<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0">
<title>Şiir Tutkusu, son 20 eklenen</title>
<link>http://siirtutkusu.com/</link>
<description>Şiir Tutkunlarının eklediği son 20 yazı</description>
<language>tr</language>
<pubDate>Sat, 19 May 2012 09:53:34 GMT</pubDate>
<channel><item><title>ismailcivelek, Ben Aşk Öksüzüyüm isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/ben_ask_oksuzuyum.html</link><pubDate>Sat, 19 May 2012 09:53:34 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/ben_ask_oksuzuyum.html</guid><description><![CDATA[adını yazdım taşa
bayıldım kalem kaşa
doyur bei sevdaya
ben aşk öksüzüyüm

öldür beni gözlerinle
vur istersen sözlerinle
uyuyayım dizlerinde
ben aşk öksüzüyüm

aşka yolum derde kul
mutluluğu benle bul
boynum bükük gözüm yaşlı
ben aşk öksüzüyüm

yazan . ismail civelek
..."\n"]]></description></item>
<item><title>tahsinozmen, Sol Anahtarının Çengelinde Kirinden Arınamamış Bir Yürek Asılı isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/sol_anahtarinin_cengelinde_kirinden_arinamamis_bir_yurek_asi.html</link><pubDate>Sat, 19 May 2012 09:52:15 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/sol_anahtarinin_cengelinde_kirinden_arinamamis_bir_yurek_asi.html</guid><description><![CDATA[-Dünya&#39;ya isteyerek gelinmez
cennet de cehennem de kimin cebinde bilinmez-
.
hiçbir ehl-i namusun ar perdesi…
durup dururken delinmez 
pamuk tarlasında zenci kuş olmaya benzer
tüm anıları tecavüz işgaline uğramış bir fahişenin…
mazisi mendille silinmez 
içine konmadık ne var ki zaman kazanının
tövbesini arayan günah da
av tarlasında vicdan arayan avcı da… 
sonunda ne bulur bilinmez
.
zira gelecek…
bilinmezin yurdudur
dün ise…
..."\n"]]></description></item>
<item><title>ismailcivelek, Bana Sorun isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/bana_sorun.html</link><pubDate>Sat, 19 May 2012 09:46:35 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/bana_sorun.html</guid><description><![CDATA[gurbet elin acısını
ben bilirim bana sorun
geçmeyen gece yarısını
bana sorun ben bilirim ben

adı zalim gurbet
kopartıyor kıyamet
hasret dolu günleri
bana sorun ben bilirim ben

geceler buz keser
rüzgarı deli eser
akıllıyken deli eder
bana sorun ben bilirim ben

yazan . ismail civelek
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Sev divanından Bir Husus isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/sev_divanindan_bir_husus.html</link><pubDate>Sat, 19 May 2012 08:44:08 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/sev_divanindan_bir_husus.html</guid><description><![CDATA[Sevgi denen şeydir sayesinde güçlü kuvvetli ve kudretiyle
Yaşadığım dünya
Bulunduğum kainat
Payıma düşen zaman dilimi hayat bütünlüğünden olma büyüme diyip
Herkesin herşeye karşı duyumsadığı has ve hassas denge
Hani sevmese insan...!
Hem etkisiz, hem tepkisiz, hem kul köle sağmallarına sızıp saplanmış ele geçirim
Sevmese insan...
Taşı sevmese, toprağı sevmese, suyu, ateşi, ayı, güneşi...
Sevmese kurdu kuşu
Balina yavrusunu, kuzusunu koyunun
Sevmese insan sürülerce sayısız bir dolu silsilelerin ismi cismini
Boşlukta kalır aklı
Hem aklı boşlukta kalır, hem kendi sap gibi sapur supur sersem...
Fikirden vicdandan fırlayıp yuvarlanarak lağımlı leşli çukura...
Nerden bilecek ki en kolay böyle öldürür ve ölünür..?!
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Mahlesinde Dilberan isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/mahlesinde_dilberan.html</link><pubDate>Sat, 19 May 2012 08:43:39 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/mahlesinde_dilberan.html</guid><description><![CDATA[Gönül bahçelerinde aşk türlüsünden dert lehçeleyen çerçi
Bedestenlerde kuruldu gitti bazar, aşk ilinde gelip geçmektedir bahar
Şartlanmış kabuk çatlaklarından zor kalıplı saklsılarda olmayaydı bari günaydın
Aklıyın aklabildiği boşluklara tuzağa düşmeyeydi ağaran gökler 
Ve kararan geceler...
Ve kararan geceler dedim...yağmurun dibinde sulu sepken üşürken
Şarkılar bozuk çalmayaydı azar azar işitilmiş azada
Uyanıp uykusunu ay vaktinden ötesine sapınca 
Düşünceleriyin uğrayabildiği kadar hasar ve rüzgar
Demek gene sokağın sonundaki dilber-i şahaneye kalacak gezip dolaşan yorgun
Kuru dalda demek kavrulmuş yanmış gül yine olacak duvara yakın
Ve göçmekteyken bu bahar
Gidenkilerin akıbetinden nem kapacak, bari...
Çıra hala yanık duraydı
Evin dibinde olaydı bari eliyle koymuş gibi bulunmaya
 Mahlesine yitik anahtar...
..."\n"]]></description></item>
<item><title>zuhaleraslan, <![CDATA[AY&#39;IN SEFASI]]> isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/ayin_sefasi.html</link><pubDate>Fri, 18 May 2012 18:33:38 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/ayin_sefasi.html</guid><description>Ey ay!
Tütüyorsun yine bu gece...
İlk çığlığımdan bu yana,
Hep oradasın
Kıyafet beğenmez o tavrınla...
Yorulmaz mısın sen?
Dinlensen bir;
Gelsen şöyle yanı başıma;
Olmaz mı?
Sen de haklısın aslında!
Deniz bile, yakından baktığında
Mavi değil bu tarafta...

ZUHAL ERASLAN
</description></item>
<item><title>zuhaleraslan, ÇİNGENEM isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/cingenem.html</link><pubDate>Fri, 18 May 2012 18:32:33 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/cingenem.html</guid><description><![CDATA[Seni sığdıramıyorum mısralara...

Olmuyor çingenem; 

Olmuyor!

Kara gözlerin,

Büyük geliyor sayfalara;

Yüreğinin sıcaklığı

Yakıp tutuşturuyor kalemleri...

Ki kim bilir

..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, El Haram isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/el_haram.html</link><pubDate>Fri, 18 May 2012 10:24:11 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/el_haram.html</guid><description><![CDATA[Şöyle hele,
Yaban yazgı kim ola kitabına dönüp bakacak olursak kısaca
Kıssssssaca yani kıpkısacık.....!
Sağlı sollu işe giriştirilmiş darbeleşmelerin artığından
Kimsesize kalan Türkiye kaymaklısını kıssskıvrak kelepçeleyen cepçi zulacı
 Böyyyüüüük gardiyanbaşı kim ola
Yaa selamsın, veya da şahit
....ey yer gök...!
Taslaklı çizimli ozamandan bu zamana  halkasında hırkasında şal şalvar
Ciritli kimyasal atlılarıyla ket-kement ve silindir kafa aynene amin...
Gitti gitti geldi yerlisi yabancısı 
Bankacısı
Muhasebecisi
Borsacısı
Mafyacısı
Arsacısı arazicisi madencisi matbacısı bezirgancısı dinen ve aynene amin
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Hatta Hatta Hüüüü isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/hatta_hatta_huuuu.html</link><pubDate>Fri, 18 May 2012 10:23:49 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/hatta_hatta_huuuu.html</guid><description><![CDATA[Hatta hatta hüüüüüüüüü
Mevle-vüüüü ve mevlana baba hüüüüüü
Hatta hatta şura bura yukarı aşağı
Aşağı yahut yukarısını kesin bellederek diyecektin yakın nere
Nere uzak
Nere şakralar kavşağı zülfi siyah 
Hüzün nere sevinç nere gurbet nine hasret ne şekil ..?
Şah damar kimee ne kadar ne mikta hak veya il-khak...
Olmadı şimdi...!
Onca haramzade, dünya doludizgini cinnet cin...
Ciritleşip kapıyı bacayı omuzlarken....
Sanki saklar gibi kendi zamanındaki Harzem şahi sürgünlüğünün niyesini nesini
Olmadı şimdi zalımı zulumu zıvanasından çıkmış akıl ve vicdan sapığını
Hooooooop diyecektin
Olmaz diyecektin
Çiçek ayrı çirkin ayrı diyecektin
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Mahsuscuktan Cingaver isimli denemeyi yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/deneme/mahsuscuktan_cingaver.html</link><pubDate>Thu, 17 May 2012 11:30:14 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/deneme/mahsuscuktan_cingaver.html</guid><description><![CDATA[Cin cinayayet patlaması yaşayan ara soğulmalardan üreme ve türemelerle en sızılı sancılardan hortlayıp, yarınsız dünlere öldürücü illetler gibi doğarak sarılan,  sinsi suratsızlığın şaha kalkmış şişkin pişkin şahaneliğidir; her türlü ihlal ve ihanetlere iş güç kurup, fesat-fitne  üstümüze başımıza devrilip kalan harabe.
Soysuz bir yıkım özleminin kısa gün kazancından bütün zamanları içinden çıkılamaz karmakarışık kargaşalara izsiz, idraksız, izansız, ahlaksız.. olanca ırsıyetinden taaaa dünyaya gelişiyle birlikte bedeninde ve ruhunda  taşıdığı bütün fikir; düşün, vicdan, sorumluluk, inanç ve daha nice dinç ve diri tutmaların yaşamsal gerekliliklerini insansız bırakmanın hakına tecavüzle, İnsan denen varlığı olabildiğince soyut, saydam, sert, iletimsiz ve iletişimsiz putlaştırmanın ihalecisi kılma fesatlılığıdır bu müthiş bitiş...
Her kargaşadan büyük alım çalımlar hortumlayan sülükleşmeler kurgusunadır aklı fikri...Herkesi düşten, dünekten, hayalden ve düşünceden mahrum bırakırken, O, gecesini gündüzünü iblisce iş çevirmelerin haramlılığına kurar kurgular. 
Adamlardan ve kadınlardan cilti cilalı, ruhu ışılak, görüntüsü kızılca kıyametler kaypıncağında yeri yurdu belirsize oynak oyuncaklar kırar kırpıştırır. Bunca piyonluk böylesi ihaleye fesat karıştırarak; her türlü kafa bulan ve gönül bulandıran ipsiz sapsız bağlılıklara  en vazgeçilmesiz günboyu tir titreklerle bağlılık afyonu içmiş tapınak dallamasına teraslığındandır.
Gide gide bir yere varılır ki, bu toz duman haramlarında her türlü açılım süslüsü suskun susam haramiliğinden, önce brey alabildiğine başıbozuğa  bozgun yer..sonra aile darmadağına birbirini cehennemin dibine birdaha görüşmemeklere küs ve dargın eder...sonra toplum birbirini oyuuuuk poyuk oyan, ortası ortancası olmayan zemin ve zaman kaybına felç eder...ve daha sonrası herşey birbirini besleyip büyüten döner sermayelik kısır ve kurak ve çöl döngüsüdür...İşte O sarmaldan da Global adlı cinayet duruma el atıp, bütün bir dünyadır,  içinden çıkamayacağı kör kütük kuyu zindanlarının amam aman sağrıyan sancıyanları dibine ölü düşer.
Bu işin bizdeki oluş bitişi ya Ce Ne Ne Türk veya Türk Telekom veya Turkokola ...gibi çipçirkin dallasmalığın sırta aslında olabilecek en zulumkar utanç nişaneliğini &#39; takılmış kulp &#39; tipsizliğiyle  kamburlayarak...
Veya olan değerinden kimini azaltıp, kimini azdırıp, kimini, eksiltip, kimini babalar gibi satarak; Ergenekon düzeneğinde tertipli...Ilımlı İslam düzeneğinde işkolik...Babalar Gibi Satan&#39;lar düzeneğinde hakim ve hükümran...
Geçmişi sayısız ihaleye fesat karıştırma sanal, soyutsal, siyasal, dinsel ve tüccari medyatik- basmakalıp hızlı sürüm piyasacısı sabit kafa ve vaziyetten kazanç çıkaran pişkin suratlarıyla mümkün kılınan bu sağlam...
Hem de geçmişte &#39; Altay Dağlarndan Tuna boylarına &#39; ...sermayeciliğini dillerinden düşürmeyen yan geçimli şahane şebekeciliğin...ve de &#39; Atatürk Cumhuriyet Parti Pırtıcılığını&#39; ...daima durumdan pay çıkaran  cukkasını bedavaya getirimli kılışeleşmiş kronik işkurumlusu diğer sermayecilerinin ortak ve işbirliğiyle...milli, muhafazakar, cumhirtik...mahsus-cukkk..
Bir güzel ülkedir oysa Türkiye, şu haliyle şimdi yağmalanıyor, yıkılıyor, yakılıyor, cerahat cerahat kan kaybediyor her yarada ayrı bir sancı..
Her kuytuda ayrı bir pusu  feci bir hainlik ve hinliktir, paramparça etmelerin alıcı kuşları çiyan çaylak dönüyor dağında bayırında suyunda ve toprağında...ve kafası bin türlü karmaşada sanal sinemasala salaklaştırılmiış insanı, yüksek dozlu afyon almış da uyuşmuş gibi, canından usanıp  uzaklaştığı dizilililikte kendi kendini  seyrediyor.




 Seyfi  Karaca........Mayıs / 12
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Kozakırımı isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/kozakirimi.html</link><pubDate>Thu, 17 May 2012 11:29:24 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/kozakirimi.html</guid><description>Herkesin bir baharı varmış mış...
Sırası geldikçe aşka tutulan uzak nöbette
Sen benim dört mevsimimsin kocaman kız...
Diyerek sarıldım sevdiğimse yare...
Nasıl gülümserdi camlar duvarlar ve herşey
Sokaklar büyür giderdi
Kuşlara mektup yazdırıp kumruluktan
 Dağlarını yol yola tutan
.....aşka aşkın,
Ve  yürekten bağlı sevgililiğe

Seyfi Karaca...........Mayıs / 12
</description></item>
<item><title>kirmen, Tersintersine isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/tersintersine.html</link><pubDate>Thu, 17 May 2012 11:29:05 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/tersintersine.html</guid><description><![CDATA[Tersin tersine gitgide
Evler bozuluyor, toprak kayıyor temelli
İnsan uçuk bir çukur
Her çekilen gediğinde gizlenmiş bir mezar taşı ölü diye yazan
Yarın nerdeydi yarın...?
Balığın karnındaki akvaryumun içinde...?
Yunusta...
Mevlasız kalmış mevlanada...susuz sanrıyan denizde...?
Çiçek soldum öldüm işte diye bangır bangır bangır...ilkbaharsız son..
Yarın nerdeydi yarın
Kışta..
Yazda...
Camsız çerçevede...
Gardaki kendini bekleyen misafirde
Yarın....?
Kendini ezip geçen vagon vagona göçük trende...?
..."\n"]]></description></item>
<item><title>eyupgures, RÜZGÂR GİBİ… isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/ruzgar_gibi.html</link><pubDate>Thu, 17 May 2012 08:34:30 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/ruzgar_gibi.html</guid><description><![CDATA[Rüzgâr gibidir ömür...
Bazen kuzeyden esen sert poyraz,
Bazen için içine sığmayan coşkuyla, boğarcasına
Güneyden esen sert ama; sıcak lodos…
Aslında kıble gibi esmek isterim ılık ılık…
Ama kıble gibi esmekte yetmez!
Kıblesi de olmalı insanın,
Döneceği, uğrunda öleceği…
Rüzgâr gibidir âşık olmak.
Bazen dar zamanlara sıkışan küçük bir anekdot
Anlamaya fırsat bulamadan.
Bazen tereddütlü kaygıdır çok istense de…
Aksi gibi geniş zamanlarda bir kaçıştır belki de…
Aynı şeyleri hissetmektir göremesen de.
Elini tutamasan da, sıcaklığını sol yanında hissetmektir.
Rüzgâr gibidir aşk…
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Dokuzbuçuküstü On Gibide isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/dokuzbucukustu_on_gibide.html</link><pubDate>Wed, 16 May 2012 11:59:07 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/dokuzbucukustu_on_gibide.html</guid><description><![CDATA[Yağmurlu  serin baharlar esenliği
Sürgüleri çekik
Hesap kitapları kapanmaya yakın gonk vaktiydi
Kara düzen orkestra  tertibi bir kaç kişi
Kasalı kardinal koltukların akşama demirlenmiş şarkılarını söylüyorlardı
Yüzyıllar yorgunuydu duvarlar
Kapılar ezelçağlar yaşında ve aksak ağır
Üç..
Bilemedin beş kişilik kalan gün aralığından varıp girdim içeri
Soğuk duvarlar
Lehçesiz fügürler
Gidenlerden sonra sıcaklığını yitirmiş sıra sıra loş karanlıklı oturaklar
Herşey birbirinden yüz çevirmiş alakasızlığa kayıt düşürendeyken mevcutlusunu
Son yoklamasını yapmış
Ve eksik fazlasına cızırtılar çıkarıyor gibi ilahi dakkasını tutan okestraya dönük
Gittim çıkış kapısı dibindeki aklınızdakileri yazın tahtasına kilisenin...
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Uzaklaşarak Varılan Gizlikaçak isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/uzaklasarak_varilan_gizlikacak.html</link><pubDate>Wed, 16 May 2012 11:58:23 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/uzaklasarak_varilan_gizlikacak.html</guid><description><![CDATA[Madrit....şu kadar
Köln....bu kadar
Libzon.....şunun şurasından şu kadar
Kudüs şurdan şöylemesine bunca misil
Budapeşte şunun şöylemesine bilmem ne kadar...
.....topuklarına Menhetin artiz yıldızları çakılı &#39;pirivat&#39; ve korsan yazılımı gibi
........tunç bir çağ yazıtıydı sanki yerden yukarıyı gözetlemekte olanı okuduğum
Tıkır tıkır bol kadın ökçesi şıngırdağında ses ve yankı bulan yollar boyu curcunak alem
Yerde yüzü buruşuk mayıs bulutlarının bıraktığı yağmurlar
Ortalıkta boyluboyunca serilmiş parkelerin soğuk döşlerinde üşür titrerken
Kiliseden kimi yönlere sapıp kilometrelerce uzaklaşarak ancak varılan diye
Meydanda yazan
Yine Ulm&#39; deki yağmurlu yazıdan...

Seyfi Karaca.....Mayıs / 12
]]></description></item>
<item><title>kirmen, İnsandan Öncesi ve Sonrası isimli denemeyi yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/deneme/insandan_oncesi_ve_sonrasi.html</link><pubDate>Tue, 15 May 2012 14:44:07 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/deneme/insandan_oncesi_ve_sonrasi.html</guid><description><![CDATA[Bu arada üstüne basa basa mı dersiniz...altını üstünü çize çize mi.? 
Söyleyip-yazıp bir daha ve bir daha söylemem gerekir ki;  adından usanmış, kalbinden bıkmış,  bulandıra bulandıra beyninden bin türlü hantallaşmaların kirine ve köhnesine yıkılıp yıkanmış, kendisinden yabancılaşan tiksinti uyanımlarına hiç de içten bile değildir, arta kalan dünyanın leş- kargalarının bütün azmanlığıyla uğruna düşüveren  zaten ruhsuz brakılmış cansızlaşmalara pençeler takıp lime lime  bedenlerini talan, tarumar ve tecavüz etmeleri.
Sonra da isimsiz kalan cisimsizin adı af buyurun; Eşşek oğlu kızeşşek bile değildir..
Çünkü artık çoğul ( ebe-dede, ana-baba, kavim kardeş ve diğer hısım yaren konu komşusuyla ) birlikteliklerin çoktan hüküm ve anlamını gaydasıyla tepişip kişneşen yalnızlığına tercih etmiş yahut etme zorunda kalmaların kuru gürültüsüne ayak uydurmuş ruhsatsız bir nikahtan bulup buluşturduğuyla, devamlı kamçılayan toplumsal beyinsizliğin boyunduruğundan sürükleyip götüren saçın savruk kaçaklara sürgün olmaların organsızlaştırması depremiyle evini, yuvasını,  ve sokağını kuruyor bu solucansı insanlığından vazgeçimli cayımm.
Topu topu iki saatlik çamur çığnarcasına boyutsuz bir denge kaybının sarhoşluğunda kendini göşterişin elden avuçtan çıkmışlığını savurup saçan böylesi evcillenmeler, sanki çağına uygun tüketim toplumculuğunun en karakteristik damgalanmaları gibi yalnızca &#39; şu günden şu günedir. Ondan sonrasına çöplüktür. Her devamında ısrar edeni siler, süpürür bir daha dik durup ayağa kalkamayacak yamukluğa zaten baştan zehrolmuş hayatını tümden zehreder &#39; ...dercesine belli zamanlık kullanımı oyun ve oyuncaklaştırmak üzeresinedir.
 Bu yüzden her evlilik sanki karşılıklı birbirine madik atmanın asılsız gülücüklerinde hem sahte, hem de kullanım zaman aralığı kesin ve baştan tayin olmuş karşılıklı yarış, didiş, dalaş ve  yıkım şifrelisidir. Ve bu isimsiz, cisimsiz yalnızca cenaze  arabalığı şahane törenselliğin kendini sokakta bulduğu namahremsiz kurgu; aslında hiç kimseyi cürümüne davet etmeksizin en yavan ve en yapayalnız haliyle dayanıksız tüketimliliğinin cinnet ve ceza evliliğini hiç kimseyi bulaştırmaksızın dimdirek gitmesi gerekirken; aksine; eskinin ne kadar insan bunayıp bunaltan kabus türü lüksü, şaaşası,  yortu ve tortusu varsa onu da yüklenerek, zaten kendi canını dünden yarına taşımakta zorlandığı &#39;kapısında  Biz Evlendik&#39;  yazan sokak sürüklenmelerinin tenekehanesine taşınmakta hala.
Oysa sevgisiz hiçbirşeyin hiçbirşeyle güzellikler adına el tutuşup gönül sardırmadığını inkar ve ihmalle, bilmiyorlar ki, bu dangalaklıkta diz boyu kendi hayatını süslü ışıltılar ve kupkuru gürültülerin ayazından karartanlar; kendisiyle dahi yüzde yüz kabullü yüzleşmelerin isim ve cisim tanıklığına tanış oamayacak kadar kaçakta gizlide , ne kendidir. Ne bir başkası. Ne düne tanık. Ne yarına sözlü. Ne bugüne dünya evlisi. Ne sevgi mekan ve makamında  hayatını doyumsuz besleyip, büyütüp, örgünüp,  bakabilenlerden insanlık sahibi.
Buradan sevgili Atatürk&#39; ün sene bindokuzyüzotuzüç de limitsiz bir zaman tanığı olarak içinde bizi de alan  göz nuru, yürek yorgunluğunun kapısını çalıp yakından bakacak olursak :
Tarih bizi Cumhuriyet&#39; le şereflenen bir onurla ağırlıyor. Kutlu olsun !..diyor ikinci satır.
Şu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak büyük sevinç içerisindeyim ( esaretten kurtuluşun onuncu yılını kutlama onuruna ilişkin )....diyor ikinci , ki bana göre Atatürk&#39; ü hepimize sevgili olarak armağan eden  en değerli satırdaki cümledir. Yani ben yeni; ve en gıcırından tek başına buyruk, şahınız ve padişahınız olan haşmetlü hükümranınızım demiyor. Sizden biriyim diyor.
Kurtuluşu sizinle ve sizden güçlenen kuvvetle başardık diyor yine aynı satırdaki vurguya Atatürk. Yani ben yaptım böyle şahaneleştik demiyor bugünkü Bop sahtekar sanallığı, satıştan kazandığını idda eden soyu tükenmişliğe sürüm piyasacılığı gibi.
Az zamanda çok iş yaptık ama yetmez yetmeyecektir tarih durdum ve artık bana yaşamak haram demedikçe ...diyor ve demeye getiriyor verilmiş ve daha da verilmesi zorunlu değeri sonsuz emekleri.
İlerleyip büyüyen zamanla ismen ve cismen aynı adım ayarlılığında yürümeyi geliştirmek mecburiyetindeyiz diyor onikinci ve devamındaki satırlarda. Bu değerliliğinse ancak; kültür, sanat ve bilgi sıralacıyla dökümanlı birikimlerimizi sürekli işler ve çalışır kılmakla mümkün olacağına işaret eden bu satırlar, kendinden kopmamanın ve geçmiş zamanların züğürt ve gevşek avuntusuyla gününü ahmaklayan kayıtsızlığına mahkum düşmemenin zindeliğiyle ancak vucut bulacağının teminatını veriyor.
Ve nihayet en sonuncu sen ismin cismine hoş ve hoşnut kaldıkça ne mutlusun diyerek bitirdiği satırlarda insanına saadetler ve huzur dilerken...Yine bana göre Osman bey ile Atatük Göktürk Ergenekon destanlaşmasından hiç farkı olmayan uyanışının ara kesitlerine yapılmış olan donuk ve sönük zaman kybına işaret edişidir sevgili Atatürk&#39; ün.....yeraltı soğulma ve soyutlanmalarıyla insanlığından çıkan zır zıvanalığın uğradığı akibeti işaret eden ..ve  özellikle de yıkımdan yıkıma sürüklenen kaçınılmazlığa uyardığı, otuzüçüncü ve devamındaki satır..
Şimdi bunun yanına &#39; Gençliğe Hitabe&#39; yi de ekleyin...
Bütün kaleleri zaptolan...( yasama, yürütme ve yargı ) hükmünü elden aldırmış eşbaşkanlığın güdümünde;
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Günakşamın Koynunda isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/gunaksamin_koynunda.html</link><pubDate>Tue, 15 May 2012 14:43:19 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/gunaksamin_koynunda.html</guid><description>Esen poyraza yol sorup yüklü yüklü gemiler
Bulanmış bulutlardan nem kapmaya islicamlardaki hayalin
Rıhtım çardaklarında sarhoşluğunu saklayan bir sandal var ki günakşam
Açılmış dudaklarını yağmura bırak diyor baharındır
Baharsa ya senin
Ya benim tutuşan ellerinde kendini gözleyip duran kandil
Limanları şehrine koyup göç yolların izleyen göçmen ya senindir 
Ya benim..
Lalezarda hatrı kalan ahuvahla
Giden gelene sevgili


Seyfi Karaca...........Mayıs / 12
</description></item>
<item><title>kirmen, Heyhat Falan isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/heyhat_falan.html</link><pubDate>Tue, 15 May 2012 14:42:57 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/heyhat_falan.html</guid><description><![CDATA[Hepten mi 
Dayanıksız tüketim malı durumuna etiketlendik nedir..?
Birbirini derine çeken girdaplaşmalarla değer düşüren bazarda
Tümden mi çarşı –dükkan afiş tabela
En anlaşılır tabirle malın malı en ucuz
Sil sümük ağıtlı salyalı madur muarız
Ağzı kırık
Yüzü bozuk
Teni insandan başka herşeyden karma kimya
Kalbi konrollü pompalaşmaların kör kütüğü
Kafada dank
Fikirde dep düp danga dunk
Şangır şungur muazzam matemle hava basıp çatlak sızıntıya
Dilde anlaşılmaz hallere hepten mi?
........ kahrı küfürü manzaralaştık da ne bilem..
Yürüyüp yuvarlanarak gittik gittik de ne bilem hayattan ayarsızın 
..."\n"]]></description></item>
<item><title>kirmen, Sirensiz Savrum isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/sirensiz_savrum.html</link><pubDate>Tue, 15 May 2012 14:42:32 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/sirensiz_savrum.html</guid><description>Nerden bilininir  adı nazlı dallarına konmamış çiçekten
Kendi kendine yeller sökünür fırtına kuşlarının yollarına düşerek
Cana yetişmiş bir imdat sesi gibi harlarda harmanlar savuran sirensiz
 Deli çağında baharlar gibi incelerden eserken mayıs
Nerden bilinir bir şehre eli dokunur ateşlerden gönül okşayan pervanın
Nerden bilinir yabandan bir insan gelir geçer her halleri yolcuya sevdalı
Biran,
Ve en bilmedik aralıklarda unutur dakkayı saati zaman
Bir anda varıp kalbe bir kuş konar nefes nefese
İnsan leyliye mecnunken
Kendinden aşkın zaman
Gider gülü seslenir bülbüle

Seyfi Karaca.........Mayıs / 12
</description></item>
<item><title>bozbayir, ENGELLİM isimli şiiri yazdı</title><link>http://siirtutkusu.com/siir/engellim.html</link><pubDate>Mon, 14 May 2012 17:22:06 GMT</pubDate><guid isPermaLink="true">http://siirtutkusu.com/siir/engellim.html</guid><description><![CDATA[ENGELLİM
Yüzüme vurarak acıyıp bakma,
Bana engel değil benim engelim.
Seninde başına gelir unutma,
Bana engel değil benim engelim.

İçimde fırtına koptu kopacak,
Kim ister olmasın kol ile bacak,
Dilim ile aklım sağlam olacak,
Bana engel değil benim engelim.

Kimimiz doğuştan kimi sonradan,
Böyle layık görmüş bizi yaradan,
Sizde engelleri atın kafadan,
Bana engel değil benim engelim.

..."\n"]]></description></item></channel></rss>
