? '' dedi babam.Annem bir süre sustuktan sonra

''odada yatıyor, bu gece yemeğe gelmeyecek.'' dedi.Akşam yemeklerinde hepimizin

bir arada olması babam için çok önemliydi.''Hasta mı? '' diye sordu.''Hayır, bu

gün yine o serseriye bakarken yakaladımve dövdüm'' dedi annem. ''Agladı ve odada

yatıyor.'' Bir süre suskunluk oldu. Hepimiz yemeğimizi yiyorduk ama babamın

vereceği tepkiyi merak etmiştik. '' Annen de seni bana baktığın için dövdü

mü? '' dedi babam.Hepimiz gülmeye başladık.Annem ağzında bir şeyler geveledi o

da güldü.''Git yemeğe çağır gelsin '' dedi babam.''Ben çağırırım'' dedi Rabia ve

masadan fırladı.Ablam şişmiş gözleri ve kızarmış suratı ile sofraya geldi.Yedi

kişilik aile gene akşam yemeğinde biraraya gelmiştik.Kadro tamamdı.Neşe içinde

yemeğimizi yedik.Her akşam gibi o akşam da evimiz huzur ve mutluluk

doluydu.

 

Saniye Bozlu

 

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor...